“Fa” tipi bulutlar
“Fa” tipi bulutlar
Birkaç yüz kilometre ötede bir köyün topraklarını, suyunu, yeşilini savunmaya çalışan köylüleri gözüne kestiriyor bu sefer. Zehir akıtmaya koyuluyor oralara, açgözlü ve kara vicdanlı çevre düşmanı para babalarının emriyle.
Rüzgâr, birazdan büyük metropolün emniyet müdürlüğünün bodrum katındaki pencere mazgallarından içeri süzdürüyor “Fa tipi” bulutu. Bir kadını hedef alıyor bu kez. Yüreğini kötü ruhlara satmış bir işkencecinin “Çıkar üstünü… Altını da… Eğil..” diye emirler yağdırdığı o izbe, o pis, o kötülük kokan loş odaya yağıveriyor, bardaktan boşanırcasına.
Bulutun iş yükü ağır. Bir evin kapısından içeri dalıveriyor bütün hışmıyla, bir şafak vakti. Avaz avaz ağlayan, ilkokul ve ana okulu çağlarında iki bebenin çığlıkları arasında bir babayı o bebelerden ayıracak bir çamurlu sele dönüşüveriyor. İte kaka tıkıştırıyorlar bir arabanın arka koltuğuna o babayı. Arkasından gözyaşı döken anasının, babasının, eşinin, bacısının, konu komşunun dehşet ve endişe dolu bakışları arasında. Doğru, “Emniyete” ve ardından “Zindana”
“Fa tipi” bulut nefes aldırmıyor kimseye.
“Geçinemiyoruz” pankartları ile bir meydana doğru akan emeklilerin üzerinden geçerken, adaletsizlik ve vicdansızlık yükünü onların da başlarından aşağı boca ediveriyor.
Orada daha işi bitmeden, bulutun başka bir kolu bir kampüste “kayyım rektör” şekline bürünmüş, kırıp döküyor ortalığı. Önüne çıkan, eski günlerden ne kadar kalıntı varsa o kampüste boğmaya başlıyor. Özerklikmiş, kaliteymiş, çağdaşlıkmış, dinlemeden… Orayı “sel olup fethetmek” için saldırdıkça saldırıyor. “Fa tipi” dedim ya… Asla acımadan.
Yeniden başkente doğru esen rüzgarın üzerine binip bir büyük partinin genel merkezine hızla yol alıyor. “Butlan butlan köpürerek” bu kez ceviz büyüklüğünde dolu olup yağıyor o genel merkeze. Önüne ne çıkarsa, sürüklüyor selinde… Anayasa, yasa, tüzük, yönetmelik… Ne kadar yerleşik metin varsa kayboluveriyor o “Fa tipi” bulutun getirdiği yağmurda.
Biri, yüksekçe bir yerde elinde kapkara bir asa ile oturmuş yönlendiriyor o “Fa tipi” bulutu. Salladıkça o kötücül asayı, bulut hızla oradan oraya koşup kasıp kavuruveriyor, arkasına aldığı “Fa tipi fırtına”nın etkisiyle.
Kimi zaman plakası zar zor okunabilen kaportası çamurlu bir Bayaz Toros’un içinden fırlıyor o bulut. Kaldırımda yürümekte olan bir adamı içine alıp, yokediveriyor.
Kimi zaman el kadar bir bebeyi çarpıp mezara yollayıveriyor, sözde “MESEM kazası” kılığında.
Tarikata, cemaate dönüşüveriyor sıkça… Karanlık, kapkaranlık, zifirî karanlık haliyle beyinlerinin içine akıyor okul çağında çocukların. Ortaçağ formatı ile faaliyet göstermeye başlıyor, lanet olası yobaz vakıflar kisvesi altında.
Daha sek sek oynama, Barbie bebeği giydirme, bahçede ip atlama çağındaki bir kız çocuğunu, gözünü kötülük bürümüş, ağzı salyalı, bir yetişkin sığırın koynuna iteleyiveriyor aynı “FA tipi” bulut.
Sırf başkaları ile aynı cinsel yönelimde olmadıklarından dolayı, nefesini kesmeye, canını almaya, dünyasını cehenneme çevirmeye koyuluyor bazı bireylerin.
Bir bakıyorsunuz Silivri’de ya da Sincan’da bir duruşma salonunun kapısından içeri paldır küldür dalıveriyor bizim “FA tipi” bulut. Kapkara gövdesiyle sarmalayıp susturmaya, savunma hakkını boğmaya çalışıyor bir sanığın ya da avukatın.
Bir hukuk abidesi avukatın masasında duran bir değil, iki değil, tam üç AYM kararına rağmen hâlâ vicdansızca tutulduğu bir zindanın penceresinden sızan ışığı boğuyor yılışık kahkahasıyla.
Şakran cezaevinde bir genç kadını ölümün sınırlarında direndiği açlık grevi sırasında taciz ediyor utanmadan, ona duyuracak şekilde ağız şapırdatarak yemek yemek suretiyle… Ve bilcümle “Kuyu tipi” cezaevlerinde yaşama gölge oluyor acımasızca.
Edirne Cezaevi’ne uzanıyor oradan AİHM ve AYM kararlarını ıslatıp buruşturarak üzerlerine fırlatıyor 10 senedir oraya tıkılmış siyasi mahkûmların.
“FA tipi” bulutun acıması yok.
Gücünü “FA tipi” adamlardan alıyor çünkü.
Ama, buluta kötü bir haberimiz var.
Bu iç karartıcı kâbustan uyanmamız yakındır.
Hep birlikte, öyle bir güçlü nefesle üfleyeceğiz ki o göklere…
Nereye kaçacağını bilemeyecek o “Fa tipi” kapkara yüküyle.
O melânet yağmurlarını durduracak, güneşi doğduracağız.
“Dediydin” dersiniz…
Defedeceğiz o Faşist Bulutu.