Dünya Kupası hezimeti de aşırı sağa güç verecek
Dünya Kupası hezimeti de aşırı sağa güç verecek
Kuşkusuz bu tavrıyla Ekvador maçından itibaren linç edilen teknik direktör ve (Deniz Undav hariçi) tüm milli takım oyuncularını biraz olsun koruma altına almaya çalışıyordu. Söz konusu paylaşımı takip eden ikincisinde de şöyle diyor: “Başarıları birlikte kutluyoruz. Başarısızlıklara da birlikte katlanıyoruz. Bu bizi güçlendirir. Göğsünde kartalı taşıyan herkes bizim saygımızı hak ediyor, alayımızı değil.”
Ancak kimsenin Merz’in bu jestini anlayacak hali yok. Şimdiye kadar dört kez dünya şampiyonu olmuş olan Almanya’nın üst üste üçüncü kez daha başında turnuvadan elenmesinin neden olduğu şok çok büyük…
Merz, böylece “sevilmeyen“ olmanın dışında, “kızılan“, “gülünç bulunan“ politikacı olarak kariyerini sağlamlaştırırken bu durumun “sevilmeyen, başarısız bulunan” ve de “sürekli kamuoyu desteğini kaybeden” hükümetini de etkilemesi kaçınılmaz olacak kuşkusuz.
MERZ’İN KENDİSİNE ATTIĞI GOL
İşin kötüsü siyasetten ekonomiye tüm alanlardaki başarısızlıklar ve memnuniyetsizlerden beslenen aşırı sağcı parti AfD’nin (Almanya için Alternatif) “milli spordaki” hezimetten de güçleneceği kesin. Milli takımın elenmesinden önceki kamuoyu yoklamalarına göre AfD şu anda yüzde 29’la ülkenin en güçlü partisi. İktidardaki Hristiyan ve sosyal demokrat partiler koalisyonunun toplam oy oranı ise yüzde 34’e kadar gerilemiş durumda (CDU/CSU yüzde 22 ve SPD yüzde 12). Yarısı göçmen kökenlilerden oluşan milli takımın ülkeye yaşattığı bu büyük hezimetin siyasi tabloyu nasıl etkilediğini yeni anketlerde göreceğiz…
Şimdilik Merz’i kendi kalesine attığı golle baş başa bırakıp harıl harıl konuşulan “Ne olacak bu Almanya’nın (futboldaki) hali?“ tartışmasına bi göz atalım…
Teknik Direktör Nagelsmann takımın başında kalmak istediğini açıkladı, ancak ana akım medya onun ipini çoktan çekti. Büyük olasılıkla yerine Jürgen Klopp getirilecek.
Aslında Almanya‘ya 2014’te Brezilya Dünya Kupası’nda şampiyonluğu getiren milli takımdaki üstün başarılı göçmen kökenli oyuncular (Mesut Özil, Sami Khedira, Jerome Boateng, Miroslav Klose, Lukas Podolski ve Shkodran Mustafi) sayesinde, ülkedeki yabancı düşmanlarının sesi bir süre kesilmişti. Bu durum göçmenlerin ülkeye ve topluma entegrasyonunun güzel bir örneği olarak gösteriliyordu.
Ancak 2018’de Rusya’daki turnuvada durum değişti. Medyada Almanya’nın ilk turda elenmesinin baş sorumlusu olarak gösterilen Mesut Özil’in karşı karşıya kaldığı ırkçı saldırılarla bu tartışma kirlendi. Özil’in Londra’da Erdoğan’la birlikte çektirdiği fotoğraf ve hediye ettiği imzalı Arsenal formasının üzerindeki “Sayın Cumhurbaşkanım’a saygılarımla“ sözleriyle tartışma daha da alevlendi. O sırada Manchester City’de oynayan, Almanya doğumlu diğer futbolcular İlkay Gündoğan ve Everton’da oynayan Cenk Tosun da bu fotoğraf buluşmasının kahramanlarıydı. Ama Cenk Tosun zaten Türk Milli Takımı’nın oyuncusu olduğu ve İlkay Gündoğan da hiç beklemeden özür dilediği için bu tartışmadan pek etkilenmediler.
GÖÇMEN OYUNCULAR
Daha sonra Almanya Milli Takımı’nın kaptanlığına kadar yükselen İlkay Gündoğan, Mesut Özil’le birlikte vatandaşı oldukları ülkenin, yani Almanya’nın Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’i Berlin’deki Bellevue Sarayı’nda ziyaret etti. “Almanya’nın değerlerine bağlı olduklarını ve Alman millî takımı için oynamaktan gurur duyduklarını” açıklayarak bu skandalın neden olduğu zararları azaltmaya çalıştılar. Ama artık 2014’teki fotoğraf büyük zarar görmüştü. “Başarılı olduğum zaman Alman, kaybettiğimizde göçmen oluyorum” diyerek eleştirilerini sürdüren Özil de milli takımdan istifası ve ondan sonraki Türkiye macerasıyla buradaki tahribatın daha da büyümesine neden oldu.
Ancak tüm bu tartışmalara rağmen göçmen oyuncularla destekli Alman Milli Takımı artık normal bir durumdu. 2022’de Katar Dünya Kupası’nda yaşanan hezimetin ardından milli takımın kaptanlığını üstlenen, yapıcı ve saygın İlkay Gündoğan’ın döneminde bu tahribat büyük ölçüde giderildi de. Ancak Alman futbolu ondan sonra eskisi gibi başarılı olamadı.
Bu kupadaki Alman Milli Takımı da çok sayıda göçmen oyuncuyla sahaya çıktı.
İlk iki maçtaki dokuz golün yedisini göçmenler attı. Bu gollerin üçü Türkiye kökenli bir ailenin çocuğu olan Deniz Undav’dan geldi ve tıpkı bir zamanlar Mesut Özil’e olduğu gibi o da medyada adeta bir “ulusal kahraman” gösterildi.
Son iki maçtaki yenilgilerle durum değişti.
Tabii ki 2018’de olduğu gibi ırkçılıkla zehirlenmiş bir tartışma yaşanmayacak belki. Çünkü başarısız olan milli takımın iyi oyuncuları göçmen kökenli…
Ancak bu gibi durumları kolaylıkla suiistimal eden aşırı sağcılar için bunun bir önemi yok.
Almanya’da faşizm tırmanışını sürdürüyor. Çok kültürlü Alman Milli Takımı, başarılı olup bu sürece direnişe kan verebilirdi, olmadı…