Emperyalizme kalkan oldular: Sevdaları bitmedi

Emperyalizme kalkan oldular: Sevdaları bitmedi

CİHAT ÇAĞRISI

Kanlı Pazar’ın nasıl ortaya çıktığını, bugüne gelinen süreçte neler yaşandığını kısaca hatırlatalım:

57 yıl önce bugün, 16 Şubat 1969’da İstanbul’a gelerek Dolmabahçe önlerine demirleyen 6. Filo’yu protesto etmek için düzenlenen “Amerikan Emperyalizmine Karşı İşçi Mitingi”ne katılan 40 bini aşkın eylemciye, günlerdir sağcı basın tarafından provoke edilen gerici militanların “Müslüman Türkiye” sloganlarıyla saldırmasıyla başlayan olaylarda Ali Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan öldürüldü; yaklaşık 200 kişi yaralandı. Olay tarihe “Kanlı Pazar” olarak geçti. Saldırılar için günler öncesinden toplantılar yapıldığı, İstanbul dışından insanlar getirildiği ve iki kamyon sopanın sağcı militanlara dağıtıldığı ortaya çıktı.

6. Filo’nun İstanbul’a gelişini protesto etmek, o dönemin siyasal atmosferinde tam bağımsızlık için en önemli siyasal gelişmelerden biri olmuştu. 70 civarı dernek ve örgüt ortak bir kampanya hazırlamış; ziyaret öncesi halkı bilgilendirme faaliyetleri düzenlenmiş; yürüyüşlerle protestoların devamlılığı planlanmıştı. Gösterileri düzenleyenler 6 Şubat 1969’da Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a telgraf çekerek “Amerikan emperyalizmin bekçisi bu filo”yu ülkede istemediklerini de bildirmişlerdi.

10 Şubat’ta İstanbul’a gelen 6. Filo, Kabataş açıklarında demirledi. Dolmabahçe yasak bölge ilan edildi. İlk gösteri -hesapta olmayan bir biçimdekitlelerin heyecanla biriktiği Teknik Üniversite’den Taksim’e yapılan yürüyüşle başlamıştı. 11 Şubat günü İstanbul Üniversitesi’ne “6. Filo Defol” afişi asılmış; Beyazıt kulesine ise ortasında Vedat Demircioğlu’nun resminin bulunduğu bir bayrak konmuştu. 14 Şubat’ta ise Milli Türk Talebe Birliği’nin (MTTB) “Bayrağa Saygı Mitingi” düzenlemişti. Bugün gazetesinin yazarı Mehmet Şevki Eygi de “Cihada hazır olunuz” isimli yazı yazarak gericileri cihada davet etti.

TANIDIK İSİMLER

Dönemin MTTB Başkanı ise, AKP’den milletvekili seçilen ve Meclis Başkanlığı yapan İsmail Kahraman’dı. O dönem MTTB’nin İcra Kurulu Başkanı olan ismin de 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olduğu belirtiliyor. 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin baş sorumlusu Fethullah Gülen de o dönem MTTB’de aktif olan isimlerdendi. 76 gençlik örgütünün katılacağı gösteri için valilikten gereken izin alınmıştı. 16 Şubat’ta saat 14.00’te Beyazıt’ta toplanan 30 bin kişi, Sultanahmet, Sirkeci, Karaköy, Tophane üzerinden Taksim’e doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş esnasında sayı 40 bini buldu.

Gümüşsuyu’nda İstanbul Teknik Üniversitesi önünden Taksim’e doğru yürünürken, grubun küçük bir kısmının Taksim Meydanı’na girmesinin ardından, polis kalan kitleyi dağıttı. O esnada, Dolmabahçe Camii’nden Taksim Parkı’na gelerek hazır bekleyen gerici grup, alana giren yürüyüşçülere saldırdı. Saldırı esnasında, TİP üyesi Ali Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan adlı işçiler öldürülürken, yüzlerce kişi de yaralandı.

İki kişinin öldürüldüğü, yüzlerce insanın yaralandığı saldırıyla ilgili olarak cezalandırılan kimse olmadı. Öldürülen Ali Turgut Aytaç’ın bıçaklanma anını gösteren fotoğraftaki bıçaklı kişi ve izleyen polis sorgulandı. “Bıçağı yerde buldum” diyen Seyit Atmaca serbest kalırken, polis Haşim Bozkurt önce tutuklanır daha sonra mahkeme tarafından suçsuz bulunarak serbest bırakıldı. “Solcuların soluk alışlarını bile izliyorum” diyen İçişleri Bakanı Faruk Sükan, olayı ‘tamamen komünistlerin tertibi olarak’ niteledi ve “Tam bir ihtilal provasıydı o. Eğer tedbir almamış olsaydık, büyük hadiseler olacaktı” dedi.

Emperyalist güçler daha sonra Komünizmle Mücadele Dernekleri, Yeşil Kuşak Projesi, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) gibi hamlelerle ülkeyi ve bölgeyi mezhepçi, gerici, faşist politikalarla dizayn etmeye çalıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan iktidara geldiğinde BOP’un Eş Başkanı olmakla övünürken halkta bir meşruiyeti kalmayan rejim, aynı emperyalist odaklarda “meşruiyet” arıyor. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Barrack’ın önerdiği “Osmanlı Milletler Modeli” tam da ülkeye 1950’lerden bu yana biçilen rol modelin yansıması oldu.

Bugün siyasal İslamcı iktidar ülkenin yüzünü tümüyle Ortadoğu’ya çevirmeye, “TürkKürt-Arap ittifakı, Müslüman kardeşliği” dediği politikalarla kendisine biçilen misyonu tamamlamayı hedefliyor. Bugün eğitimde yaşanan gericileştirme politikaları, şeriata karşı laiklik vurgusu yapan SOL Partililere yönelik baskılar, konser yasakları, LEMAN dergisine yönelik linç girişimi gibi gerici uygulamaların tümü aynı hedefe hizmet ediyor. Saray yönetimi iktidarda kalmak için toplumsal yaşamı yukarıdan aşağıya doğru zorla dönüştürmek istiyor. Ülkenin ilerici, devrimci güçleri, dün 6. Filo’ya nasıl karşı çıktıysa, bugün de emperyalist politikalara ve onlara daima hizmet eden gerici odaklara karşı ortak ve birleşik mücadeleyi yükseltmek durumunda.

BirGün'e Omuz Ver BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu