Gülistan Doku soruşturması: Aileden DNA örneği alındı
Gülistan Doku soruşturması: Aileden DNA örneği alındı
ABLASI AYGÜL VE AVUKATTAN AÇIKLAMA
DNA işlemlerinin ardından Gülistan’ın ablası Aygül Doku ile birlikte açıklama yapan ailenin avukatı Ali Çimen, anne ve babadan kapsamlı DNA örneğinin alındığını söyledi.
Ankara Emniyet Müdürlüğü ve Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nün ortak bir çalışmasıyla DNA incelenmesinin yapılacağını kaydeden Çimen, şöyle konuştu:
“Baş şüpheli Tuncay Sonel işlediği kişisel suçlardan dolayı yargılanıyordu. Yargılanmasının temelini de görevi sırasında yapmış olduğu örtbasa yönelik eylemler oluşturuyordu. Bugün itibarıyla Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla anne Bedriye Doku ve baba Halit Doku’dan kapsamlı ve çeşitli bir şekilde DNA’ları alındı. Bu DNA’lar Ankara Emniyet Müdürlüğü ve Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nün ortak bir çalışmasıyla DNA incelenmesi yapılacak bu dosyada.
“TUNCAY SONEL SUÇ SORUŞTURMASI KAPSAMINDA ALINAN BİR DNA BU”
Bunun dosyamız açısından önemi, şu ana kadar biliyorsunuz biz de taleplerimiz hep o yönlüydü. Bu baş şüpheli Tuncay Sonel’in insan öldürülmeye yönelik eyleminden de hakkında bir soruşturma yürütülmesi gerektiğiydi. Bu işlem ile biz görüyoruz ki artık ilgili insan öldürmeye yönelik olarak da delillerin toplandığını görüyoruz. Bunu Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı yapıyor. Bunun bilinmesi gerekir. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı ilk defa alıyor. Yani Tuncay Sonel suç soruşturması kapsamında alınan bir DNA bu. Burada bir de çeşitlilik var.”
“YENİ BİR GELİŞME VAR”
Soruşturmada yeni bir gelişmenin olduğunu dile getiren Çimen, önümüzdeki günlerde bu gelişmenin kamuoyuna duyuracaklarını belirterek, şöyle devam etti:
“Yeni bir gelişme var. Tabii dosyanın gizliliği yönünden bizim de onu söylememiz doğru olmaz. İşlemler tamamlandıktan sonra açıklanacak. Ama tabii ki çok ciddi bir ilerleme sağlandı. Ondan dolayı da buna ihtiyaç duyuldu. Dosyamız açısından dediğim gibi katkısı artık Tuncay Sonel yönünden de insan öldürülmeye yönelik olarak hakkında soruşturma işlemleri yapıldığını görüyoruz. Anneden saç, doku, kan ve tırnak 4 tane ben biliyorum ama çok kapsamlı bir araştırmaydı. Çok kapsamlı bir yazı hazırlanmıştı. Çok titiz bir soruşturma yürütüldüğünü görüyoruz. Yani bir soruşturmanın sonuçlarını bekliyoruz artık. Yani onu ifade etmeyeyim ama değiştirilen bir araçtan bahsedildiğini duydum sanki.”
“TEK İSTEĞİMİZ KIZIMIZIN BİR AN ÖNCE NAAŞININ BULUNMASI”
Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku ise, tek isteklerinin kardeşinin naaşına ulaşmak olduğunu belirterek, “Bugün annemden, babamdan DNA örneği alındı. Çok ciddi bir şekilde çalışmalar sürdürülüyor. 6 yılda bizim bir hayvanın doğada kendi adına yapmayacağı kötülüğü bize yapmışlar. Bizim tek isteğimiz kızımızın biraz önce naaşının bulunması, anne babamın dünyadayken o mezar taşında bir Fatiha okuması 6 yıldır annem babamın zaten tek isteği bu. Tuncay Sonel dönemin valisi yani kızımızı koruması gereken bize evladımızı vermesi gereken kişi oğlu Mustafa Türkay Sonel tarafından kızımız canice öldürülmüş. O yetmemiş o da bizi ve devletin bütün kurumlarını köprüye götürüp 220 günden daha fazla bizi köprüde mağdur etmiştir” ifadelerini kullandı.
