Yastık altında ne faydası var? Reel ekonominin altın çıkmazı

Türk ekonomisinde 2026’ya ilişkin görünüm; kur, altın ve enflasyon ekseninde şekillenirken, bu üçgenin merkezinde sistemin dışında duran yüz milyarlarca dolarlık yastık altı birikim yer alıyor. Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın “Yastık altında yaklaşık 600 milyar dolar tutarında altın var” açıklaması ve son bir yılda 200 milyar dolara ulaştığı belirtilen “servet etkisi” vurgusu, dikkatleri yeniden bu devasa tasarrufa çevirdi. Ancak söz konusu büyüklüğün reel ekonomiye ne ölçüde yansıdığı sorusu halihazırda netlik kazanmış değil. Kağıt üzerinde artan varlık değeri ile sokakta hissedilen refah arasındaki makas ise ekonominin en temel tartışma başlıklarından biri haline gelmiş durumda.
Analistlere göre altın fiyatlarını yukarı taşıyan faktörler arasında jeopolitik riskler, merkez bankalarının artan altın talebi, küresel faiz patikasına ilişkin belirsizlik ve yüksek enflasyon beklentileri bulunuyor.
TL’DEKİ DEĞER KAYBI
Döviz cephesinde ise Türk Lirası’ndaki değer kaybı eğilimini sürdürüyor. Dolar/TL kuru 43,6 TL seviyelerinde işlem görürken, son 12 ayda TL’nin dolar karşısındaki kaybı yüzde 20’nin üzerine çıkmış durumda. Kur geçişkenliği geçmiş yıllara kıyasla daha sınırlı seyretse de, seviyenin yüksek kalması fiyatlama davranışlarını doğrudan etkiliyor. Yapılan analizlerde, kısa vadede dalgalı görünüm ile TL üzerindeki baskının sürdüğü şeklinde. Analistler, küresel cephede doların güçlü seyrinin yanı sıra, ABD faiz patikası ve artan jeopolitik risklerin gelişen ülke para birimleri üzerinde baskı yarattığını belirtiyorlar. Türkiye özelinde yüksek enflasyon ve cari dengeye ilişkin kırılganlıklar ise yukarı yönlü riskleri canlı tutmaya devam ediyor.
DOLAR NEREDE DURUR?
2026 sonuna ilişkin projeksiyonlarda temkinli iyimserlikten ziyade yukarı yönlü risk senaryoları da öne çıkıyor. Bazı uluslararası bankalar Dolar/TL kurunun yıl sonunda 50-52 TL aralığına yükselebileceğini öngörüyor. Bu projeksiyonlar, enflasyonun hedef patikaya kıyasla daha yavaş gerilemesi, reel faiz dengesinin zayıflaması ya da küresel risk iştahının azalması gibi varsayımlara dayanıyor. Diğer yanda kur beklentilerini şekillendiren temel risk başlıkları ise; Merkez Bankası’nın politika adımları, küresel dolar gücü ve jeopolitik riskler, enflasyon ile cari açık baskıları şeklinde sıralanıyor.
ALTIN GÜCÜNÜ KORUR
Altın tarafında ise hem küresel hem yerel dinamiklerin etkisiyle güçlü bir trend dikkat çekiyor. 2026 başında gram altın 7 bin TL seviyesinin üzerine çıkarken; bazı dönemlerde 7 bin 700-7 bin 800 TL aralığı test edildi. Ons altın ise küresel piyasalarda 5 bin-5 bin 500 dolar/ons bandında hareket ediyor. Bu seviyeler, küresel belirsizliklerin ve enflasyona karşı korunma talebinin güçlü kaldığını gösteriyor.
YÜKSELİŞ SÜRER Mİ?
Türkiye’de ise kur artışı gram altını çift yönlü etkiliyor. Ons fiyatı yükselirken Dolar/TL’nin artması gram fiyatını daha da yukarı taşıyor. Böylece gram altın hem küresel hem yerel risklerin birleştiği bir fiyatlama alanı haline geliyor. 2026 sonuna yönelik altın beklentilerinde ons altının 5 bin 400-6 bin dolar aralığına yükselebileceği öngörülüyor. Bu senaryo, Dolar/TL’nin 50 TL ve üzeri seviyelerle birleşmesi halinde gram altının 9 bin TL’ye yaklaşabileceği anlamına geliyor.
SİSTEMİN DIŞINDA
Bu noktada “servet etkisi” tartışmasının devreye girdiğini söyleyen Finans Uzmanı İslam Memiş, “Altın fiyatlarındaki artış hane halkının elindeki altının dolar karşılığını büyütüyor. Bir yılda oluştuğu belirtilen 200 milyar dolarlık servet artışı, teorik olarak tüketimi ve yatırımı destekleyebilecek bir büyüklüğe işaret ediyor ancak bu servetin büyük bölümü finansal sistem dışında tutuluyor. Altın, Türkiye’de çoğu zaman bir harcama kaynağı değil; enflasyona ve belirsizliğe karşı bir korunma aracı olarak görülüyor. İşte bu durum, bilanço tarafındaki zenginleşme ile reel ekonomide hissedilen canlılık arasında bir kopukluk yaratıyor. Servet var; ancak bu servet bankacılık sistemine, üretime ya da yatırıma yeterince dönüşmüyor” diyor.
Kira artışlarının yıl genelinde yüzde 30 ila 36 aralığında olabileceğine yönelik değerlendirmeler, hizmet enflasyonundaki katılığın sürdüğüne işaret ediyor. Özellikle büyükşehirlerde arz, talep dengesizliği kira fiyatlarını yukarı taşımaya devam ediyor.
“ANLAM İFADE ETMİYOR”
Kurumsal Finans Uzmanı Gülsev Duran ise 2026’da Dolar/TL’de yukarı yönlü risklerin tamamen ortadan kalkmadığına değinirken, “Altın tarafında güvenli liman talebi güçlü seyrediyor. Yastık altındaki 600 milyar dolarlık altın ise bilanço üzerinde büyük bir potansiyel barındırsa da, reel ekonomiye dönüş kanalları sınırlı kaldığı sürece anlam ifade etmiyor. Orta vadede belirleyici olacak unsur, para politikasının güvenilirliği ve enflasyon beklentilerinin kalıcı biçimde aşağı çekilip çekilemeyeceği. Beklentiler çıpalanmadıkça, hem kur hem altın fiyatlarında yukarı yönlü risk senaryoları yatırımcı davranışını şekillendirmeyi sürdürecek” uyarısında bulunuyor.
[email protected]
Kaynak: Web Özel