Akdeniz’de Türk gücü, ‘Mavi Vatan’a çelik kalkanlar
Türk Donanmasında son yıllarda başlayan büyük dönüşüm yeni bir aşamaya geçti. Birkaç yıl öncesine kadar TCG Anadolu, TCG İstanbul, TCG Derya, Reis sınıfı denizaltılar ve milli mühimmat projeleri üzerinden ilerleyen deniz gücü yapılanması, bugün hava, deniz ve su altındaki farklı unsurların birbirleriyle entegre görev yapabileceği bir seviyeye ulaşmış durumda. 2024’te Türk Donanmasının güç çarpanları arasında TCG İstanbul, TCG Derya, Pirireis ve milli ağır torpido AKYA öne çıkarken, son bir yılda Hızırreis denizaltısı, Koçhisar, ULAQ ve yeni milli mühimmatların devreye alınmasıyla tablonun daha da genişlediği belirtiliyor.
HIZIRREİS DERİNLİK KATTI
Donanmanın su altındaki en önemli yeni güçlerinden biri TCG Hızırreis oldu. Reis sınıfı denizaltıların ikinci gemisi olan Hızırreis, 20 Aralık 2025’te Türk Deniz Kuvvetleri hizmetine girdi. Aynı törende ULAQ insansız deniz aracı ile Ç-159 çıkarma gemisi de hizmete alınırken Koçhisar’a Türk bayrağı çekildi. Havadan bağımsız tahrik sistemine sahip Reis sınıfı denizaltılar, uzun süre su altında kalabilmeleri ve düşük görünürlükleri nedeniyle özellikle Ege ve Doğu Akdeniz’deki güç dengesi açısından stratejik sistemler arasında gösteriliyor. Pirireis’in ardından Hızırreis’in de göreve başlamasıyla Türkiye’nin denizaltı filosundaki yeni nesil dönüşüm hızlanmış oldu.
Türk Donanmasının ulaştığı harekat kapasitesinin en dikkat çekici göstergelerinden biri ise Mavi Vatan-2026 Tatbikatı oldu. Karadeniz, Ege ve Doğu Akdeniz’de gerçekleştirilen tatbikata 120 gemi, 50 hava aracı ve 15 bin personel katıldı. Fotoğraf: AA
VURUCU GÜÇ ARTIYOR
Ancak asıl değişim mühimatlardaki çeşitlenme. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı son dönemde denizaltılardan sahil hedeflerine karşı kullanılabilecek ATMACA güdümlü füzesini, milli ağır torpido AKYA’yı ve milli deniz mayını MALAMAN’ı da envantere aldı. Böylelikle Türk denizaltılarının yalnızca karşı denizaltı ve savaş gemilerine yönelik değil, kıyıdaki stratejik hedeflere karşı da vurucu kabiliyetini artırdı. 2024’te seri üretim aşamasına geçen AKYA’nın, yabancı ağır torpidolara bağımlılığın azaltılması açısından kritik önemde olduğu belirtilirken, ATMACA’nın da Harpoon sistemlerinin yerini giderek daha fazla alması bekleniyor. Türk Donanmasının iki yıl önce başlayan milli mühimmat dönüşümünün artık operasyonel sisteme dönüştüğü de görülüyor.
HAVA VE DENİZ BİRLEŞTİ
Yeni konseptin en kritik ayağı ise insansız hava ve deniz araçlarının ortak harekat kabiliyetine ulaşması. Nisan ayında gerçekleştirilen Mavi Vatan-2026 Tatbikatı sırasında Bayraktar TB3, TCG Anadolu’dan kalkış ve iniş yaptı. Tatbikatta insansız hava ve deniz sistemlerinin müşterek kullanıldığı senaryolar da uygulandı. Bu gelişme TCG Anadolu’nun yalnızca amfibi harekât gemisi değil, aynı zamanda insansız hava araçlarının denizdeki ana üssü haline gelmesi açısından önemli görülüyor. Savunma uzmanlarına göre önümüzdeki aşamada TCG Anadolu üzerinden havalanan SİHA’ların keşif yaptığı, başka bir savaş gemisinin hedefi takip ettiği, insansız deniz aracının ise aynı hedefe yönlendirildiği müşterek harekat senaryoları giderek daha fazla öne çıkacak.
41 GEMİ İNŞA EDİLİYOR
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı verilerine göre 37’si Deniz Kuvvetleri, 4’ü Sahil Güvenlik için olmak üzere toplam 41 askeri geminin inşası aynı anda devam ediyor. Yakın dönemde 9 geminin daha inşasına başlanmasıyla bu rakamın 50’ye yükselmesi hedefleniyor. İstanbul sınıfı fırkateynlerin yeni üyeleri, açık deniz karakol gemileri, milli hücumbot, mayın avlama gemileri, çıkarma gemileri ve MİLDEN milli denizaltı projesi bu yapılanmanın temel ayakları arasında bulunuyor.
YERLİ PROJELERDE DEVRİM
Emekli Kurmay Albay Dursun Çiçek ise Türk Deniz Kuvvetlerinin savunma sanayindeki yerlileşme hamlesinde öne çıktığını belirterek, yeni gemiler kadar milli torpido ve güdümlü füze projelerinin de kritik önem taşıdığını söyledi. Çiçek, deniz sistemlerinde ulaşılan isabet ve yeterlilik seviyesinin Batılı ülkeler tarafından da yakından izlendiğine dikkat çekti.