Erdoğan’ın adaylığı gerçekten ‘cepte’ mi?

Bahçeli’nin seçim saati çok tuhaf çalışır: Erdoğan’ın adaylığı gerçekten ‘cepte’ mi?

O yüzden Bahçeli’nin açıklamasını sadece iktidara destek olarak okumak eksik kalabilir. Başka bir taraftan bakarsanız; MHP’nin iktidar partisine karşı son kozunu masaya sürmesi olarak da okunabilir. Üstelik İzzet Ulvi Yönter’le başlayan, il ve ilçe örgütlerinin görevden alınmasıyla devam eden ve yargı-bürokrasi ayağının sırada olduğu ifade edilen süreçte, Bahçeli’nin seçime dair ifadesini tek bir bakış açısıyla değerlendirmek eksik kalacaktır. Artık herkesin malumu ki MHP içinde yaşananlar sadece MHP ile ilgili değil.

Erdoğan’ın 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olması, anayasanın “iki kez seçilir” ilkesiyle çelişmişti. Bir anlamda anayasa hükmüne rağmen aday oldu ve seçildi. Şimdi bir kez daha anayasa çiğnenerek aday olması öngörülüyor. Anayasayı arkadan dolanarak izlenecek yolun tek bir koşulu var: O da Meclis’in 360 milletvekilinin oyu ile erken seçim kararı alması.

AKP’nin vekil sayısı 275, MHP’nin ise 46. Yani Cumhur İttifakı’nın toplamda 321 milletvekili var. Seçimde birlikte oldukları Yeniden Refah, HÜDA PAR gibi partiler dahil edilince rakam 330 oluyor. Geriye 30 vekil daha kalıyor. İYİ Parti ya da DEM Parti’nin desteği gerekiyor; ya da CHP’nin de içinde olduğu ortak bir karar.

Özetle Cumhur İttifakı’nın Erdoğan’ı yeniden aday yapmak için dışarıdan desteğe ihtiyacı var. Peki, muhalefet neden bir kez daha aday olması için Erdoğan’a destek versin?

İlk ve en kestirme yanıt; erken seçim desteği aynı zamanda iktidar ortaklığı ile devam edebilir. Yani ittifak genişlemiş olur.

İkinci olarak; seçimden sonra atılacak adımlar konusunda protokol imza edilebilir. Bu durum bile yeni bir ortakla iktidarın seyreltilmesi anlamına gelecektir.

Üçüncüsü ise erken seçim tarihi konusunda partiler uzlaşabilir. Ama partilerden gelen açıklamalara bakılırsa bunun için seçimin gerçekten öne çekilmesi gerekecek. Kasım 2027 tarihinin “erken bir seçim” olarak kabul görmesi son derece düşük bir ihtimal.

SEÇİM NASIL OLACAK?

Son seçimde Cumhur İttifakı’na destek veren Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Erbakan, gazeteci Şirin Payzın’la yaptığı söyleşide sandığa giden süreci tanımlarken, sonrasında da çok tartışılan “Kontrollü bir seçim yapmak istiyorlar” cümlesini kurdu. Yani rakip adayından seçim koşullarına ve tarihine kadar her şeyin iktidar tarafından belirlendiği bir seçim.

Erbakan’ın iktidarın niyetine dair değerlendirmesi, toplumsal muhalefetin çok farklı kesimleri tarafından “seçim ve sandığın sembolik hale gelmesi” olarak aylardır ifade ediliyor. Bu durumun, bir önceki seçimde iktidarı destekleyen bir parti lideri tarafından yapılmış olmasından başka bir önemi yok.

Evet, niyet belli. Sonucunu önceden bildikleri kontrollü bir seçim tasarlanıyor. Ama daha Erdoğan’ın aday olup olmayacağına dair soru işaretleri giderilmemişken nasıl bir kontrol kurulabilir? Aday bile belli değilken hangi oyunu kuracaklar?

Son birkaç aydır yaşananlar gösteriyor ki; bırakın kontrollü bir seçimi organize etmeyi, ülke yönetiminde kontrolü tamamen kaybetmiş bir iktidar bloğu var. Muhalefete karşı yapılan her operasyonun bir ucu mutlaka iktidar içi güç odaklarının birine değiyor. Gülistan Doku dosyasının aydınlatılma sürecinin bile AKP’nin içindeki güç savaşlarına, AKP-MHP kapışmasına kadar uzanması tesadüf değil.

Muhalefet her gün ezilmeye, parçalanmaya ve sindirilmeye çalışılsa da iktidar bloğunun açmazları çok daha fazla. Her iki partide de var olan “lider sonrası iktidar kapışması” bugünden başladı. Güç kavgası, ittifak partisinin iç işlerine karışacak kadar ilerledi. Ekonomik kriz, siyasi yıpranmışlık ve liderlerin yorgunluğu Cumhur İttifakı’nın fay hatlarındaki gerilimi artırdı.

Bu koşullar altında Erdoğan’ın bir kez daha aday olması neredeyse imkânsız. AKP-MHP bloğunun geleceği muhalefetten gelecek desteğe kalmış durumda. Herkesin aklında olan soruyu soralım: Muhalefet bir kez daha Cumhur İttifakı’na can simidi olacak hamleyi yapacak mı?

BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu