Şarkı aynı ama Kılıçdaroğlu farklı

Şarkı aynı ama Kılıçdaroğlu farklı

Türkiye’de Telif Hakları 5 Aralık 1951 yılında kabul edilen ve 1 Ocak 1952 yılında yürürlüğe giren 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunuyor.

Telif bilinci ise ne yazık ki beklenenin çok gerisinde. Geçen hafta telif hakları konusundaki bilgisizliğimizi gözler önüne seren bir olay yaşandı.

CHP’de ‘mutlak butlan’ kararıyla yönetimin değiştirilmesine tepki gösteren Zülfü Livaneli, Edip Akbayram -ailesi-, Suavi, Sabahat Akkiraz, Ali Altay, Selda Bağcan, Onur Akın, Gülten Benli, Grup Yorum gibi isimler CHP’nin 38. Olağan Kurultay’ı hakkındaki mutlak butlan kararı ile CHP Genel Başkanlığı’na atanan Kemal Kılıçdaroğlu’nun şarkılarını kullanmasını yasakladı.

Bunu toplumun büyük kesimi desteklerken daha ufak bir kesimi ise karşı çıktı. Karşı çıkanlar arasında gazeteciler ve siyasetçiler de vardı. Aslında burada eser sahibi ve yorumcunun kanunla korunan haklarına bakmak lazım. Nedir bu haklar? Kabaca mali ve manevi haklar. Mali haklar nedir peki? İşleme, çoğaltma, yayma, temsil, umuma iletim. Mali hakların temel özellikleri:

Devredilebilirlik: Manevi hakların aksine, mali haklar sözleşme yoluyla üçüncü kişilere tamamen devredilebilir veya lisans (ruhsat) olarak kiralanabilir.

Yazılı Şartı: Mali haklara ilişkin yapılan tüm devir ve kullanım sözleşmelerinin geçerli olabilmesi için mutlaka yazılı yapılması ve hakların tek tek belirtilmesi zorunludur.

Koruma süresi: Mali haklar, eser sahibi yaşadığı sürece ve ölümünden itibaren 70 yıl boyunca korunur. Bu süre dolunca eser ‘kamu malı’ haline gelir.

Miras yoluyla geçiş: Eser sahibinin vefatı halinde, mali haklar kanuni ve atanmış mirasçılarına intikal eder.

Manevi haklar ise eserin sadece maddi değeriyle değil, yaratıcısının kişiliği, onuru ve saygınlığı ile olan bağını koruyan haklardır. Bu hakların mali haklardan en büyük farkı devredilemez oluşudur.

Bir eserin umuma arz edilebilmesi için eser sahibinden izin alınması zorunludur. Ve de bu hak süresiz değildir. Eser sahibi izin verse bile bir süre sonra cayma hakkını kullanabilir. Bunun için ilk şart “karşı tarafın ağır ihmali ve yükümlülüklerini yerine getirmemesi”dir. Son olayda sanki cayma hakkı kullanılamaz gibi gelse de sanatçıların eserlerini ve seslerini kullanmasına izin verdikleri o günkü Kılıçdaroğlu ile bugünkü Kılıçdaroğlu arasında ciddi bir fark olmasıdır. Sanatçı arkadaşlarım şarkılarını ve seslerini tam olarak hangi nedenle yasakladılar bilmiyorum ama hem izinsiz kullanımdan dolayı hem de cayma hakkını kullandıkları için böyle bir
durumla karşılaşmış olabiliriz.

Aralarındaki sözleşmeyi bilemediğim için bu iki ihtimal mantıklı geliyor bana.

Bir ihtimal daha var ama… Neyse… Kalın sağlıcakla…

BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu