Erdoğan’ın sırrı ne?

Erdoğan’ın sırrı ne?

Kabul edelim ki iktidarda kalmasında ABD, AB hatta Rusya desteğinin azımsanmayacak bir katkısı var. Cemaat, tarikat, mafya gibi organizasyonların ranta dayalı desteğiyle devlet kurumlarının ele geçirilmiş olması da belli oranda toplumsal desteği sağladı. Bu da önemli bir etken. Ama bunların hiçbiri AKP ve Erdoğan’ın yoksulluk, yolsuzluk ve baskıyla süren 23 yıllık iktidarını açıklamaya yetmez. O zaman geriye tek bir şey kalıyor: Sürecin belirleyicisi muhalefetin yaptıkları ve yapmadıkları oldu.

MUHALEFETİ BELİRLEMEK

İktidar eline geçirdiği sermaye ve devlet gücüyle neredeyse ezbere bildiği yoldan freni patlamış kamyon misali ilerliyor. Tek hedef seçimi bir daha kazanıp, rejimi değiştirilemez bir noktaya getirmek. Erdoğan ve Bahçeli ülkede siyasetin ateşini oda sıcaklığında tutabildikleri oranda bunu başarabileceklerinin farkında. Dengeyi bozacak hiçbir gelişme yaşanmamalı. En küçük kasis kamyonu yoldan çıkarmaya yeter de artar bile. Yine farkındalar ki muhalefetin zorlamasıyla yapılacak herhangi bir değişiklik tüm ezberi bozar ve yeni bir yol haritası çıkarmak için zaman yok. O yüzden iktidar tüm kuvvetiyle muhalefeti kontrol altında tutma görevine dört elle sarılıyor. O kadar ki muhalefeti kontrol altında tutmak için harcadıkları kadro, para ve enerjiyle orta büyüklükte bir Avrupa ülkesi daha yönetilirdi.

REJİM-SEÇİM MESELESİ

AKP ilk önemli yenilgisini 2019 yerel seçimlerinde yaşadı. Yerel seçimler cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin bir kez daha halk oylamasına sunulması şeklinde gerçekleşti. Ve halk ezici çoğunlukla “biz bu rejimi istemiyoruz” dedi. Ama ne hikmetse 2023 seçimlerine giderken halkın bu talebi unutuldu ve rejim içinde muhalefetin adayı kim olacak tartışması başladı. Kılıçdaroğlu’nun adaylığının netleşmesinden sonra rejim gündeme gelmezken Erdoğan’la vaat yarışına girildi. Bugün de halkın duygusu çok farklı değil. Durumundan memnun olmayan, bu rejim değişmeli diyenlerin oranı kamuoyu yoklamalarına göre yüzde 65-70 bandında. Ama muhalefet yine ittifak, seçim ve aday tartışması içinde.

Şunun altını bir kez daha çizelim ki Erdoğan seçimden kaçamaz. Öyle ya da böyle bir seçim olacak. O yüzden seçimler kuşkusuz hala önemini koruyor. Bununla birlikte seçimle ve sandıkla tüm sorunların çözüleceği üzerine kurulan siyasal söylem en hafif deyimle çok eksik kalır. Sorun, Türkiye’nin kimin tarafından yönetildiği meselesini çoktan aşmış durumda. Mesele Türkiye’yi nasıl bir geleceğin beklediği meselesine gelmiştir. İsim ancak bu gelecek ufku içinde tartışıldığında bir anlam taşıyacaktır.

EZBER BOZULMADAN

Türkiye’de sadece iktidarın ezberi yok. Meclis muhalefetinin de kendi ezberleri var. CHP son bir yıldır kendi sınırlarını zorlayan bir çizgi izlese de bugün itibariyle iktidarı sarsacak bir noktaya gelemedi. Bu tek başına CHP’nin de üstesinden geleceği bir şey değil. Toplumun içinde bulunduğu sorunları merkeze alan ve o sorunların tek adam rejimiyle bağını kuran bir siyasal hatta ihtiyaç var.

Her şeyi tekleştiren, kendi ikballeri için ülkenin istikbalini ABD’nin kuyruğuna bağlayanlara karşı geleceği yeniden kurmaya çağıran bir anlayış ancak Erdoğan’ın ezberini bozabilir. Dengeyi değiştirebilir. Sayfada gördüğünüz tablo ve rakamlar milyonlar için çekilmez bir dünya fotoğrafı sunuyor. Bu durum devam ettirilemez. Ama kendiliğinden de değişmez. Yandaki rakamlar aynı zamanda emekçilerin, kadınların, çocukların çağrısıdır. Bu çağrı ankete, sandığa sığmayacak kadar güçlü bir çağrı. Erdoğan’da bilmediğimiz bir sır yok. Dengeyi bozacak şey bu çağrıya verilecek yanıtta saklı.

∗∗∗

HAREKETE GEÇMELİ

Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal tabloyla bundan 10 ay önce yapılmış bir seçim anketini aynı anda göstermek istedik. Tek başına bu tablo ülkeyi değiştirmeye yetmez. Erdoğan, seçim takvimini belirleyecek konfora sahip. Taktik hamleleri ona göre belirliyor. Tek başına iktidar hamlelerini bilmek işe yaramaz. Önemli olan o hamleler nasıl boşa çıkarılacak? O yüzden grafiği bir bütün olarak görmek her şeyden önemli.

BirGün'e Omuz Ver BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu