Düşünsel gelişmeler
Düşünsel gelişmeler
“İdeolojik kimliklerden arınarak, bugünkü Türkiye’deki bozuk sistemi düzeltecek bir dil, yeni siyaset ve yeni anlayışa ihtiyaç olduğunu düşünüyorum…Amacımız %50+1, yeni bir siyasal akıl üretmek. “Sağcı, Solcu, Liberal-Seküler, Milliyetçi-Dindar İşleri Bitti”!
Dilimizdeki tam karşılığı düşünce bilimi olan ideoloji, bireylerin veya toplumsal grupların dünyayı anlama, değerlendirme ve eylemlerine yön verme amacını taşıyan fikir, inanç ve değerler bütünüdür. Arıkan’ın “ideolojik kimliklerden arınarak” sözleri, kişinin siyasette düşünsel kimliğini bir tarafa bırakması, dahası, “sizin yerinize biz düşünürüz” görüşünü içinde barındırır ki, bu yaklaşım da aslında tam bir ideolojidir. İdeolojik kimliklerden ayrılmak da hiç kolay olmuyor. Bu hafta 2 Temmuz’da 33. Yılını geride bıraktığımız Madımak’ta üstelik yerel ve merkezi yönetimin gözleri önünde ve yaklaşık yedi saat süren ve 33’ü ilerici aydın olmak üzere 37 insanımızın yanarak ölümünü unutmak hele de olayın birçok failinin hala bulunmamasını bir tarafa bırakmak kolay mı?
Arıkan ideolojiden arınmayı överken ülkede tam bir “ideolojik olay” yaşanıyor. Haftaya, kapitalist ideolojinin komünizmin yayılmasını önleme gerekçesiyle 1949’da kurduğu ve Sovyetler Birliği’nin 1989-90’da tek kurşun atılmadan dağılmasından sonra da varlığını sürdüren uluslararası askeri örgütü NATO’nun Ankara toplantısı yapılıyor. Toplantıyı, özgür basının izlemesine izin verilmemesi ve NATO karşıtı yüzlerce insanımızı tutuklanması da diz boyu ideolojidir. Bir de ne oluyor biliyor musunuz? ABD’nin, “üye ülkelerin yıllık ulusal gelirlerinin yüzde beşini NATO’ya ayırmaları dayatmasını, yalnızca İspanyol Başbakanı P. Sanchez, sosyalist ideolojisi ile ret ediyor’
TAM BOY İDEOLOJİ!
Tam da bu sırada iktidar tamamıyla apayrı bir ideolojik telden çalışıyor. Haber şöyle: Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Partisinin 33. İstişare toplantısının kapanış konuşmasında: “Bu hareket sadece 86 milyonun değil ümmetin de umududur” (Basın, 28 Haziran) diyor.
Oysa Ağustos’ta 25. Kuruluş yılını kutlayacak olan iktidar partisinin, ne Erdoğan’ın yaptığı ilk açıklamasında ne de yine Erdoğan’ın Önsöz’ünü yazdığı Yalçın Akdoğan’ın “Muhafazakâr Demokrasi” kitabında “ümmetin umudu” olmak gibi bir anlayış bulunuyor. Tam tersine Avrupa Birliği’ne “tam üyeliğin” gerçekleştirileceği özenle vurgulanıyor. Ümmet, toplam 8,3 milyar olan dünya nüfusunun, İslâm İşbirliği Teşkilâtı (İİT) üyesi 57 ülkede bulunan yaklaşık iki milyarını ya da yüzde 25,6’sını oluşturuyor. Bu durumda, AK Parti’nin “hangi konuda” ümmetin umudu olacağına açıklık kazandırılması gerekiyor.
BUTLAN DEĞİL, HALK
Cumhuriyet ideolojisinin ana taşıyıcısı, Özgür Özel’in Genel Başkanlığında 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinde birinci parti olan, Ekrem İmamoğlu’nu Cumhurbaşkanı en olarak geniş katılımla saptayan ve ana muhalefet görevini başarı ile yapmakta olan CHP, bir taraftan Cumhurbaşkanı adayının 1,5 yıla yaklaşan yargılanmaları, bir taraftan da 21 Mayıs’tan buyana Butlan yoluyla bunaltılmaya çalışılıyor.
Ortaya çıkıyor ki, ülke siyaseti yalnızca “ideolojisiz” denilen siyaset ile ümmetin umudu siyaset arasında yarışa yerleştirilmek isteniyor.
Ancak halk, Butlan ile geleni iyice yalnızlaştırarak buna izin vermiyor! Toplum, “arınma” vurgusuyla gelenden arınıyor.
O kadar ki, Butlan ile gelenin, usta sanatçı Kadir İnanır’ın anma toplantısına gönderdiği çelenk salona alınmıyor; kendisi de cami avlusuna Bakan Ersoy’un yardımıyla girebiliyor. Bodrum halkı bu kişiyi kentimizde istemiyoruz” diye imza kuyruğuna giriyor!. Butlanla gelen, polis eliyle el koyduğu Genel Merkez’de parti simgesinin altındaki “CHP Türkiye’nin Birinci Partisi” yazsısını sildirdikten sonra yaptığı basın toplantısında gazetecilerden “soru alamıyor” ancak, iktidarı en çok eleştirenlerden başlayarak dokuz milletvekilini disipline gönderiyor; 36 il başkanını da görevden alıyor. Gülmece ustası Deniz Göktaş “ters kelepçe ile gözaltına alınırken “CHP’yi salın” Kemal Bey çığlığı” atıyor; adliyede halkın “hain” tepkisiyle karşılaşıyor. CHP’li yerel yönetimlere yönelik yoğun baskıları asla söz konusu edemeyen Butlan ile gelen bir iktidar yardakçılığı yaparak Özel’in Yozgat mitinginde, “devlet yönetimi ”turp ile şalgam ile olmaz” diye eleştiren bilge çiftçi Abdullah Ceylan’ı CHP’den uzaklaştırıyor.
Gerçek CHP ise ideolojik kimliğini sahiplenerek, dışardaki ve hapisteki çocuklarıyla darbeye direniyor ve halkla bütünleşerek güçleniyor; umut oluyor!