Erdoğan bu atamayla bizi doğrulamıştır, tüm davalar siyasidir

Özel’den Gürlek açıklaması: “Erdoğan bu atamayla bizi doğrulamıştır, tüm davalar siyasidir”
Çelik, Şahan’ın kent uzlaşısı davasından tutuklanmasına rağmen başka bir davadan da tutuklanmasının ‘yedekleme’ olduğunu söyleyerek duruma tepki gösterdi. “Şahan Başkanımız, Cumhurbaşkanımız İmamoğlu özgürlüğüne kavuşana kadar, tüm başkanlarımız, bürokratlarımız, belediye emekçileri, bütün siyasi tutsaklar özgürlüğüne kavuşana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” diyen Şahan, “Tahliye kararları sevindiricidir ama yeterli değil” ifadelerini kullandı.
İddianamesi halen yazılmayan tutuklu belediye başkanlarını hatırlatan Çelik, iddianamelerin yazılması ve tutuksuz yargılamalar yapılması çağrısında bulundu.
ADALILARA TEŞEKKÜR
Konuşmasına başlayan CHP Lideri Özel, adaletsizliğe karşı 88’inci kez bir araya gelindiğini söyleyerek miting alanındakilere teşekkür etti.
“Bu eyleme koşmanız her şeyden değerli” diyen Özel, şunları söyledi:
“Benim Adalar’la ve Ercan Akpolat’la ayrı bir hukukum var. Geçtiğimiz dönemde Adalar’da çalışmalar yapmaya her geldiğimde Ada’yı bilen belediye başkanı istiyoruz diyorlardı. Ben de ‘O gün gelince bunun için elimden geleni yapacağım’ demiştim. O gün geldi, bir baktık genel başkanız. O gün gelince Akpolat’ı aday olarak gösterdik, sizler de yüzde 56’lık rekor oyla seçtiniz. Teşekkür ediyorum.”
ADALI’NIN VARLIĞI ARTIK ADALI’YA PARALI DEĞİL
“Buranın imkanları, kaynakları sınırlı ama hem Ercan Başkan’ın hem Ekrem Başkan’ın Ada’ya sahip çıkma iradesi var” diyen Özel, şöyle devam etti:
Adalar’daki biri hariç tüm okullarımıza ücretsiz su sebilleri koydu. Zenginin çocuğunun iyi su içtiği, yoksul çocuğunun tuvalet çeşmesine ağzını dayadığı dönem bitti. Cumhuriyet Halk Partisi var, Ercan Başkan var, en azından okul suyunda eşitlik var. Öğrenciler için ücretsiz okul servisi var, pazara giden ücretsiz servisler var, ücretsiz plaj var. Sahilden kaldırılan işgallerle Adalıların kullanımına sunulan alanlar var.”
Adalar’da yapılan projeleri aktaran Özel, şunları kaydetti:
“Kürt’le Türk’ün, Alevi ile sünninin birlikte yaşadığı, her dinden insanın birbirine saygıyla var olduğu, İstanbul’unen misafinperver bu coğrafraya yürekten teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.
Bir yandan yapılanlar gündem, bunlar konuşulsun istiyoruz. Bir yandan da Türkiye’de satılanlar gündem. Geçtiğimiz günlerde Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Veli Ağbaba’nın sorduğu, cevap alamadığı bir husus vardı. Bloomberg bunu haber yaptı, İngiliz firmalardan bahsetti yine yalanlanmadı. Şimdi yavaş yavaş doğrulanıyor. 1. Köprü, 2. Köprü ve 7 tane otoyolu satmaya kalkıyorlar. Bu satacağız dediklerinin yıllık geliri 650 milyon dolar. Yüzde 98 kar, yüzde 2 bakım onarım masrafı. 650 milyon dolarlık yeri sadece 3 milyar TL’yi hemen almak için 25 yıllık gelirini bırakıyorlar. Birinci yılın parasını alacaksın, ikinci yılın parasını alacaksın, üçüncü yıl iktidarın bitecek. Köprüleri özelleştirmese bu sene ve gelecek senenin parası zaten bu hükümette. 3 yıllık parayı daha veren olursa diyor, 5 yıllık para 3 milyar lira, ‘varsın bu gelirler başkasının olsun’ diyor.