“TUNCAY SONEL’İN MAL VARLIĞINA EL KONULSUN”
Gülistan’ın soruşturmasında tutuklanan dönemin Valisi Tuncay Sonel’in mal varlığına el konulması çağrısında bulunan Aygül Doku, şöyle konuştu:
“Tuncay Sonel bu serveti nereden getirmiş bilmiyorum. Özellikle bakanlarımıza buradan çağrımızdır. Bir an önce bu şeytanın mal varlığına el konulması gerekmektedir. Çünkü gelinen noktada görülüyor ki açık ve beyan ortadadır bu. Hastanenin başhekiminden tutun ki Engin Yücel’in Zaynal Abakarov’un babası, ‘Bu bizi işte Antalya’ya en lüks otele götürmüş’ diyor. Milyarlarca, milyonlarca para harcanmış. Bu parayı nereden getirmiş, kızımızın bütün delillerini bu kadar silebilmiş? Bu yüzden daha fazla delil silmemesi adına, daha fazla insan satın almama, insanın vicdanını satın almama adına bunun mal varlığına el konulması elzemdir. Sayın savcılarım ve bakanlarımız bu konuyu bizden daha iyi biliyor ve takip de ediyorlar. Bunlara eminiz.”
“BU ŞEBEKENİN ADALET ÖNÜNDE HESAP VERMESİNİ İSTİYORUZ”
Erzurum, Dersim ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılıkları soruşturmayı yürüttüklerini söyleyen Aygül Doku, şunları kaydetti:
“Şu anda Erzurum Başsavcılığından tutun Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığından, Diyarbakır Başsavcılığımızdan hepsi konuyla çok titizlikle ilgileniyor. Bizim de tek temelimiz bir an önce kızımızın naaşına ulaşmaktır. Kızımızı zaten kaybettik. Gülistan’ı geri getiremeyeceğiz. Kızımızı bize kim verecek? Ya da bugün kızımız niye aramızda değil? Bizim isteğimiz bu canilerin bakın bir değil, iki değil, üç değil, hastane kayıtlarını silene kadar, SIM kartını silene kadar bir sürü kişi bu olayın içinde bir suç şebekesi var Tuncay Sonel’in. Bu suç şebekenin adalet önünde hesap vermesini istiyoruz ki ülkemizde yaşayan hiçbir genç kızımıza, hiçbir çocuğumuza bir daha bu kadar canice cüretkar davranmasınlar.
“GÜLİSTAN ÜLKEMİN MESELESİ OLDU”
Sabahları biz Gülistan’ı uyandırmaya kıyamazdık. Ben her zaman aile avukatımıza da hani bize ulaşan herkese de söylüyoruz. Bir gün Gülistan’ın mezar taşı için oturup dua edeceğimiz ya insan bunu der mi? Umudumuz çiçek açmış diyecek duruma geleceğimizi tahmin etmezdik. Çok büyük bir kötülük. Ama biz umutluyuz yani kızımızın en azından bir saç teline ulaşabileceğimizi umut ediyoruz. Ve şuna çok inanıyorum. Ailem olarak şu anda Gülistan sadece Doku ailesinin meselesi değil, ülkemin meselesi oldu. Gülistan’ımızın naaşı bulunmadan da bu katiller, bu caniler, bu örtbasçılar, bu tecavüzcüler adalete hesap vermeden de bu davanın peşini biz bıraksak Türkiye bırakmaz.”
“TUNCAY SONEL BİZİ O KÖPRÜYE GÖTÜRÜYORDU”
Aygül Doku, tutuklu eski Dersim Valisi Tuncay Sonel’in Gülistan Doku’nun arama çalışmalarına ilişkin yaptığı mahkemede yaptığı savunmaya da tepki göstererek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Tuncay Sonel her şeyi şeytanca hesaplamış ama hala şeytanlığını devam etmeye çalışıyor. Diyor ki ailenin ifadesinde ailenin isteği üzerine ben su çalışmalarını devam ettirmişim. Çok basit bir şekilde çürütülebilir. Eski haberlerimize bakıldığınız zaman, köprüye bakıldığınız zaman biz ilk günden beri zaten kızımızın intihar etmediğini söyleyen bir aileydik. Şimdi siz evladınızı tanımaz mısınız? Biz dedik ki kızımız bizi aradı, eve gelecekti. Gülistan saçını boyamaya kıyamazdı. Hep diyorduk bu söylemlerimizde var. Nasıl canına kıysın diyorduk. Telefonuna çizik gelmesini istemiyorduk. Ki bir sürü haberde bu var zaten. Tuncay Sonel’in bu cümlesi bizim eski bir haber bu cümlesi eski bir habere bakılarak da çürütülebilir. Şimdi onu da geçtim. Biz ‘kızımız intihar etmedi’ dedikçe Tuncay Sonel bizi o köprüye götürüyordu. Dalgıç ağabeylerimiz -ki emekleri çok büyüktür- tekrar emeklerine sağlık. Sonuçta görevlerini yapıyorlardı. Onlar ısrarla ‘gidin buradan, kızınız burada yok’ diyen emekçilerdir. Dalgıç ağabeylerimiz de tanık olarak dinlenilebilir. Dalgıç ağabeylerimize en son dediler ki ‘Aileye bilgi vermeyin, Gülistan burada yok” diye. Onlar ona rağmen gelip bize bilgi verdi ya vicdanlı insan var, dayanamıyorlardı. Bu ‘sizi kandırıyordu’ diyordu. Yani tamamen Tuncay Sonel’in iddiasının yalan olduğu geçmişteki bir yaptığımız haberle bile çürütülebilir.”
