Çocukluk hastalığı geri döndü! Kızamık vakaları korkutuyor
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve UNICEF verilerine göre, Avrupa ve Orta Asya’daki 53 ülkede bildirilen kızamık vakaları 2025 yılında 33.998’e gerileyerek 2024’teki 127.412 vakaya kıyasla yaklaşık yüzde 75 oranında azaldı. Bu düşüşte, salgınlara yönelik hızlı müdahaleler ve geniş çaplı aşılama kampanyalarının etkili olduğu belirtiliyor. Ancak uzmanlar, mevcut seviyelerin hâlâ 2000’li yılların çoğundan daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor. Kızamık vakalarındaki bu gerilemeye rağmen, hastalığın Avrupa’da tamamen kontrol altına alındığını söylemek mümkün değil. WHO ve UNICEF, virüsün hâlâ birçok ülkede dolaşımda olduğunu ve 2026 yılında da yeni vakaların görülmeye devam ettiğini bildiriyor. Bazı ülkelerde ise 2025 yılında vaka sayıları bir önceki yıla göre artış gösterdi.
2024 yılında vaka sayısı yaklaşık 127 bin ile son 25 yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
EN YÜKSEK SEVİYE
Son yıllardaki dalgalanmanın arka planında ise uzun vadeli bir kırılma bulunuyor. Kızamık vakaları 2016 yılında tarihi bir düşük seviyeye geriledikten sonra, özellikle COVID-19 pandemisi sırasında rutin aşılamanın aksaması ve aşı tereddüdünün artması nedeniyle yeniden yükselişe geçti. 2024 yılında vaka sayısı yaklaşık 127 bin ile son 25 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Sağlık otoritelerine göre bu artışın en önemli nedeni, bağışıklama oranlarının kritik eşik olan yüzde 95’in altına düşmesi. 2023 yılında bölgede yaklaşık 500 bin çocuğun kızamık aşısının ilk dozunu kaçırdığı belirtiliyor. Uzmanlar, bu durumun “bağışıklık boşlukları” yaratarak virüsün yeniden yayılmasına zemin hazırladığını ifade ediyor.
ROMANYA ÖNDE
Bölgesel dağılım incelendiğinde, bazı ülkelerde salgının çok daha yoğun yaşandığı görülüyor. Örneğin Romanya, Avrupa Birliği’ndeki vakaların büyük bölümünü tek başına oluştururken, İtalya ve diğer bazı ülkelerde de binlerce vaka kaydedildi. Özellikle aşısız çocukların ve beş yaş altı grubun en riskli kesim olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, kızamığın son derece bulaşıcı bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, yalnızca bireysel değil bölgesel ve küresel bir tehdit oluşturduğunu vurguluyor. Küresel ölçekte de kızamık vakalarının yeniden artış eğiliminde olduğu ve salgınların sınır tanımadan yayılabildiği belirtiliyor.
GEÇİCİ RAHATLAMA
Avrupa’da bazı ülkelerin kızamık eliminasyon statüsünü kaybetmesi de endişeleri artıran bir diğer gelişme olarak öne çıkıyor. 2026 itibarıyla aralarında Birleşik Krallık ve İspanya’nın da bulunduğu bazı ülkelerde hastalık yeniden yerleşik hale gelmiş durumda. WHO Avrupa Bölge Direktörü Hans Kluge ve UNICEF yetkilileri, mevcut düşüşün “geçici bir rahatlama” olarak görülmesi gerektiğini belirtiyor. Yetkililer, rutin aşılama hizmetlerinin güçlendirilmesi, yanlış bilgiyle mücadele edilmesi ve özellikle aşıya erişimi sınırlı topluluklara ulaşılması gerektiğini vurguluyor.
TÜRKİYE’DE DURUM NE?
Türkiye’de bu alanda 2025 yılına ilişkin değerlendirmelerde İstanbul’da kızamık vakalarının “onlu rakamlarla” sınırlı olduğu, bildirilen tüm vakaların aşısız çocuklarda görüldüğü ve ölüm vakası yaşanmadığı, hastaların ise tedavi edilerek taburcu edildiği ifade edildi. Bunun yanı sıra halk sağlığı uzmanları ve epidemiyologlar, Türkiye’nin Dünya Sağlık Örgütü verilerinde zaman zaman “endemik dolaşım riski taşıyan ülkeler” arasında değerlendirildiğini, 2024’te bildirilen 219 vaka ve aşılama oranlarındaki bölgesel farklılıkların dikkat çektiğini belirtiyor.
Bazı ülkelerde salgının çok daha yoğun yaşandığı görülüyor.
VİRÜS ORTADAN KALKMADI
WHO ve UNICEF’in Avrupa ve Orta Asya raporlarında da Türkiye, virüsün tamamen ortadan kalkmadığı ve özellikle aşı tereddüdü bulunan topluluklarda yeniden yayılım riski taşıyan ülkeler arasında anılıyor. Bu çerçevede uzmanların ortak görüşü, Türkiye’de durumun geniş çaplı bir salgın düzeyinde olmadığı ancak aşılama oranlarının korunmaması halinde riskin yeniden artabileceği yönünde birleşiyor.
[email protected]
Kaynak: Web Özel