Bu kadar büyük kötülüğü bozguna uğramış işgal ordusu yapmaz memlekete. Bir memleketin altın yumurtlayan tavuğu 2 yumurtayı önden almak için ellere satılmaz.”
“ERDOĞAN GELECEĞİMİZİ SATIYOR, ENGELLEYİN”
“Ekonomi çöktü, seçim ekonomisine para lazım, 3 milyarlık kaynak için memleketin 25 yıllık muhteşem bir gelirini peşkeş çekmeye kalkıyorlar” diyen Özgür Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Erdoğan bunları 2012 yılında da satmaya kalkmıştı. Büyük itiraz olmuştu. Köprü ve otoyollara 5 buçuk milyar teklif edilmişti. Erdoğan, ‘7’den aşağı satılırsa vatan hainliğidir’ demişti Erdoğan. Şimdi vatan hainliğini 2’ye katlıyor. Onlar satmakta kararlı olabilir, biz de bunları vatandaşa anlatmaktan asla geri durmayacağız.
Bugün elime bir çalışma geldi. Bundan haberdar olanların oranı sadece yüzde 40. Milletin yüzde 60’ı bilmiyor, haberi yok. Haberi olanların yüzde 90’ı karşı. Onun için bunu bütün örgütümüze ve İstanbul’u seven, Türkiye’yi seven her birinize emanet ediyorum. Bunu duymayan kalmasın. Duyduk duymadık demeyin: Erdoğan geleceğimizi satıyor, engelleyin, engelleyin, engelleyin!”
AKP’nin satış planına ilişkin karşı kampanya yürüteceklerini açıklayan Özel, “Bunun için İstanbul örgütümüz, herkese duyurana kadar etkili bir kampanya yapacak. Sadece İstanbul’da değil 81 ilde bu kampanyayı yapacağız millete başına gelmekte olanı göstereceğiz” diyerek ‘Yap-işlet-devret’ politikalarıyla yapılan yolları hatırlattı.
“İzmir-Çeşme otoyolu 103 kilometre geçiş ücreti 53 lira. Bu rahmetli Özal’ın ‘Haydi Semra bir kaset koy da keyfimizi bulalım’ diyerek açtığı devletin parasıyla yapılan otoyol, 103 kilometre bugün 53 lira” diyen Özel şöyle konuştu:
“Ama Erdoğan’ın açılışını yaptığı, Ulaştırma Bakanı ile makam aracını kullanıp poz kestiği otoyolun İzmir’den Akhisar’a kadar 100 kilometrelik kısmı şu anda 365 lira! Bir tarafta 53 lira, bir tarafta 365 lira. Bu şartnameyle hazırladıkları bu kötülükle bunu sattıklarında İzmir-Çeşme otoyolu aynen 365 lira… Yani her birisine 6-7 kat zam gelecek.”
“Buradan söylüyorum; 59 liraya geçilmekte olan Boğaz köprüsünden 300 liraya geçmek istemiyorsanız karşı çıkın karşı çıkın karşı çıkın! Rahmetli Demirel’in yaptığı köprü 59 lira. Rahmetli Özal’ın yaptığı köprü 59 lira. Tayyip Erdoğan’ın yaptığı köprü 995 lira geçiş ücreti! 995 lira! Bunları söylemek boynumuzun borcu.”