ARAÇTA BİYOLOJİK İZ ARAMASI YAPILDI
Öte yandan Gülistan Doku’nun kaybolduğu dönemde, tutuklu eski Vali Tuncay Sonel’in kullandığı BMW aracın satıldığı, ardından aynı model ve renkte yeni bir araç alındığı ortaya çıkmıştı.
Söz konusu araç, DNA incelemesi için İstanbul’a getirildi. Ancak daha sonra Ankara’ya gönderildi. Ankara’da araçta incelemeler sürüyor.
Gazeteci Serhat Ozan Yıldırım’ın aktardığına göre uzmanlar, Gülistan’ın kaybolduğu günlerde Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in kullandığı BMW markalı araca binmiş ya da bindirilmiş olma ihtimaline karşı araçta biyolojik iz araması yaptı.
VALİ HAKKINDAKİ SORUŞTURMA ERZURUM’DA YÜRÜTÜLÜYOR
Yürütülen soruşturmada dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in de aralarında bulunduğu 12 kişi tutuklanmıştı.
Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 161. maddesinde, “Vali ve kaymakamların kişisel suçları hakkında soruşturma ve kovuşturma yapma yetkisi, ilgilinin görev yaptığı yerin bağlı olduğu bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerdeki il cumhuriyet başsavcılığı ve aynı yer ağır ceza mahkemesine aittir” hükmü uyarınca Sonel hakkındaki adli süreç Erzurum’da yürütülüyor.
GÜLİSTAN DOKU DOSYASI
6 yıl sonra kayıp dosyasından ‘cinayet’ soruşturmasına dönen Gülistan’a ilişkin dosyada, cinayet şüphesiyle 14, 17 ve 24 Nisan’da operasyonlar düzenlendi. 17 şüpheli gözaltına alındı. Dosyada şüpheli olan ve ABD’de bulunan Umut Altaş içinse kırmızı bülten çıkarıldı.
Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel ile daraltılmış baz çalışmasıyla Gülistan Doku’ya son teması bulunduğu tespit edilen ve o dönem İl Özel İdaresi çalışanı olan Erdoğan Elaldı, ‘Kasten öldürme’ suçundan tutuklandı.
Gülistan Doku’nun eski erkek arkadaşı Zeinal Abarakov, Abarakov’un babası Engin Yücer ve annesi Cemile Yücer, firari şüpheli Umut Altaş’ın babası Celal Altaş ile annesi Nurşen Arıkan, ihraç polis memuru Gökhan Ertok ve o dönem Tuncay Sonel’in yakın koruması olan Şükrü Eroğlu, ‘Suç delillerini gizleme ve yok etme’ suçundan tutuklandı. Ferhat Güven ise Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku’ya yönelik eylemi nedeniyle ‘Yağma’ suçundan tutuklanıp cezaevine gönderildi.
Gülistan Doku’nun hastane kayıtlarını sildiği iddiasıyla Bursa’da gözaltına alınan ve Tunceli Adliyesi’ne getirilen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir de ‘Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek’ suçlarından tutuklandı.
Tuncay Sonel ise ‘Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’, ‘Bilişim sistemindeki verileri engelleme, bozma, yok etme veya değiştirme, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme’, ‘Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek’ suçlarından tutuklandı. Şüpheliler U.A. ile Munzur Üniversitesi’nden kameralardan sorumlu olan S.G. ve S.Ö. ise adli kontrolle serbest bırakıldı. Hastane kayıtlarının silindiği iddiasıyla ‘Delilleri yok etme ve gizleme’ suçlamasıyla gözaltına alınan Tunceli Devlet Hastanesi bilgi işlem görevlileri Burçin Y. ve Yücel E., adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.