Dönüşümde ‘hız’ denetimin önünde

Dönüşümde ‘hız’ denetimin önünde
Son değişikliklerin kamuoyuna ‘süreçleri hızlandıran’ adımlar olarak sunulduğunu hatırlatan Or, bu yaklaşımın dönüşümü deprem güvenliğinden çok mülkiyet rejimi ve piyasa dinamikleri üzerinden okumaya davet ettiğini vurguladı. “Deprem güvenliği bir irade ya da çoğunluk meselesi değil” diyen Or, “Zemin etüdünden projelendirmeye, tasarım ve uygulama denetimine kadar bütünlüklü bir mühendislik mimarlık sürecidir. Bu süreci piyasanın hızına teslim edip akışına bırakırsanız güvenli yapılara ve şehirlere değil, rant transferinin hızlanmasına yol açılmış olur” şeklinde konuştu.
DENETİM TİCARİLEŞTİRİLDİ
Kentsel dönüşümün uzun süredir ‘güvenli yapı üretmekten çok piyasa üretmek’ eleştirisi almasının tesadüf olmadığını ifade eden Or, bugüne kadar yapılan hatalara da dikkat çekti. Dönüşümün çoğu zaman bina ya da parsel ölçeğine sıkıştırıldığını, kentlerin altyapısı, ulaşımı, toplanma alanları ve sosyal donatılarıyla birlikte ele alınmadığını belirten Or, “Hangi yapının önce dönüşmesi gerektiğini gösteren güvenilir bir yapı stoku envanteri yok. Denetim ticarileştirilmiş durumda. Güçlendirme gibi bilimsel ve daha erişilebilir seçenekler sistemli biçimde geri plana itiliyor. Sonuçta dönüşüm, deprem riskini azaltmak yerine yeni eşitsizlikler üretiyor, kentsel adaletsizliği artırıyor” dedi.
Yeni düzenlemelerle azınlıkta kalan maliklerin iradesinin fiilen devre dışı kalabileceği ve insanların yaşadıkları yerlerden edilme riskinin arttığı yönündeki kaygıların haklı olduğunu vurgulayan Or, deprem güvenliği ile barınma ve mülkiyet hakkının karşı karşıya getirilmemesi gerektiğini söyledi. Deprem güvenliğinin yaşamsal bir kamusal ihtiyaç olduğunu hatırlatan Or, “Barınma hakkı ise temel bir insan hakkı. Bu ikisi arasında denge, ‘çoğunluk kazansın, azınlık kaybetsin’ mantığıyla kurulamaz. Şeffaf süreçler, bağımsız teknik değerlendirme, yerinde dönüşüm ve güçlü sosyal güvenceler olmadan yapılan her müdahale meşruiyet sorunuyla karşılaşır” ifadelerini kullandı.
LİYAKAT MÜCADELENİN TEMELİ
İnşaat Mühendisleri Odası’nın bu süreçte yalnızca eleştiren değil, yol gösteren bir kamusal aktör olması gerektiğini belirten Or, İMO’nun konuya ilişkin alabileceği inisiyatife de şu sözlerle değindi: “İMO’nun görevi, bilimsel standartları görünür kılmak, yerel yönetimlerle birlikte mahalle ölçeğinde risk azaltma ve güçlendirme programları geliştirmek, yurttaşların teknik ve hukuki süreçlere erişimini kolaylaştırmaktır. Yetkin mühendislik, kamusal denetim ve liyakat bu mücadelenin temeli olmalı.”
14-15 Şubat tarihlerinde yapılacak İMO seçimlerine ilişkin değerlendirmesinde ise Or, bu sürecin bir yönetim değişikliğinden çok daha fazlasını ifade ettiğini söyledi. Deprem ve kentsel dönüşümün ülkenin birinci gündemi olduğunu vurgulayan Or, “Bu seçimler, İMO’nun kamusal sorumluluğunu nasıl kuracağına dair bir tercihtir. Yeni dönemde kentsel dönüşüm mevzuatının sahadaki etkilerini izleyen bir mekanizma kurmayı, güçlendirme odaklı bir yaklaşımı yaygınlaştırmayı ve barınma hakkını merkeze alan dönüşüm ilkelerini savunmayı hedefliyoruz” diye konuştu.
DAYANIŞMA VURGUSU
Or, nitelikli mühendis emeğinin değersizleştirildiği bir ortamda ne deprem güvenliğinin ne de sağlıklı kentleşmenin mümkün olabileceğine dikkat çekti. Mühendisliğin, yalnızca imza atılan bir formalite olmadığını kaydeden Or, “Mühendislik ayrıca bilgi, deneyim ve etik sorumluluk gerektiren kamusal bir emektir. Bugün mühendisler güvencesiz çalışma koşullarına, düşük ücretlere ve sınırsız sorumluluk yüküne mahkûm ediliyorsa, bunun bedelini yalnızca meslektaşlarımız değil, bütün toplum öder. Meslek itibarını korumak, aynı zamanda yaşam hakkını korumaktır” dedi. Bu nedenle mesleki dayanışmanın hayati önem taşıdığını vurgulayan Or, “Mühendisler ancak örgütlü, dayanışmacı ve meslek onuruna sahip çıkan bir duruşla hem emeğinin karşılığını alabilir hem de kamu yararını savunabilir. İMO’nun gücü de buradan geliyor; bireysel değil, kolektif bir akıldan ve dayanışmadan” şeklinde konuştu.
Özer Or sözlerini, “Kentler rantın değil, yaşamın mekânıdır. Mühendislik de bu yaşamı korumanın aracıdır. Deprem güvenliği, hız adına hakları budayan zorlamalarla değil; bilimsel planlama, kamusal denetim ve sosyal adaletle sağlanır” diyerek tamamladı.