“BEŞ EMEKLİ BİR YOKSUL ETMİYOR”
Emeklilerin sıkıntılarına da değinen CHP Genel Başkanı, Şu anda en düşük emekli maaşı 20 bin lira, asgari ücret 28 bin lira ve çiftçilerin Türkiye’deki ortalama geliri 19 bin 700 lira” diyerek şunları söyledi:
“Bugün açlık sınırı 31 bin lira, yoksulluk sınırı 102 bin lira. Yani beş emekli bir araya gelse birisini yoksulluktan kurtaramıyor. Beş emekli birleşiyor yoksulluk sınırının üstüne çıkamıyor. İlk kez asgari ücret ilan edildiği gün açlık sınırının altındaydı, bugün açlık sınırının 3 bin lira altına düştü.”
“Ve öyle bir öyle bir düzenle karşı karşıyayız ki TÜİK’e göre enflasyon yıllık %30-65 oldu. Aralık ayında zamları durdurdular, ölçümü gizlediler, etikete başka taraftan baktılar enflasyonu çok düşük çıkardılar. Ne oldu? Emekliye verilecek maaştan %4 çaldılar. Ne oldu? Devlet memurlarının cebinden %4 çaldılar. Ocak gelince zamları yaptılar, fiyata baktılar, TÜİK’e göre bile Ocak ayı enflasyonu %4.8 oldu. Ne demek %4.8? Bakın %4.8 yüz ülkenin yıllık enflasyonundan fazla.”
“DÜNYADA, AVRUPA’DA ENFLASYON BİRİNCİSİYİZ”
“Buradan Adalar’dan bütün Türkiye’ye sesleniyorum” diyen Özel şöyle devam etti:
“Dünya enflasyonu yendi. Dünyada enflasyon diye bir dert kalmadı millet! %2 enflasyonu dert ediyor, bizde %4.8! %4.8 aylık, dünyada yüz ülkenin enflasyonu yıllık %4.8’in altında! Avrupa Birliği’nin enflasyon ortalaması %2. O yüzden size diyorlar ya ‘enflasyon dünyanın sorunu’, vallahi yalan. ‘Hayat pahalılığı her yerde var’, kuyruklu yalan. Dünyada, gıda enflasyonunda 3’üncü sıradayız. Savaştaki ülkelerden daha yüksek enflasyonumuz var. Avrupa’da enflasyon birincisiyiz.”
“YARGI KOLLARINA GÜVENMEK DARBECİLİKTİR”
“Türkiye kötü yönetilmektedir. Beceriksiz, basiretsiz, enerjisi kalmamış bir iktidar vardır” diyen Özel şunları kaydetti:
“Kendi kadın kollarına, kendi gençlik kollarına güvenmeyen bir iktidar var. O iktidarda kalabilmek için sadece yargı kollarına güvenmektedir. Yargı kollarına güvenmek darbeciliktir. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum:
Biz girdiğimiz ilk seçimi kazandık. Sen de ilk kez bir yenilgi aldın. Biz kaybettiğimiz yıllar boyunca darbeye kalkışmadık, bir seçim kazandınız mızıkçılığa başladınız. Şimdi de CHP’ye her yerden saldırıp, seçimi hukuk darbesiyle kazanmaya çalışıyorsunuz.”
“CUMHURBAŞKANI İMAMOĞLU”
Erdoğan’a seslenerek “Cesaretin varsa çık karşımıza, ister damadın, ister bakanın, ister evladın. Bizim adayımız belli: Ekrem İmamoğlu. Çık karşımıza, yarışalım” diyen Özel, atılan “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganları üzerine sözü İmamoğlu’nun eşi ve İBB Başkanvekili Nuri Aslan’a mikrofonu uzatarak slogan attırdı.
“AKIN GÜRLEK SİYASİDİR”
Özel, Erdoğan’ın Akın Gürlek’i Adalet Bakanı olarak atamasıyla ilgili konuşarak şunları kaydetti:
“İlk kez seçim kaybedince ne yapacağını şaşırdı, hazmedemedi, geceleri o sesle uyandı: ‘İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder. İstanbul’u kazanan, Türkiye’yi kazanır. 2 Ekim 2024 günü bu sesle uyandı ve bir bakan yardımcısını uyandırdı. ‘Kalk Akın, kalk’ dedi. İstanbul’da mahkeme mahkeme gezdirdiği, o vakit ‘seyyar giyotin’ demiştik. Ne kadar toplumsal dava varsa adaleti katleden, sonra da ödüllendirilen birini. Hakimliği bırakıyor, siyasete atılıyor Akın Gürlek. Bir bakıyor ki CHP İstanbul’u kazanmış, iktidara gidiyor. ‘Kalk Akın, vur Akın, at içeri onları Akın’ işte bu Akın Gürlek. Dün akşam hiç utanmadan Adalet Bakanlığı’na atadı.
