Denizlerin sessiz kahramanı! Marmara’nın umudu ‘pina’ mı?

Marmara Denizi son yıllarda tarihin en büyük ekolojik krizlerinden biriyle; müsilaj ile mücadele ediyor. Bu mücadelede beklenmedik bir “kahraman” ortaya çıktı. Akdeniz’e özgü olan ancak bugün Marmara’nın da sahil sularında çoğalmaya başlayan pina (Pinna nobilis) bilim dünyasının radarına girdi. ‘Pina’nın gerçekten Marmara’nın umudu olup olamayacağı tartışılırken hem bilim hem sivil toplum cephesinden umutlu açıklamalar geliyor. Haber Global Web Özel’e ‘Pina’ hakkında bilgi veren deniz biyoloğu Prof. Dr. Can Bizsel, deniz kabuklusunun filtre kapasitesinin Marmara’da süreklilik arz eden kirliliğe yetmeyeceğini belirterek, bu tür girişimlerin farkındalık oluşturmak açısından anlamlı olduğunu söyledi.
Marmara Denizi sanayi nedeniyle yıllardır kirlilik baskısı altında.
DENİZLERİN FİLTRESİ
Pina, bilimsel adıyla Pinna nobilis, yalnızca Akdeniz’de yaşayan dev bir kabuklu türü olarak biliniyor. Kabuk boyu 120 cm’ye, ömrü ise 45–50 yıla kadar ulaşabiliyor. Deniz tabanına özel byssus iplikçikleriyle tutunan bu canlılar, suyu filtre ederek saat başına yaklaşık 6 litre deniz suyunu temizliyor ve bulundukları çevrede askıdaki partikülleri uzaklaştırıyor. Bu özellikleriyle adeta birer doğal deniz filtresi olarak niteleniyor. Ancak pina popülasyonları, geçmişte Akdeniz’in büyük kısmında yaygınken, 2016–2019 arasındaki yaygın bir hastalık ve diğer baskılar nedeniyle büyük oranda yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.
GÖNÜLLÜ HAREKETİ
Son dönemde Umut Pina adlı girişim bu alanda çalışmalar yapıyor. Marmara Denizi’ndeki kalan pina stoklarını korumayı ve müsilaj sonrası ekosistemin iyileştirilmesine katkı sunmayı amaçlayan gönüllülük ve farkındalık hareketi, sadece bilimsel izleme değil, aynı zamanda halkı bilinçlendirme kampanyaları, gönüllü ağı kurma ve izleme istasyonlarıyla destekleniyor. Umut Pina, Marmara için “pinaların korunmasıyla deniz ekosisteminin toparlanması” fikrini öne çıkarıyor. Bu yaklaşım, ekolojik restorasyonun sadece fiziksel temizlemeyle değil, canlıların kendi doğalarına uygun şekilde desteklenmesiyle mümkün olabileceğini savunuyor.
MARMARA BASKI ALTINDA
Her ne kadar umut verici gelişmeler olsa da, pinalar tehditlerden tamamen kurtulmuş değil. Marmara Denizi, evsel, tarımsal ve endüstriyel atıklarla yüksek bir kirlilik baskısı altında. Pinalar, Marmara Denizi’nin doğal filtrecileri olarak müsilaj gibi ekolojik sorunların çözümüne katkı sağlayabilecek önemli bir potansiyele sahip. “Marmara’nın umudu pina mı?” sorusuna yanıt olarak bilim, bu türün korunmasının ve çoğalmasının umut verici olduğunu söylüyor. Ancak bu umudun korunabilmesi için insan baskılarının azaltılması, atık su arıtma altyapısının güçlendirilmesi ve geniş kapsamlı izleme çalışmalarının sürdürülmesi gerekiyor.
AKDENİZ’E ÖZGÜ TÜR
Prof. Dr. Bizsel şu bilgileri verdi: “Deniz çayırlarında oluşan canlı toplulukları içinde başat bir türdür. Yakın zamana kadar yok oluşunun nedeni tam olarak bilinmiyordu. Ben üzerine özel bir araştırma yürütmüş değilim; deniz ekosistemi uzmanıyım. Pina Akdeniz’e özgü bir türdür. En ilerideki yayılım alanı Marmara’dır. Ege kıyılarında, deniz çayırları üzerine yapılan popülasyon araştırmaları sırasında bu türe ait bireyler de gözlemlendi; ancak çoğu ölüydü. Ölüm nedeninin bir virüs ya da bakteri olabileceği öne sürüldü, fakat benim takip edebildiğim kadarıyla bu konuda kesin bir kanaat oluşmadı.”
Pinaların filtreleme kapasitesinin Marmara’daki kirliliğin altında olduğu belirtiliyor.
MARMARA’DA YAŞIYOR
“Yaşamakta olan tek popülasyon Marmara’da bulunuyor. Ancak bunun ne kadar sürdürülebilir olduğu belirsiz. Marmara zaten ekolojik açıdan kritik bir durumda. Buradaki popülasyon hem çok sınırlı hem de sağlıksız koşullar altında yaşamını sürdürüyor. Yine de tamamen yok olmadılar; hepsi değil ama bir kısmı hâlâ canlı. Eğer söz konusu olan bir hastalıksa, Ege’de görüldüğü gibi Adriyatik’te ve diğer kıyılarda da benzer vakaların yaşanmış olması bunu destekliyor. Ne var ki bu türle ilgili çok spesifik ve uzun soluklu çalışmalar yapılmadığı için kesin sonuçlara varmak zor. Bu canlılar suyu filtreleyerek yaşar; ancak Marmara’da suyun kirlenme hızı ve sürekliliği, onların filtreleme kapasitesinin çok üzerindedir. Ben romantik yaklaşımlara bel bağlamıyorum; ancak bu tür koruma ve farkındalık girişimlerini de destekliyorum.”
[email protected]
Kaynak: Web Özel