İki ülkenin kaos planı, Türkiye’ye iki cepheli tuzak mı?

Suudi Arabistan’ın en kritik petrol damarlarından Doğu-Batı Boru Hattı’nın Irak’tan havalandığı açıklanan İHA’larla vurulması, Orta Doğu’daki savaşın yeni bir evreye geçtiğini gösterdi. İran bağlantılı vekil güçlerin Irak ve Yemen hattındaki hareketliliği artarken, İsrail’in Suriye ve Irak’taki güvenlik stratejisi de Türkiye’nin çevresindeki baskıyı artırıyor. Stratejistlere göre Mekke Anlaşması sonrasında Ankara açısından en büyük tehlike, provokasyonlarla doğrudan bölgesel çatışmanın içine çekilmek.

İKİ AYRI BASKI NOKTASI

Orta Doğu’daki son kırılma Suudi Arabistan’ın enerji güvenliğinin omurgalarından biri kabul edilen Doğu-Batı Petrol Boru Hattı’nda yaşandı. Riyad yönetimi, hattın birden fazla İHA ile hedef alındığını ve araçların Irak topraklarından havalandığını açıkladı. Saldırının ardından hat güvenlik gerekçesiyle tedbiren kapatıldı. Saldırının hemen ardından Yemen’de İran destekli Husilerin Babülmendep çevresindeki hareketliliği yeniden gündeme geldi. Böylece Hürmüz’den Kızıldeniz’e uzanan enerji ve güvenlik kuşağında iki ayrı baskı noktası ortaya çıktı. Stratejistlere göre kaynağı tartışmalı İHA’lar, vekil milisler ve sabotajlar, bölgesel savaşın genişletilmesinde giderek daha fazla kullanılıyor.


İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, seçimleri kazanmak için her fırsatta Türkiye’ye yönelik açıklamalarda bulunuyor. Fotoğraf: Reuters

MEKKE SONRASI YENİ DENKLEM

Türkiye açısından tabloyu değiştiren en önemli gelişmelerden biri ise Suudi Arabistan ve Pakistan ile kurulan yeni savunma mekanizması. Mekke Anlaşması sonrasında Suudi Arabistan’a yönelik her büyük saldırı Ankara açısından da yeni bir güvenlik tartışması yaratıyor. Türkiye anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığını özellikle vurguluyor. Buna rağmen sahadaki gelişmeler Ankara’yı giderek daha hassas bir denklemin içine çekiyor.

İRAN’IN VEKİL GÜÇ KARTI

Yapılan analizlerde İran’ın bölgesel güvenlik mimarisinin en önemli unsuru olarak vekil güç ağı gösteriliyor. Analizlere göre Irak’taki Şii milis yapılanmaları ve Yemen’deki Husiler, Tahran’a rakiplerini baskı altında tutarken saldırılarla arasına siyasi mesafe koyma imkanı sağlıyor. Stratejistlere göre Ankara’nın Suudi Arabistan ve Pakistan ile yeni savunma sistemine dahil olması, İran’ın bölgesel hesaplarını da etkiliyor.

İSRAİL’İN KUŞATMA STRATEJİSİ

Denklemin diğer tarafında ise İsrail bulunuyor. İsrail, İran’ın bölgesel nüfuzunu kırmak amacıyla Suriye, Irak ve Lübnan hattında daha saldırgan bir güvenlik politikası yürüttüğünün altı çiziliyor. Jeostrateji Uzmanı-Araştırmacı Dr. Ahmet Uslu’ya göre, Bu strateji yalnızca İran’ı hedef almıyor; Suriye ve Irak’taki güç dengelerini değiştirerek Türkiye’nin güneyindeki jeopolitik alanı da etkiliyor. Özellikle Suriye’nin doğusu ve Irak sınırı, Türkiye açısından kritik önem taşıyor.

EN KRİTİK HAT IRAK-SURİYE

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Umur Tugay Yücel ise Türkiye açısından en kırılgan bölgenin Irak-Suriye ekseni olduğuna dikkat çekiyor. Yücel, “Irak merkezi yönetiminin silahlı grupları kontrol etmekte zorlanması halinde ülke, İran-Suudi Arabistan hesaplaşmasının yeni cephesine dönüşebilir. Türkiye’nin temel önceliği askeri caydırıcılığı artırırken provokasyonlara karşı kontrollü hareket etmek olmalı” diyor.

EN BÜYÜK TEHLİKE SABOTAJLAR

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni ise bölgesel kaos ortamında hem İran’ın vekil güçlerine hem de İsrail istihbaratının örtülü operasyonlarına dikkat çekiyor. Köni, Türkiye açısından en büyük riskin doğrudan taraf olmaktan çok, kaynağı belirsiz saldırılar üzerinden çatışmanın içine çekilmek olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yapıyor: “İran’ın vekil güçler üzerinden yürüttüğü faaliyetler kadar İsrail istihbaratının örtülü operasyonları da bölgedeki belirsizliği artırıyor. İki tarafın birbirine karşı yürüttüğü operasyonlar zaman zaman Türkiye açısından aynı güvenlik riskini üretiyor. İran’ın vekil unsurları Irak ve Suriye hattında baskı yaratırken, İsrail’in İran’ı çevreleme stratejisi de Türkiye’nin güneyindeki hareket alanını daraltıyor. Asıl tehlike ise faili ve çıkış noktası tartışmalı İHA, füze ve sabotaj saldırıları. Böyle bir saldırı Suudi Arabistan’da, Irak’ta ya da Suriye sahasında yeni bir kriz zincirini tetikleyebilir. Yeni Orta Doğu savaşında en tehlikeli unsurlardan biri belirsizlik.”

Başa dön tuşu