Erdoğan dün attığı imzayla kendini yalanlamıştır. Yalanın büyüğü ‘Türkiye hukuk devletidir’ yalanıdır. Yaptığı atamayla bizi doğrulamıştır. Akın Gürlek siyasidir, tüm davalar siyasidir. Arkadaşlarımız masumdur; bunlar iftiracıdır, kumpasçıdır, darbecidir!”
“İBB DAVASI SİYASİDİR DİYENLER YÜZDE 60”
Özel, konuşmasına şöyle devam etti:
“Son ölçüm, İBB davası siyasidir diyenler yüzde 60’tı. Bunun 51, 53, 57 ölçüldüğü de oldu daha önce. Ama iddianame fos çıktıktan sonra yüzde 60. Yüzde 15 de kararsız çıktı. Bir yüzde 25 var. O yüzde 25’e soruyorum, dava hukukidir diyen kardeşlerime sesleniyorum: elini vicdanına koy, bir savcı sizin partinizdeki en parlak isimleri tutukladı, dünya kadar iddiada bulundu. Biz onu aldık bakan yaptık, CHP’liymiş. Tarihte ilk kez bakanlık makamı bu kadar kötü olmuş. Çıkmış kürsüye elindeki kağıdı titreyerek, korkarak okuyor. O savcının iddiasına hukuki der misin?
Kardeşim 23 yıldır kazanıyorsunuz, bir sefer seçim kaybetmişsiniz. Şimdi geldiğiniz o sandık işlemesin diye rakibi hapse atarak siyaset yapamazsınız.
Siz futbol maçında hakem sizin formanızı giyse sevinecek misiniz? Rekabetten, daha iyisi bulunur. Çiftçinin, esnafın gülebilmesi için rekabet olmalı. Bunu söylüyorum, bunu anlatıyorum.”
19 MART PLANI
“Gelecek hafta Ataşehir’de 39. ilçe mitingimizi yapacağız. Sonra üç hafta boyunca diyoruz ki birinci bölgede, ikinci bölgede ve üçüncü bölgede birer bölge mitingi yapalım mı? İl başkanım uyarıyor sıralama 3-2-1 olsun diyor öyle yapalım. Sonra tarih ondan sonraki Çarşamba geliyor 18 Mart’a. Biz yani ertesi gün 19 Mart” diyen Özgür Özel, İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının yıl dönümüne ilişkin planı şöyle açıkladı:
“18 Mart günü diplomanın iptal günü başlayıp 19 Mart’a kadar hep beraber bir meydanda olalım mı? Hatta şöyle yapalım mı? Mesela o gece ‘Yiğidim Aslanım’ı Zülfü Livaneli’den dinleyelim mi burada? Mesela ‘Kurtuluş Yok Tek Başına’yı yeterince yüksek sesle söylersek İlkay Akkaya çıkıp da kendi söylesin mi? Şu ana kadarki 88 eylemde kim konuştuysa Boğaziçili öğrenciler, İstanbul Üniversitesi, ODTÜ; onlar buradan birinci yıl dönümünde öğrencilere, gençlere Türkiye’ye seslensin mi? Biz 18 Mart’ı 19 Mart’a hep beraber bağlayalım mı? Ayakta mıyız? Meydanda mıyız? Eylemde miyiz? İşte bir yıl olmak üzere ve işte o bir yıl önce dediğimiz gibi: Ahlaki üstünlük bizdedir, psikolojik üstünlük bizdedir, çoğunluk enerjisi bizdedir.”
