Gaz savaşı kapıda mı? Doğu Akdeniz’de 2028 hesabı
Doğu Akdeniz’de doğal gaz arama faaliyetleri yeni bir aşamaya girerken, bölgede 2028 sonrasına uzanan yeni bir enerji takvimi oluştu. Doğu Akdeniz’de yıllardır arama ve sondaj faaliyetleri üzerinden devam eden enerji rekabetinde üretim aşamasına doğru ilerleniyor. İtalyan ENI ile Fransız TotalEnergies, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin 6 numaralı parsel olarak ilan ettiği bölgede yer alan Kronos sahası için nihai yatırım kararı aldı. Şirketlerin açıkladığı plana göre üretimin 2028 yılında başlaması, çıkarılacak doğal gazın deniz altından döşenecek boru hattıyla Mısır’a taşınması ve burada sıvılaştırılarak dünya pazarlarına gönderilmesi hedefleniyor.
AKDENİZ’DE SERVET SAKLI
Kronos sahasında üretilebilir rezervin yaklaşık 85 milyar metreküp olduğu tahmin edilirken, yıllık yaklaşık 2,8 milyon ton LNG üretimi öngörülüyor. Gazın ENI’nin bağlantılı olduğu Mısır’daki altyapı üzerinden Damietta LNG Terminali’ne ulaştırılması ve buradan Avrupa başta olmak üzere uluslararası pazarlara sevk edilmesi planlanıyor. Ancak deniz tabanında kurulacak üretim sistemleri, boru hattı ve saha geliştirme süreci dikkate alındığında 2028 hedefi aynı zamanda yoğun bir yatırım takvimine işaret ediyor.
Türk Donanması, özellikle son 10 yılda yerli projeler; MİLGEM, Atmaca, TCG Anadolu ile bölgesinin en güçlüsü haline geldi. Fotoğraf: AA
SADECE KRONOS DEĞİL
Kronos’un bulunduğu bölge, Türkiye ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında uzun süredir devam eden deniz yetki alanı tartışmalarının da merkezinde yer alıyor. Türkiye, Rum yönetiminin ilan ettiği bazı ruhsat sahalarının kendi kıta sahanlığı iddialarıyla çakıştığını ve Kıbrıs Türklerinin doğal kaynaklar üzerindeki haklarının dikkate alınmadığını savunuyor. Doğu Akdeniz’deki hareketlilik yalnızca Kronos sahasıyla sınırlı değil. ExxonMobil ile QatarEnergy de Güney Kıbrıs’ın 10 numaralı parsel olarak tanımladığı bölgede yer alan Glaucus ve Pegasus sahalarında keşfedilen gazın ticari olarak işletilebilir olduğunu açıkladı.
MISIR OYUNUN İÇİNDE
İki şirketin planına göre ek değerlendirme sondajlarının ardından ön mühendislik ve tasarım çalışmalarına geçilecek. Nihai yatırım kararının 2029 yılında alınması, üretimin ise 2033 yılında başlaması hedefleniyor. Gazın nasıl pazara ulaştırılacağı konusunda ise farklı seçenekler değerlendiriliyor. Yüzer LNG tesisleri, Kıbrıs’ta kara tesisi kurulması veya mevcut Mısır altyapısının kullanılması gündemde bulunurken, şirket açıklamalarında Mısır seçeneği öne çıkıyor. Bu tablo, bölgede arama döneminden üretim ve ihracat dönemine geçileceğini gösterirken, Kıbrıs Türk tarafının gelir paylaşımına ilişkin itirazlarını da yeniden gündeme getirmiş vaziyette.
KOMİTE ÖNERİSİ GELMİŞTİ
KKTC, adanın çevresindeki doğal kaynakların iki toplumun ortak hakkı olduğunu savunuyor. Bu kapsamda 2011 yılında dönemin KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu tarafından BM’ye sunulan öneride, Kıbrıs sorununa çözüm bulununcaya kadar iki tarafın da tek taraflı hidrokarbon faaliyetlerini durdurması veya ortak bir komite kurulması talep edilmişti. Ortak komitenin ruhsatlandırma, arama, sondaj ve gelir paylaşımı süreçlerini birlikte yönetmesi öngörülüyordu. Benzer öneriler daha sonraki dönemlerde de gündeme getirildi ancak ortak bir mekanizma kurulamadı.
TÜRKİYE KARŞI ÇIKIYOR
Türkiye ise geçmiş yıllarda bölgede yürütülen bazı sismik araştırma ve sondaj faaliyetlerine donanma unsurlarıyla müdahale etmiş, kendi kıta sahanlığı ve KKTC tarafından verilen ruhsat sahaları içinde olduğunu açıkladığı alanlarda yabancı gemilerin çalışmalarına karşı çıkmıştı. Sonraki yıllarda gerilim büyük ölçüde diplomatik açıklamalar üzerinden devam etti.
Uzmanlar ne dedi?
“GÜÇ MÜCADELESİ BAŞLIYOR”
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Umur Tugay Yücel denklemdeki çok yönlü yapıya işaret ederek, Türkiye’nin Batı ile bağlarını korurken Rusya, Çin, Körfez ve Afrika ülkeleriyle ilişkilerini de derinleştiren çok kutuplu bir denge siyaseti izlemesi gerektiğini belirtiyor. Yücel’e göre Doğu Akdeniz’deki rekabet artık yalnızca diplomasi ve enerji başlıklarıyla sınırlı değil; bölgenin gelecek on yıllardaki güç dağılımını ve hangi aktörün bölgesel merkez konumuna yükseleceğini belirleyecek daha geniş bir mücadeleye dönüşmüş durumda.
“GERİLİM ARTACAK”
Jeostrateji Uzmanı-Araştırmacı Dr. Ahmet Uslu ise uluslararası enerji şirketlerinin arama safhasını geride bırakarak doğrudan üretim takvimine yönelmesinin Doğu Akdeniz’de dengeleri daha sert bir aşamaya taşıyacağını belirtirken; “2028 sonrasında mesele yalnızca gazın çıkarılması değil, bölgedeki ekonomik nüfuzun kim tarafından kurulacağı olacak” dedi.