TÜİK verilerinde çarpıcı artış! Para harcamanın yönü değişiyor
Türkiye’de temmuz ayında hizmet sektöründeki üretim artarken, gayrimenkul ve inşaat tarafında gerileme yaşandı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre hizmet üretim endeksi, temmuzda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3, bir önceki aya göre ise yüzde 1 arttı. Hizmet sektöründeki yıllık artışın en dikkat çekici bölümü bilgi ve iletişim hizmetlerinde görüldü. Bu alandaki üretim yüzde 7,9 arttı. Mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerdeki artış yüzde 5,5 olurken, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 5,3 yükseldi. Ulaştırma ve depolama hizmetlerinde de yüzde 2,8 artış kaydedildi. Aylık verilere bakıldığında da hizmet sektöründeki hareketlilik sürdü. Temmuzda konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 2,3, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetler yüzde 3,1 arttı. Bilgi ve iletişim hizmetlerindeki aylık artış ise yüzde 0,9 oldu.
GAYRİMENKULDE YÜZDE 5,2’LİK DÜŞÜŞ
Hizmet sektörünün bütün alanları aynı yönde hareket etmedi. Gayrimenkul hizmetlerinde üretim temmuzda yıllık bazda yüzde 5,2 azalırken, idari ve destek hizmetlerinde de yüzde 3,3 düşüş görüldü. Buna karşılık gayrimenkul hizmetleri aylık bazda yüzde 1,3 arttı. Bu tablo, hizmet sektöründeki genel artışın özellikle bilgi ve iletişim, konaklama-yiyecek ve mesleki hizmetler tarafından taşındığını ortaya koydu.
İNŞAATTA YILLIK DÜŞÜŞ SÜRDÜ
Aynı gün açıklanan inşaat üretim verileri ise farklı bir tablo ortaya koydu. İnşaat üretim endeksi temmuzda yıllık bazda yüzde 4,7 geriledi. Aylık bazda ise yüzde 1,1 artış kaydedildi. İnşaatta özellikle bina üretimindeki düşüş dikkat çekti. Bina inşaatı endeksi yıllık bazda yüzde 8 azalırken, özel inşaat faaliyetlerinde yüzde 4,9 düşüş görüldü. Buna karşılık bina dışı yapıların inşaatı yüzde 14 arttı.
HAREKETLİLİK GÖRÜLÜYOR
Ekonomistlere göre özellikle bilgi ve iletişim ile konaklama ve yiyecek hizmetlerindeki artış, ekonomide tüketim ve dijital hizmetler tarafındaki hareketliliğin sürdüğüne işaret ediyor. Buna karşılık gayrimenkul ve inşaatta görülen gerileme, yüksek finansman maliyetlerinin yatırım ve konutla bağlantılı faaliyetler üzerindeki baskısının devam ettiğini ortaya koyuyor.