Doğu Akdeniz’de yeni gerilim, Mısır’dan Kıbrıs hamlesi!
Doğu Akdeniz’de gerginliği artıracak son hamle Mısır ve Kıbrıs Rum Yönetimi’nden geldi. Türkiye ve KKTC’ye karşı yıllardır sondaj lisansları, deniz yetki alanları ve diplomatik restleşmeler üzerinden yürüyen enerji mücadelesi, bu kez Kahire’de atılan imzayla yeni bir evreye taşındı. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Mısır arasında 30 Mart’ta imzalanan çerçeve anlaşma, Rum tarafının ada çevresindeki Kronos ve Afrodit sahalarından çıkarılacak doğal gazı Mısır’a taşıma planını resmileştirirken, KKTC’den “hükümsüzdür” çıkışı gözleri bir kez daha bölgesel denkleme çevirdi. Anlaşma gazın geliştirilmesi, Mısır’a satışı ve ticari koşullarının belirlenmesi için resmi müzakere zemini oluştururken, EGYPES 2026 kapsamındaki açıklamalar ise söz konusu hat üzerinden ortak komite kurulacağını, Mısır altyapısının işleme ve ihracatta devreye sokulacağı şeklinde yorumlanıyor.
Emekli Kurmay Albay Ünal Atabay, “Adadaki ve Doğu Akdeniz’deki her tehdit, her hamle Türkiye’nin yalnızca güney sınırlarını değil, deniz yetki alanlarından enerji güvenliğine kadar uzanan geniş stratejik çıkarlarını da doğrudan etkiliyor” değerlendirmesinde bulundu.
ORTAK KOMİTE KURACAKLAR
EGYPES’in resmi günlük yayınında yer alan bilgilere göre anlaşma, Kıbrıs Rum Kesimi açıklarındaki gazın Mısır’ın sıvılaştırma altyapısına taşınması, bir bölümünün Avrupa’ya ihraç edilmesi, bir bölümünün ise Mısır’ın yerel talebini karşılamada kullanılması hedeflerini taşıyor. Aynı metinde bu süreç için bir ortak komite kurulacağı, komitenin ikili işbirliğinin çerçevesini belirleyeceği ve kıyı açıklarındaki projelerde taraflar arasındaki müzakereleri koordine edeceği de açıkça belirtiliyor.
AFRODİT KRİTİK HALKA
Analistlere göre Rum yönetiminin yıllardır masada tuttuğu “Kıbrıs gazını bir şekilde pazara çıkarma” hedefi artık söylem aşamasını geride bırakmış durumda. Özellikle Afrodit sahasında şekillenen yeni denklemin bu sürecin en kritik halkasını oluşturduğu belirtiliyor. Değerlendirmelere göre imza töreninin zamanlaması da tesadüf değil. Sürecin yalnızca enerji bürokrasisiyle sınırlı kalmadığına dikkat çekilirken, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile Rum lider Nikos Hristodulidis’in de devreye girerek anlaşmaya doğrudan siyasi ağırlık koyduğu vurgulanıyor. Bu tablo, Doğu Akdeniz’de enerji eksenli iş birliğinin teknik bir başlık olmaktan çıkıp giderek daha belirgin bir jeopolitik zemine taşındığını gösteriyor.
KAYDA DEĞER DOĞAL GAZ
Doğu Akdeniz’de öne çıkan bir diğer kritik başlık ise Kronos sahası. Kulislerden yansıyan bilgilere göre, sahaya ilişkin nihai yatırım kararının 2026 yılı içinde gündeme gelmesi, ilk teslimatların ise 2028 ya da 2029 dönemine sarkması bekleniyor. Kronos-1 keşfinin 2022’de duyurulmasının ardından sahada kayda değer miktarda doğal gaz bulunduğuna işaret eden analistler, bölgedeki enerji denkleminin yalnızca bugünü değil, önümüzdeki birkaç yılı da şekillendirecek bir hatta ilerlediğini ortaya koyuyor.
KAHİRE’DEN MANEVRA STRATEJİSİ
Haberglobal.com’ye değerlendirmelerde bulunan jeostrateji analisti ve tarih araştırmacısı Dr. Ahmet Uslu’ya göre Rum tarafı; uluslararası enerji şirketlerini, Mısır’ın mevcut altyapısını ve Avrupa’nın enerji güvenliği söylemini aynı hatta buluşturarak hem diplomatik hem de ekonomik manevra alanını genişletmeye çalışıyor. Uslu’ya göre son dönemde ciddi arz baskısıyla karşı karşıya kalan Kahire, yalnızca bir transit ülke olarak konumlanmak istemiyor.
KKTC ve Türkiye’nin varlığı için donanma gücü “olmazsa olmaz” olarak kabul ediliyor
ÜÇ KRİTİK SORU
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Prof. Dr. Hasan Köni ise Mısır’ın mevcut LNG tesisleri ve iletim altyapısının, Rum tarafı için yalnızca enerji çıkışı değil, aynı zamanda Türkiye’siz ‘Doğu Akdeniz’ enerji haritası inşa etmenin aracı haline geldiğini vurgularken; “Önümüzdeki süreçte kulislerin odağında üç temel soru olacak. Birincisi, ortak teknik komitenin ne kadar hızlı çalışacağı ve gazın hangi fiyat, hangi takvim, hangi alım modeli üzerinden Mısır sistemine bağlanacağı. İkincisi, özellikle Afrodit için boru hattı, işleme ve satış planlarının ne zaman bağlayıcı ticari anlaşmaya dönüşeceği. Üçüncüsü ise Türkiye-KKTC hattının bu sürece karşı hangi somut hamleleri devreye sokacağı” diyor.
[email protected]
Kaynak: Web Özel