Doğa için değil rant için yasa: “Milli parklar ranta açılamaz”

Doğa için değil rant için yasa: “Milli parklar ranta açılamaz”
Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği Başkanı Salih Usta, BirGün’e yaptığı değerlendirmede teklifin doğa koruma anlayışını kökten değiştireceğini söyledi. Türkiye’de 50 milli park, 274 tabiat parkı, 111 tabiat anıtı, 32 tabiatı koruma alanı, 136 sulak alan ve 85 yaban hayatı geliştirme sahası bulunduğunu anımsatan Usta, bu alanların 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu kapsamında ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü sorumluluğunda olduğunu vurguladı.
DOĞA KORUMA TİCARİ FAALİYET DEĞİL
TBMM’de görüşülen teklif ile Milli Parklar Kanunu’nun yanı sıra 175 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve Kara Avcılığı Kanunu’nda da değişiklik yapılmasının öngörüldüğünü belirten Usta, bazı idari yaptırımların Doğa Koruma ve Milli Paklar Genel Müdürlüğü’ne (DKMP) devredildiğini, kurumun idari ve mali açıdan “güçlendirilmiş” gibi gösterilse de döner sermayeli ve kâr odaklı bir yapıya dönüştürüldüğünü söyledi.
ÖZELLEŞTİRMEYE ZEMİN
Usta, açıklamasında söz konusu teklif ile korunan alanların koruma statüsünün düşürüldüğünü, milli parklar ve tabiatı koruma alanlarında yapılaşmanın önünün açıldığını belirterek, kurumun aslı görev ve yetkilerinin özelleştirildiğini söyledi. “Korunan alanlar yatırım ve işletme mantığıyla yönetilemez. Doğa koruma bir kamu hizmetidir, ticari faaliyet değildir” diyen Usta, teklifin kamu yararı ilkesinden uzak olduğunu ifade etti.
MUTLAK KORUMA FİİLEN KALDIRILIYOR”
Usta, 2873 sayılı Kanun’a göre Tabiatı Koruma Alanları’nın “mutlak koruma” statüsünde olduğunu anımsatarak şunları söyledi:
“Bu alanlarda bilimsel araştırma ve eğitim dışında hiçbir faaliyete izin verilmez. İmara konu edilemez, işletme gibi görülemez. Yeni teklif ise bu statüyü fiilen ortadan kaldırmakta; korunan alanları turizm, enerji, altyapı, hatta petrol ve doğalgaz projelerine açmaktadır.”
Milli parkların büyük bölümünün “orman” sayılan alanlardan oluştuğunu belirten Usta, orman alanlarında imar planı yapılmasının Anayasa’ya ve 6831 sayılı Orman Kanunu’na aykırı olduğunu vurguladı. Buna rağmen korunan alanlarda imar planı yapılmasına olanak tanıyan düzenlemelerin yer aldığını kaydetti.
KAMU VARLIKLARI PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR
Tasarıyla kamu arazileri üzerinde özel şirketler lehine çeşitli kullanım haklarının tesis edilmesinin önünün açıldığını belirten Usta, bunun özelleştirme anlamına geldiğini söyledi: Usta “Birilerinin zenginliğine zenginlik katmayı amaçlayan bu düzenlemelerin ne kamu yararıyla ne de doğa korumayla ilgisi vardır. Bu, kamu varlıklarının peşkeş çekilmesidir” diye konuştu. Usta, korunan alanların özel işletmelere devredilmesi halinde ziyaret ücretlerinin artabileceğini, kapasite baskısının büyüyeceğini ve ekosistemlerin zarar göreceğini dile getirdi.
KAÇAK AVCILIĞA ÖDÜL GİBİ CEZA
Teklifte Kara Avcılığı Kanunu’na ilişkin değişikliklere de dikkat çeken Usta, mevcut yasaya göre kaçak avcılık gibi fiillerin tekrarı halinde avcılık belgelerinin süresiz iptal edildiğini anımsattı. Yeni düzenleme yasalaşırsa, belgesi süresiz iptal edilenlerin iki yıl sonra yeniden belge alabileceğini belirtti. “Suça ‘kabahat’ diyerek caydırıcılığı ortadan kaldıran bir anlayış, yaban hayatını koruyamaz” diyen Usta, düzenlemenin kaçak avcılığı teşvik edeceğini savundu.
TALANA HAYIR
Cumhuriyet Halk Partisi Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara, kanun teklifine tepki göstererek “Teklif ülkemizin doğal varlıkları açısından büyük tehlikeler içeriyor. Tabiat alanları ve milli parklar, gelecek nesillere aktaracağımız ulusal mirasımızdır. Bu mirası korumak için mücadeleye devam edeceğiz” dedi. Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sedat Başkavak da “Kanun değişikliği yoluyla talana hayır! Başta milli parklar olmak üzere korunan alanları ranta, talana açarak tahribatı artıracak bu yasa düzenlemesi geri çekilmelidir. Milli parklar, ormanlar, orman içi sular, göller kâr ve servet aracı değildir. Milletvekillerini yasa teklifine hayır demeye çağırıyoruz” açıklamasını yaptı.