“KARA DÜZENİ YERLE BİR EDECEĞİZ”
Özel, şöyle devam etti:
“İşte bu moral üstünlükle baş edemiyorlar, onun için moralleri bozmak istiyorlar. Onun için ailelere, eşlere, çocuklara saldırıyorlar. Yükümüzü alan özel kalem müdürlerini, canımızı koruyan korumaları, araçları kullanan suçsuz şoförleri içeri koyuyorlar. ‘Çıkmak istersen şu iftiranameye imza at’ diyorlar. Bunun adı AK Parti’nin kara düzeni. AK Parti’nin kara düzeni, enflasyonu Avrupa birincisi yapan düzendir. AK Parti’nin kara düzeni, yargıya güveni yüzde 20’ye indiren düzendir. AK Parti’nin kara düzeni, bir kişi iktidarda kalsın diye milleti yoksullaştıran bir düzendir. Bu düzeni yıkağız, AK Parti’nin kara düzenini yerle bir edeceğiz.
İşte bu kara düzen, Ekrem Başkan’ın direncini kırmak için aylar önce kayınbiraderi Cevat Kaya’yı tutuklamıştı. Sonra hiçbir suçu olmayan özel kalemi Kadriye kardeşimizi tutukladı. EKrem Başkan’ın koruma amiri Türk polisimizi tutuklamıştı. Yetmedi, en sonunda bambaşka işlerde olmadık birine bir iftira attırıp haysiyetiyle uğraşmak için Dilek Hanım’ın diğer ağabeyi Ali Kaya’yı kan, idrar, tırnak, saç testi istendiği halde yapmayıp iftirayla tutukladılar.
Şu kadarını söyleyeyim, bakın ne kadar kötüler, Fatih Keleş’e ‘Senin çocuk var mı, kaç yaşında’, ‘Var, 26 yaşında’ diyince ‘Hapse girince nasıl baş edecek bu çocuk’ diye sormuşlar. ‘Neden girsin’ dediğinde ‘Sen bu imzayı atarsan girmez tabii’ diye oğlunun özgürlüğüyle Fatih ağabeyimizi tehdit ettiler. Oğlu Mustafamızı aylardır Silivri’de 50 kişilik bir koğuşa hapsettiler, zulmediyorlar.
Medya A.Ş.’nin Genel Müdürü Pınar Hanım’ı kızlarıyla tehdit ettiler, iftira atmayınca Düzce’ye sürdüler.
Murat Ongun’un eşi Gözdem Ongun’a defalarca zulmedip ev hapsi verdiler.
Biz, hem içerde olanların aileleriyle hem kendileriyle birlikte mücadele veriyoruz Aile Dayanışma Ağı (ADA) ile. Onlarla birlikte mücadele edeceğiz, kol kola olacağız.
Kadriye Hanım’ın 13 yaşındaki oğlunun, Pınar Hanım’ın 16 yaşındaki kızlarının ya da Dilek Hanım’ın ya da Buğra Gökce’nin cezaevinde evlendiği Filiz’in ya da Avcılar Belediye Başkanımızın eşinin gözyaşlarında boğulacaksınız.”
“BİZ KAZANACAĞIZ”
Özel, sözlerine şöyle devam etti:
“Korkularından dokunulmazlık vermek için, çünkü ömrü boyunca aldığı maaşları biriktirse toplayamayacağı kadar tapuyu üstünde yakaladık elhamdülillah. RTÜK’te bir polisin üzerinde olamayacak kadar tapuyu suçüstü yaptık elhamdülillah. İstanbul’da, Ankara’da avukat ofisleri ile kurulan bağları deşifre ettik. Bunların sonucunda HSK gereğini yapacakken, yapmalıyken, yapmazken alıp da birine dokunulmazlık verip, o birisine HSK’nin başına getiriyor beyefendi Tayyip. O yüzden herkes şunu bilsin ki, karanlıkla aydınlığın mücadelesinde eninde sonunda aydınlık kazanır. Kirlilere karşı temizler, suçlulara karşı masumlar, iftiracılara karşı dürüst insanlar kazanır. Ve eninde sonunda korkaklar kaybeder, cesurlar kazanır. Biz kazanacağız.”
