Futbol asla sadece futbol değildir!

Futbol asla sadece futbol değildir!

Neyse, futbol yorumu yapacak değilim.

Simon Kuper’in Football Against the Enemy (Düşmana Karşı Futbol) kitabının Türkçe baskısı Futbol Asla Sadece Futbol Değildir adıyla yayımlandı. Kitap, futbolun hiçbir zaman siyasetten ve toplumdan bağımsız olmadığını; sahadaki mücadelenin çoğu zaman ülkelerin, kimliklerin, tarihlerin ve ideolojilerin daha geniş çatışmalarını yansıttığını anlattığı için bu ad yakıştı.

Eduardo Galeano da Türkçe’ye aslına uygun olarak Gölgede ve Güneşte Futbol adıyla çevrilen kitabında futbolun yalnızca bir oyun olmadığını; tarih, sınıf, siyaset, tutku ve insan hikâyeleriyle iç içe olduğunu anlatır. Galeano’nun kitabı, “Futbol asla sadece futbol değildir” düşüncesinin şiirsel bir anlatısı gibidir. Güneşi neşe, yaratıcılık ve ortak hayaller olan futbolun gölgesi para, iktidar, manipülasyon ve siyasettir.

Galeano da Kuper de futbolun, tüm diğer toplumsal alanlar yanında, siyasetle ilişkisini de gösterirler.

Şu Dünya Kupası hâlimize bakınca, bu ilişkiyi kurmak için Galeano ve Kuper’e ihtiyaç olmadığı görülür. Takım kaptanının Erdoğan olduğu bir marşla; uçaklar, dronlar, füzeler eşliğinde nice diyarlara diz çöktürmek ve sahaları titretmek için gittik. Neyse ki bir son dakika golüyle “başımız dik” dönüyoruz! İki geri bir ileri, tersten mehter yürüyüşüyle!

Siyasetle ilişkisini kuracaksak, her ikisini de “skor merkezli” yapmanın kalıcı başarılar sağlamayacağını söylemeliyiz. Ne tek başına bir seçim başarısı ne de bir maçta alınan galibiyettir asıl anlamlı olan. Toplumu ortak bir amaç etrafında birleştirme ve anlam yaratma konusunda başarılı olamamışsanız!

Futbolda da siyasette de başarı, ancak uzun vadeli bir planla, disiplinli çalışmayla, doğru insanları seçerek iyi bir takım kurmakla, eleştiriye ve değişime açık olmakla geliyor!

İki günlük bir NATO zirvesi için Türkiye’ye gelenler, arkadaki gerçekliği NATO yazılı panolarla gizlenmiş, duvarları süslenmiş yollardan ve ön cepheleri boyanmış konutları izleyerek ulaşacaklar toplantı mekânlarına.

Olası protestocular önceden tutuklandığı için belki çıt çıkmayan bir başkentte yapacaklar tartışmalarını.

Rahatsız edici sorular sorması olası gazeteciler yasaklanıp onlardan uzak tutulacaklar.

Böylece sona eren NATO zirvesi ardından skor tabelasında “zafer” (mi) yazacak Türkiye için!

Zafer mi, yoksa İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) gibi uluslararası kurumların “Ankara sokaklarını muhtemel protestoculardan arındırmaya çalışmak, Türkiye hükümetinin derinleşen baskısını daha da açık biçimde ortaya koyuyor” şeklindeki değerlendirmeleri mi daha kalıcı bir iz bırakacak?

Futbol sadece futbol değilse ve siyasetle de ilişkiliyse, uluslararası liglerde iyi anılabilmek için demokrasi, özgürlük ve adalet vizyonlu, toplumun gerçek gereksinimlerine yanıt veren, yetkin ve güvenilir bir yönetimle yürümek şart!

Kader bizden yana değildi. Nasipten öte yol yok!” dememek için…

BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu