Hürmüz alarmı büyüyor, petrol şoku kapıda mı?

Orta Doğu’dan küresel arenaya yayılan petrol krizinde şimdi de 150 dolar senaryosu gündemde. Türkiye’yi yakından ilgilendiren tablo, yalnızca akaryakıt fiyatlarını değil; enflasyon, cari açık, rezervler, kredi faizleri ve bütçe dengesi üzerinde de yeni baskı alanı yaratıyor. Hürmüz Boğazı çevresindeki belirsizlik uzadıkça, enerji piyasalarında oluşan her dalga Türk ekonomisine daha yüksek maliyet, daha sıkı finansman koşulları ve daha kırılgan bir denge olarak yansıyor. Küresel petrol piyasasında bugüne kadar ABD ihracatı ve Çin’in zayıf talebiyle sağlanan geçici rahatlama zayıflarken, savaşın ekonomi üzerindeki faturası da giderek daha net okunuyor.


Türkiye’de ekonomi yönetimi açısından tablo giderek daha karmaşık hale geliyor. Bir yanda enflasyonu kontrol altına almak için sıkı para politikası korunurken, diğer yanda savaş, enerji fiyatları, navlun maliyetleri, rezerv kaybı ve bütçe baskısı aynı anda devreye giriyor.

DAHA UZUN SÜREBİLİR

Bu tabloyu Türkiye açısından kritik hale getiren başlıkların başında Merkez Bankası’nın son değerlendirmeleri geliyor. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın nisan ayı enflasyon verilerine ilişkin son açıklamaları, savaşın Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerinin artık daha görünür hale geldiğini ortaya koydu. Karahan, enerji fiyatlarındaki yükselişin yalnızca enflasyonu değil, cari dengeyi de baskı altına aldığını belirtirken, para politikasında sıkı duruşun tahmin edilenden daha uzun süre korunabileceği mesajını verdi. Böylece petrol fiyatlarından başlayan baskının faizlerden rezervlere, akaryakıt fiyatlarından navlun maliyetlerine kadar geniş bir alanda hissedildiği bir dönem öne çıktı.

KREDİYE ERİŞİM ZORLAŞTI

Özellikle 27 Şubat ile 1 Mayıs arasındaki finansal göstergeler, politika faizine dokunulmadan piyasada fiili bir sıkılaşma yaşandığını ortaya koyuyor. Bu dönemde 1-3 ay vadeli mevduat faizi 4,7 puan artarak yüzde 49,1’e yükselirken, ticari kredi faizi 3,8 puanlık artışla yüzde 49’a, ihtiyaç kredisi faizi 4,9 puan artarak yüzde 61,7 seviyesine ulaştı. Analistlere göre bu durum, hem şirketler hem de hane halkı açısından krediye erişimin daha pahalı hale geldiği bir döneme işaret ediyor.

REZEVLER AZALDI

Savaşın en belirgin etkilerinden biri rezervlerde görüldü. Merkez Bankası’nın brüt rezervleri 26 Aralık 2025’te 193,9 milyar dolar seviyesindeyken, 27 Şubat 2026’da 210,3 milyar dolara kadar yükseldi. Ancak savaşın ardından 30 Nisan itibarıyla brüt rezervler 165,5 milyar dolara geriledi. Benzer düşüş swap hariç net rezervlerde de izlendi. 26 Aralık’ta 67,5 milyar dolar olan swap hariç net rezerv, 27 Şubat’ta 78,8 milyar dolara çıkmışken, 30 Nisan’da 36,3 milyar dolara indi. Rezervlerdeki gerilemenin yanında döviz mevduatlarındaki hareket de yakından izleniyor. Geçen hafta döviz mevduatlarının 2,4 milyar dolar düşmesi, Merkez Bankası açısından olumlu bir sinyal olarak görülse de kur talebine ilişkin hassasiyetin sürdüğü yorumları yapılıyor.

TİCARİ BÜYÜME SINIRLI

Kredi tarafında ise ticari kredilerdeki yıllık artışın enflasyonun altında kalmaya devam etmesi dikkat çekiyor. Kur etkisinden arındırılmış ticari kredi büyümesi 26 Aralık’ta yüzde 27,9, 27 Şubat’ta yüzde 27,7, 30 Nisan’da ise yüzde 26,8 olarak gerçekleşti. Analistlere göre bu veri, reel sektörde kredi genişlemesinin sınırlı kaldığını ve finansal sıkılaşmanın üretim ile yatırım kanalı üzerinde baskı oluşturduğunu gösteriyor. Bütçe tarafında da savaşın dolaylı etkileri hissediliyor. Hazine nakit dengesi nisanda 251 milyar TL açık verirken, söz konusu oran geçen yıl aynı dönemde açık 184 milyar TL düzeyindeydi. Ocak-nisan döneminde toplam nakit açığı ise 856 milyar TL olurken, bu rakam bir yıl önce 1 trilyon 85 milyar TL seviyesindeydi.

Hürmüz alarmı büyüyor, petrol şoku kapıda mı? - Resim : 2
Genel tablo, savaşın Türkiye ekonomisini birkaç kanaldan birden zorladığını gösteriyor. Petrol fiyatlarındaki artış enflasyonu ve cari açığı baskılarken, rezervlerdeki gerileme dış finansman hassasiyetini artırıyor.

BÜTÇEYE BASKI

Hürmüz merkezli küresel ekonomik sarsıntıya ilişkin bilgi veren Kurumsal İktisat Uzmanı Gülsev Duran ise “Akaryakıt cephesinde kısa vadeli indirim beklentileri olsa da genel tablo hali hazırda kırılgan. Savaş döneminde petrol fiyatları yükselirken, iç piyasada fiyat istikrarını sağlamak için kullanılan her mekanizma bütçe üzerinde yeni bir baskı yaratıyor” dedi.

KÜRESEL SARSINTI

Morgan Stanley analistlerine atıf yapan Duran, petrol fiyatlarının bugüne kadar iki unsur sayesinde sınırlı kaldığını belirterek, şunları da söyledi: “ABD’nin artan petrol ihracatı ve Çin’in zayıflayan ithalat talebi. ABD piyasaya ek arz sağlarken, Çin’in daha az petrol alması talebi soğuttu ve bu iki gelişme fiyatlardaki yükselişi frenledi. Ancak bu dengenin kalıcı olmayabilir. Çünkü ABD’nin aynı hızda ihracat yapması zorlaşır, Çin de yeniden petrol stoklamaya başlarsa piyasa üzerindeki baskı artabilir. Hürmüz’deki aksama temmuza sarkarsa Brent petrolde 130-150 dolar senaryosu gündeme gelebilir.”

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu