Haliç’ten İstiklal’e ücretsiz sergi rotası
Haliç’ten İstiklal’e ücretsiz sergi rotası
Bu dönüşümü görmek için İstanbul’da küçük bir sergi turuna çıkmak yeterli. Son haftalarda açılan üç sergi, hem sanat hem de mekân hikâyesi açısından kentin kültür haritasında dikkat çekici duraklar sunuyor.
ÇALLI’NIN İZLERİ
Bu rotanın ilk durağı, Osmanlı’dan bugüne üretim hafızasını taşıyan Haliç Tersanesi içinde yer alan İstanbul Sanat Müzesi. Dünyanın hâlâ işlevini sürdüren en eski tersanelerinden biri olan bu alan, bugün, sanatla kentlilerin buluştuğu bir kültür merkezine dönüşmüş durumda.
Müzede açılan ‘Rengin Hafızası, Fırçanın Ruhu, Renklerle Yaşanmış Tutkulu Bir Hayat: İbrahim Çallı’ sergisi, Türk resminin büyük ustalarından İbrahim Çallı’nın sanat yolculuğunu kapsamlı bir seçkiyle izleyiciye sunuyor. 24 fotoğraf ve 64 yağlı boya ile karışık teknik eserden oluşan sergi, portrelerden manzaralara, figüratif anlatımlardan natüralist yorumlara uzanan geniş bir yelpazeyi bir araya getiriyor. Sergide yer alan Fatih portresi de mekânın tarihsel hafızasıyla güçlü bir bağ kurmuş görünüyor. 1914 Kuşağı’ndan olan Çallı’nın, sanatının yanında yetiştirdiği öğrencilerle de Türk resminin modernleşme sürecinde önemli büyük. 5 Nisan’a kadar açık.
BİR FOTOĞRAF HİKÂYESİ
Sergi turunun 2’nci durağı, İstanbul’un 7’nci tepesinde yer alan ve bir asrı aşkın süredir kente tanıklık eden Bulgur Palas. Uzun yıllar kaderine terk edilmiş bu yapı, restorasyonun ardından bugün İstanbul’un yeni kültür mekânlarından biri oldu.
Burada açılan ‘Baktığı Yerde Başka Bir Dünya’ sergisi, fotoğraf sanatçısı Feruz Ertürer’in 75 yılı aşan fotoğraf serüveninden bir seçki sunuyor. Küratörlüğünü Murat Gür’ün üstlendiği sergi, panayırlardan meydanlara, sokak satıcılarından çocuk oyunlarına uzanan geniş bir görsel dünya kuruyor.
İki kata yayılan serginin ilk bölümünde sanatçının aile arşivleri, orijinal negatifleri ve karanlık oda ekipmanları; 2’nci katta seçilmiş 70 fotoğraf sergileniyor. 1950’lerde fotoğrafçı bir ailede başlayan Ertürer’in hikâyesi, Türkiye’nin sosyo-kültürel yaşamına ilişkin görsel bir hafıza niteliği taşıyor. 16 Ağustos’a kadar açık.
METROHAN’DA KOLEKTİF ÜRETİM
Sergi turunun son durağı ise İstiklal Caddesi’nin en dikkat çekici restorasyon projelerinden biri olan Metrohan. Tarihî binada açılan ‘Oda Oda’ sergisi, bireysel sanatçı anlatısının ötesine geçerek kolektif üretimin yaratıcı gücüne odaklanıyor. Sergide Ali Yaycıoğlu, Arzu Ertekin, Emre Baloğlu, Nilüfer Şatana, Özlem Başer ve Pembe Tüzüner’in resim ve heykelleri var. Her oda, sanatçıların birlikte üretirken merak ettikleri sorulara ve denemelere açılan bir keşif alanı gibi kurgulanmış. ‘Kendi kendine öğrenme’ ve ‘alaylı düşünce’ kavramları etrafında şekillendirilen sergi, sanatın birlikte öğrenme, deneme ve yeniden başlama cesareti olduğunu hatırlatıyor. 29 Mart’a kadar açık.
İSTANBUL’UN YENİ KÜLTÜR ROTASI
Bu üç sergi, aslında İstanbul’un kültür politikalarındaki daha büyük bir dönüşümün küçük bir özeti gibi. Bir tersane, bir konak ve bir iş hanı. Üçü de farklı dönemlerin mimari mirası. Bugün ise her biri sanat sayesinde yeniden kamusal yaşamın parçası.
İBB Miras’ın restore ettiği bu yapılar, İstanbul’un kültür hayatına yeni sergi alanları olmalarının ötesinde, kentlilere tarihleriyle yeniden bağ kurabilecekleri mekânlar sunuyor. Ekonomik zorlukların arttığı bir dönemde sanatın ücretsiz olarak erişilebilir olması ise bu dönüşümün belki de en değerli tarafı.
Haliç’ten Fatih’e, oradan İstiklal’e uzanan bu küçük sergi rotası, İstanbul’un kültür haritasında yeni bir yürüyüş öneriyor. Bir ressamın fırçasından bir fotoğrafçının bakışına, oradan kolektif üretimin enerjisine uzanan bu yolculuk, kentin tarihsel dokusunun sanatla nasıl yeniden nefes aldığını gösteriyor.