Gelecek olsun!
Gelecek olsun!
BİLİNCİN YÜKSEĞİ
Cezaevinden yazdıklarının da kanıtladığı gibi, Soyer, erdem ile bilincin sevgi ile temellenen bileşimidir.
Kızı ve avukatı Defne, Önsöz’de babasını Seferihisar’da geliştirip uluslararası düzleme taşıdığı bir kavramla, o bir “sakin güçtür” diye niteliyor.
Suçlanmasına gelince; bilindiği gibi kapitalizm, üretim araçlarının özel mülkiyeti ile ücretli emeğin ya da işçinin üretim de elbette kâr için bir araya gelmesidir. Kooperatifçilikte bu ikili ya da emek ve sermaye birleşir, böylelikle sömürü kalmaz. Kooperatifçiliğe ayrı bir önem veren solcu Soyer, Büyükşehir Belediye Başkanı olarak “kentsel dönüşümde kooperatifçilik” yaklaşımını desteklediği için “hiçbir delil olmadan, suçun hiçbir unsuru oluşmadan haksızca, hapiste” tutuluyor.
Günlükler, annesi Güneş’in kendisine ulaşmayan, anne yüreğini yansıtan mektubu ile başlıyor. Defne, yapıtı, Önsöz’de tam bir ustalıkla “bir sosyal proje fikrinin, bir hayalin, iyileştirme çabasının, memleket sevdasının nasıl bir cezaya dönüştürüldüğünü yaşayarak yazılmış satırlar” olarak tanımlıyor. Eşsiz bir kooperatifçi de olan eşi Neptün, kızları Defne ve Duygu yaptıklarıyla, dost ve tanıdıkları, özellikle de “çocuklar” yazdıklarıyla bu üretimi besliyor.
Bu toplumun kültür tarihi, Pir Sultan’dan Nâzım Hikmet’e ondan Aziz Nesin’e ve geçtiğimiz günlerde yitirdiğimiz Yalçın Küçük’e dek, hapishane üretimleriyle ve ölüme gönderilenlerin ölümsüz sözleri ve eserleriyle doludur.
Yalın bir Türkçe ile yazılan ve bir solukta okunan Soyer’in günlükleri, onun düşüncesinin toplumsal, kültürel ve bilimsel temellerini başarı ile harmanlıyor ve yepyeni bir doruğa taşıyor.
GELECEK İÇİN
Günlük iç ve dış olayları yakından izleyen ve tarihin yerli ve yabancı önemli düşünürlerinden alıntılarla yorumlayan; çoğu doğal olarak usta Nâzım Hikmet’ten olmak üzere şiirlerle bezeyen yaklaşımla yazılmış olan “Gelecek Olsun” da, doğrudan ya da dolaylı olarak, tutarlı bir biçimde toplumun geleceği, yurt ve dünya bağlamında ele alınıyor.
Doğal olarak, öncelikle ve önemle altı çizilen hukuktur.
Satır aralarında, insanların kanıtsız suçlanamadığı, suçu kesinleşinceye dek özgür olması gerektiği; can ve mal güvenliği; kişi dokunulmazlığı ile başlayan, basın özgürlüğüne, üniversite özerkliğine ve yargı kararlarının uygulanmasına uzanan bir yaklaşımın egemen olması isteniyor. Ülkenin özgürlükçü gazetecilerinin; hak arayan gençlerinin, seçilmiş milletvekilinin, seçimle gelen yerel yöneticilerin tutuksuz yargılanmasını; kişilerin gösteri ve yürüyüş hakkını kullandığı için yıllarca hapis tutulmadığı bir ülke özleniyor.
Siyasetin, ilke olarak, tüm halkın etkin ve demokratik katılımıyla oluşmasının ve toplumsal dayanışmanın, kurumların ve yönetimlerin, topluma karşı sorumlu olduklarının bilinciyle çalışmalarını sağlayacağı ve böylelikle ekonomik ve ekolojik demokrasi yolunun açılacağı vurgulanıyor.
Soyer gelecek olsun derken bu ülkenin çocuklarının ve gençlerinin gelişmelerinin önündeki tüm fiziksel ve düşünsel engellerin kaldırılmasını, onların aklının dogmalardan uzak kalmasını anlatıyor.
Soyer gelecek olsun derken ailesinden de giderek kadınların gücünün bilinmesini; çocukların istismara, kadınların şiddete karşı korunmalarını, çocukların ve gençlerin yaratıcı yeteneklerini tam bir özgürlük içinde geliştirmelerini; bilimde ve sanatta ilerlemenin gerekliliğini belirtiyor.
Soyer gelecek olsun derken, ülkenin yeraltı ve yerüstü doğal varlıklarının yağmalanmamasını, ormanının yangınla ve madencilikle yok edilmemesini -çünkü Soyer için vatan=ormandır- suyu ve dağı ile doğasının korunmasını vurguluyor. Böylelikle, örneğin, geçtiğimiz günlerde tutuklanma pahasına Akbelen’i kahramanca savunan Esra Işık’ların gür seslerini haykırmalarına destek olunuyor.
Soyer gelecek olsun derken, üretimin ve bölüşümün emeğe dayalı olmasını, barınma, beslenme, eğitim, iş bulma haklarının sağlanmasını; yerli üretime önem verilmesini; tarımda Ata tohumu kullanılmasını; emeklilerin aç ve açık bırakılmamasını; enflasyonun en büyük halk düşmanı olduğunun bilinmesini ve ekonomik güce göre vergi düzenini, kamu ihalelerinin açık ve rekabetçi olması gerektiğini ve kamu kaynaklarının kullanımının kamu yararına göre olmasını vurguluyor. Soyer, şunca yıl yerel yönetici olmasına karşın görüşlerini uluslararası düzlemlere başarı ile taşıyor.
Laikliği, eşitliği, özgürlüğü ve iç ve dış barışı yaşamının ve doğal olarak Günlüklerinin temeli yapmış olan Soyer, kendisini “devrimci yapan” Cumhuriyet’in ilke ve değerlerinin bir ürünü olarak o değerlerin yeniden bu topraklarda hiç geciktirilmeden egemen olmasını tam bir düşünsel ve bilimsel tutarlılık, sanatsal derinlik ve siyasal kararlılıkla istiyor.
Bugünkü karanlıkların sonlanacağı ve bu isteğinin gerçekleşeceği bilinciyle geleceğe bakan Soyer’in “siz de yazarsanız sevinirim” dediği adresi şöyle:
Buca Kırıklar F Tipi 1 Nolu Cezaevi, Koğuş B/63.