Hürmüz’ün kapatılması 4 ülkeyi vurdu

Son haftalarda, Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve piyasadan milyonlarca varil petrolün çekilmesiyle birlikte uyarılarının tonu daha da yükseldi: Fatih Birol’e göre dünya, tarihin en büyük arz krizlerinden biriyle karşı karşıya ve bu durum küresel ekonomiyi tehdit ediyor.

Paris’teki IEA merkezinden gelişmeleri yakından takip eden Birol, İspanya’da yayınlanan El Pais’e yaptığı açıklamada başlıca ekonomilerin şimdiye kadar yapılan en büyük stratejik petrol rezervlerinin serbest bırakılmasını devreye soktuğunu belirtiyor. Ancak değerlendirmesi sadece acil önlemlerle sınırlı değil. Krizin etkisinin petrol ve doğalgazla sınırlı kalmayacağını, gübre ve petrokimya gibi kritik sektörlere de yayılacağını vurguluyor. Bunun da enflasyon, büyüme ve küresel tedarik zincirleri üzerinde doğrudan etkileri olacağına dikkat çekiyor. Hürmüz Boğazı’nın yeniden uzun süre kapalı kalması halinde gelişmiş ülkelerde bile enerji kısıtlamalarının gündeme gelebileceğini ifade ediyor.

“Tarihin en büyük enerji güvenliği riski”

Birol’a göre mevcut kriz, enerji güvenliği açısından tarihin en büyük riskini oluşturuyor. Kaybedilen petrol ve doğalgaz miktarının, 1970’lerdeki iki büyük petrol krizini ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası yaşanan gaz krizini bile geride bıraktığını söylüyor. Üstelik kriz yalnızca enerjiyle sınırlı değil; gübre, petrokimya ve helyum gibi ürünlerin de etkilenmesi küresel tedarik zincirlerinde ciddi kırılmalara yol açabilir.

“Başta hafife alındı”

Birol, hükümetlerin krizin başlangıcında durumun ciddiyetini yeterince kavrayamadığını belirtiyor. Bu nedenle bir süre kamuoyuna konuşmamayı tercih ettiğini, ancak riskin doğru anlaşılmadığını görünce verilerle durumu anlatmak zorunda kaldıklarını söylüyor. 1970’lerdeki petrol şoklarının birçok ülkeyi resesyona sürüklediğini hatırlatarak benzer bir riskin yeniden gündeme gelebileceğine işaret ediyor.

En kırılgan ülkeler

Krizin en ağır etkisinin, enerji ithalatına bağımlı gelişmekte olan Asya ülkelerinde hissedildiğini belirten Birol; Hindistan, Pakistan, Bangladeş ve Vietnam’ı özellikle vurguluyor. Afrika ve Latin Amerika’daki enerji ithalatçısı ülkelerin de kısa sürede etkilenebileceğini ifade ediyor. Avrupa’nın da bu süreçten kaçamayacağını, Orta Doğu’da ise Irak gibi ekonomik olarak daha kırılgan ülkelerin ciddi zarar göreceğini söylüyor.

Enerji kısıtlaması ihtimali

Birol, bazı gelişmekte olan ülkelerde özellikle enerji yoğun sektörlerde kısıtlamaların şimdiden görülebileceğini belirtiyor. Gelişmiş ülkelerde kısa vadede geniş çaplı bir kısıtlama beklemese de, Hürmüz Boğazı uzun süre kapalı kalırsa bu ihtimali dışlamıyor.

Normalleşme uzun sürecek

Boğazın yeniden açılmasının en kritik çözüm olduğunu vurgulayan Birol, bunun bile hızlı bir toparlanma sağlamayacağını söylüyor. Çünkü Orta Doğu’da 70’ten fazla enerji tesisinin zarar gördüğünü, bunların üçte birinin ağır hasarlı olduğunu belirtiyor. Bu nedenle sistemin eski seviyesine dönmesinin zaman alacağını ve kriz sonrası enerji piyasasının artık eskisi gibi olmayacağını ifade ediyor.

Yeni dönemin kazananları

Birol’a göre kriz, enerji politikalarında köklü değişimlere yol açacak. Ülkeler enerji kaynaklarını çeşitlendirecek, yenilenebilir enerji—özellikle güneş ve rüzgâr—ön plana çıkacak. Elektrikli araçlar hız kazanacak ve nükleer enerjiye yeniden ilgi artacak.

Rezervler henüz tükenmedi

IEA’nın şimdiye kadar 400 milyon varillik rezerv salımı yaptığını belirten Birol, bunun tarihin en büyük müdahalesi olduğunu ancak toplam rezervlerin sadece yüzde 20’sine denk geldiğini söylüyor. Gerekirse yeniden müdahale etmeye hazır olduklarını da ekliyor.

Başa dön tuşu