“BÖYLE BİRİSİ ADALETİN BAŞINA GELDİYSE, ARTIK BU İKTİDARIN DA SONU GELMİŞTİR”
Özel, sözlerini sonlandırırken Gürlek’in atanmasına tekrar değinerek şunları kaydetti:
“Bugün liyakatle değil birisine sadakatle, adaletle değil o sadakatle oturtulan bir koltukta ne hallere düştü gördünüz birisi. Koltuktaki düştüğü hal, yargıyı getirdikleri haldir. Koltuğun taşımaya utandığı bir Adalet Bakanı’nı bu milletin sırtına yük edemezsiniz.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ve belki dünya siyasi tarihinde atandığı gün parlamentoya gidip yemin edemeyen, yemin etmek için düne kadar bağımsız olan sözde savcıyı, tarafsız olan sözde savcıyı bir partinin milletvekillerinin tekme tokatla, bariyerler kurarak yemin ettirdikleri bir ayıp bir tek bugün Türkiye’de yaşandı.
Böyle birisi adaletin başına geldiyse, artık bu iktidarın da sonu gelmiştir.
Bu iktidarın sonu için, tünelin ucunda beliren ışığa hep birlikte yürümek için, bu karanlığı söküp atıp güneşli güzel günlere ulaşmak için hep beraber çalışmaya hazır mıyız? Hep beraber mücadele edecek miyiz? Bu iktidar değişene kadar nereye çağrılırsak, o meydana koşacak mıyız? Ne görev verilirse yapacak mıyız? Kapı kapı çalışacak mıyız? Bu seçimi kazanacak mıyız? Bu yolda birlikte yürüyecek miyiz? O zaman yolun açık olsun Adalar, yolun açık olsun İstanbul, yolun açık olsun Türkiye. Haydi bakalım yürüyelim arkadaşlar.”
İMAMOĞLU’NUN MEKTUBU OKUNDU
İmamoğlu, Özgür Çelik tarafından okunan mektubunda şunları söyledi:
“Kıymetli Adalılar, benim canım hemşerilerim… Saygıdeğer hanımefendiler, sevgili beyefendiler, mert ve yürekli gençler, güler yüzlü çocuklar… Her birinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum, özlemle kucaklıyorum. 19 Mart’tan bu yana adalet ve demokrasiyi savunduğunuz, için her birinize dostlukla teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun. Adalar’ı, bir Adalı olarak sizlerle birlikte yöneten, Cumhuriyet Halk Partisi’nin halkçı ve icraatçı uygulamalarının en güzel örneklerini hayata geçirmek için canla başla çalışan Ali Ercan Akpolat Başkanıma teşekkürlerimi sunuyorum. Saygıdeğer Genel Başkanım Özgür Özel liderliğinde, büyük bir kararlılık ve inançla iktidara yürüyoruz. İktidar yürüyüşümüze güç katanlarla yürümek, bizi ne kadar başarılı kılacaksa ve ne kadar kıymetliyse, kararlı mücadelemize zarar vermesi muhtemel, siyasi ahlaktan nasibini almamış kişilerden kurtulmak da mücadelemiz için bir o kadar kıymetlidir. Genel başkanımızın liderliğinde partimizin kararlı iktidar yürüyüşü devam edecek ve mutlaka başarıya ulaşacaktır.”
