İki kez büyük acı çekti, ABD’nin insanlık dışı muamelesi

50 yaşındaki mahkum Christa Gail Pike, 30 Eylül’de Riverbend maksimum güvenlikli cezaevinde iki doz pentobarbital verilmesine rağmen ölmedi. Pike hastaneye kaldırılırken avukatları Tennessee’nin “bir kez daha yasal bir infaz gerçekleştiremediğini” açıkladı. Eyaletin infaz protokolünde ikinci dozdan sonra mahkumun hayatta kalması durumunda ne yapılacağına ilişkin bir hükmün bulunmadığı ortaya çıktı. Pike, 1995’te 18 yaşındayken 19 yaşındaki Colleen Slemmer’i öldürmekten idama mahkum edilmişti. Avukatları çocukluk dönemindeki ağır istismar, bipolar bozukluk ve travma sonrası stres bozukluğunu gerekçe göstererek cezanın hafifletilmesini istemişti. ABD Yüksek Mahkemesi infazın önünü açarken üç eyalet yargıcı karara karşı çıktı. Tennessee Valisi Bill Lee ise başarısız girişimin ardından yılın geri kalanındaki infazları durdurarak bağımsız inceleme başlattı. İnsanlık dışı muamele ve insanlık onuruna aykırı ağır ceza olarak idam cezasının kaldırılması ABD’de uzun yıllardır tartışılıyor. ABD’de geçmişte yaşanan örnekler de cezanın korkunç yönünü gözler önüne sermekte.

18 KEZ İĞNE SOKULDU

15 Eylül 2009’da Ohio Eyaleti cezaevi yetkilileri, Romell Broom’u öldürücü iğneyle idam etmeye çalıştı. İnfaz ekibi iki saat boyunca Broom’un kolları ve bacaklarında uygun damar aradı. İğne 18 ayrı noktaya sokuldu; girişimlerden birinde iğne kemiğe kadar ulaştı. Acı içinde yüzünü buruşturan Broom bir noktadan sonra kendisini öldürmeye çalışan görevlilere damar bulmaları için yardım etmeye başladı. Tanıklar mahkumun elleriyle yüzünü kapatarak ağladığını aktardı. Sonunda Vali Ted Strickland infazı durdurdu. Ohio daha sonra Broom’u ikinci kez idam etmek için hukuki süreç başlattı; eyalet Yüksek Mahkemesi 2016’da buna izin verdi. Ancak Broom ikinci infaz gerçekleşmeden, 2020’de cezaevinde COVID-19 nedeniyle öldü.


Christa Pike’ın iki doz ölümcül ilaç verilmesine rağmen hayatta kalması ABD’deki başarısız infazları ve idamın insancıl bir ceza olmadığı yönünde ülkede devam eden tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Tennessee Valisi Bill Lee, Pike’ın hastaneye kaldırılmasının ardından 2026’nın kalan infazlarını durdurdu ve olay hakkında bağımsız soruşturma başlattı. (Reuters)

SEDYEDE ACIYLA KIVRANDI

29 Nisan 2014’te Oklahoma’da Clayton Lockett’ın infazı, ölüm cezasının en çok tartışılan örneklerinden birine dönüştü. Üç ilaçlı yeni bir karışım uygulanan Lockett saat 18.33’te bilincini kaybetmiş ilan edildi. Ancak üç dakika sonra başını kaldırmaya, ağır biçimde nefes almaya, konuşmaya ve sedyede kıvranmaya başladı. Yetkililer daha sonra damarın çöktüğünü ve ilaçların planlandığı şekilde vücuduna ulaşmadığını açıkladı. İnfaz yaklaşık 20 dakika sonra durduruldu ancak Lockett işlemin başlamasından yaklaşık 40 dakika sonra kalp krizinden öldü. Aynı gece yapılması planlanan ikinci infaz ertelendi.

İKİ SAATTE 15 DOZ

Yalnızca üç ay sonra, 23 Temmuz 2014’te Arizona’da Joseph Wood’un infazı yaklaşık iki saat sürdü. Wood’a midazolam ve hydromorphone karışımı ölümcül sıvı art arda 15 kez verildi; toplamda her ilaçtan 750 miligram uygulandı. Wood ölmeden önce 600’den fazla kez soluk almaya çalıştı. İnfazın yaklaşık 10 dakika sürmesi beklenirken Wood’un ölümü 1 saat 57 dakika sonra ilan edildi. 2024’te Alabama yeni bir yöntem olarak nitrojen gazını ilk kez Kenneth Eugene Smith üzerinde kullandı. Smith’in de infaz sırasında birkaç dakika boyunca şiddetli biçimde sarsıldığı ve nefes almak için çabaladığı gözlendi. Üstelik Smith de 2022’de öldürücü iğneyle yapılan ilk infaz girişiminden sağ çıkmıştı. Bu ve benzer çok sayıda vaka, ölüm cezasının “hızlı ve acısız” uygulanabileceği iddiasını sürekli yeniden tartışmaya açtı.

Başa dön tuşu