“AİLEYLE TEHDİT NAMERTLİKTİR, ADALETİ KİRLETMEKTİR; BUNA DERHAL SON VERİN”
“Sevgili hemşerilerim; 2019’dan bugüne Adalar için çok çalıştık, çalışmaya da devam ediyoruz. Bunu en iyi, bu güzel meydanda toplanan sizler biliyorsunuz. Çok büyük altyapı yatırımları gerçekleştirdik. Meydanları, yeşil alanları, parkları yenileyip düzenledik. Taş Mektep’i restore ederek, vatandaşın hizmetine sunduk. Pendik-Tuzla ve Maltepe ile Adalar arasında yeni deniz hatlarımızı açtık. Toplu taşıma hizmetlerine hız verdik, 250 İETT aracını hizmete sunduk. Paşabahçe Vapuru’nu restore ettik. İş arayanlarla işverenleri buluşturmak için Bölgesel İstihdam Ofisimizi açtık. Milletin parasını millete verme anlayışıyla, hizmette sınır tanımadan çalışırken kendimizi demokrasi tarihimizin en büyük, en kirli siyasi operasyonunun içinde bulduk. 11 aydır, hukuka, ahlak ve vicdana sığmayacak ölçüde büyük bir kötülüğe karşı mücadele ediyoruz. Kendisini sandıkta yenecek rakibini kumpas dosyalarıyla, iftira ve şantajla, delilsiz, uydurma iddialarla hapse attıran bir kötü akıl, şimdi de bitmeyen bir kin ve öfkeyle ailelere saldırıyor. En yakınlarımıza zulmederek, bizleri ailelerimizle tehdit ediyor, diz çöktürmeye uğraşıyorlar. Aileyle tehdit, hukuksuzluğun ve vicdansızlığın son noktasıdır. Aileyle tehdit; insanlık suçudur, zulümdür, işkencedir. Aileyle tehdit; namertliktir, adaleti kirletmektir. Buna derhal son verin.”
“ADALET BAKANLIĞI’NA YAPILAN ATAMANIN MANASI…”
“Seçimi kaybedeceğini anlayınca zalimleşen, kutsallara saldıran, ailelere eziyet ederek koltuğunu koruyabileceğini zanneden zihniyete bir sözümüz var: Yenileceksiniz. Tertemiz ahlakımıza, güler yüzümüze, sabrımıza, cesaretimize yenileceksiniz. Milletimizin sağduyusuna, vicdanına yenileceksiniz. Milletimizin yargıya olan güveninin yüzde 20’lerin altına düştüğü bugünlerde adalete inancı sıfırlamak, yerle bir etmek için bir hamle daha yapılmıştır. Adalet Bakanlığı’na yapılan atamanın manası budur. Aynı zamanda, bizlere karşı yürütülen soruşturma ve davaların tamamen siyasi bir maksat taşıdığı, en tepeden kurgulandığı açıkça itiraf edilmiş ve tasdiklenmiştir. Dün vahimdi, bundan sonrası daha da vahimdir. Çünkü, adalet yoksa hak ve hürriyet yoktur, bereket yoktur. Adaletsizlik ekonomiyi bitirmiş, ülkemizi bir uçurumun eşiğine getirmiştir. Her şeye rağmen, mücadelemiz ve kararlılığımız daha yüksek bir şekilde devam edecektir.”
“ÖYLE DE YENİLECEKLER, BÖYLE DE YENİLECEKLER”
“Vicdanı yok sayan, ahlakı ayaklar altına alan, adaleti susturan, hukuku siyasi aparata çeviren bu kötü akıl kaybetmeye mahkumdur. Daha önce İstanbul’da 4 kez nasıl yenildilerse, yine öyle yenilecekler. Öyle de yenilecekler, böyle de yenilecekler. Milletimiz ‘bitti’ diyene kadar, bu büyük adalet ve haysiyet mücadelesi sürecek. Onlar, yargıdan ellerini çekecek ve sandıkta kaybetmeyi içlerine sindirmeyi öğrenecek. Onlar kaybedecek, Türkiye’nin 86 milyon onurlu yurttaşı kazanacak. Onlar kaybedecek, hukuk ve demokrasi kazanacak. Türkiye adaletin ve hürriyetin, refahın ve bereketin ülkesi olacak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.”