Eğer Galatasaray’la birlikte çalışmaya devam edersem…

“Türkiye bir klişe değil. Hayatta bir kez bile olsa, Türkiye’de bir statta maç izlemek yaşanması gereken bir deneyim. Bunu Galatasaray’ın stadında yapmak ise daha da uç bir tecrübe” diye başlıyor haber.

Gianluca Di Marzio, geçtiğimiz günlerde Juventus adeta fırtınaya yakalandığı maçta, Galatasaray 5-2 yenilirken “Rakip takımın topa sahip oluşunun bu kadar güçlü ıslıklandığını hiç duymamıştım” diye boşuna yazmadı.

Bu Galatasaray artık İmparator Fatih Terim’in, Didier Drogba gibi yıldızların ya da astronomik ücretlerle getirilen oyuncuların takımı değil. Projeyle yıldız çeken, uluslararası arenada belki şu an çok konuşulmayan ama en ilginç teknik direktörlerden birine sahip bir yapıdan söz ediliyor.

Başkan Dursun Özbek’in kulübü; etkin bir yönetim kadrosuna ve perde arkasında kilit rol oynayan bir mimara sahip. Galatasaray’a hayaller, yükselişler ve inişler yaşatan bu isim, Türkiye’nin klişe olmadığını gösteren figürlerden biri.

Çünkü büyük bir futbolcu İstanbul’a indiğinde, havalimanında onu karşılamak için on binlerce taraftar hazır bulunuyor. Ve o kalabalığın içinde, taraftarlar gibi alkışlanan bir isim daha var: George Gardi.

Önce menajer ve aracı olarak, şimdi ise büyük kulüpler için uluslararası danışman olarak çalışan Gardi, Galatasaray’ın büyük transfer hamlelerinde yakından rol aldı.

Victor Osimhen’i 70 milyon euronun üzerinde bir bedelle transfer etmek. Mauro Icardi’yi Galatasaray projesine ikna etmek. Bayern Münih ve Arsenal’in önünden Leroy Sané gibi bir yıldızı almak. Davinson Sánchez’ten Lucas Torreira’ya, Dries Mertens’ten bugün hâlâ sarı-kırmızılı formayı giyen dünya çapındaki birçok oyuncuya kadar pek çok transferin arkasında Gardi’nin planlaması olduğu belirtiliyor.

Gardi, geçtiğimiz günlerde verdiği nadir röportajlardan birinde Sky Deutschland’a bir saatten uzun süre konuştu:

“Yıldızlarla birlikte geldiğim doğru ama her transferin arkasındaki uzun müzakereleri ve emeği herkes bilmiyor. Bir ekip olarak çalışıyoruz. Başkanın, başkan yardımcısının ve teknik direktörün belirleyici desteği var. Bazı transferlerde işe başladığımda herkes bunun imkânsız olduğunu söylüyordu ama strateji ve çalışmayla hayal gibi görünen şeyleri başardık. Bu yıllardır böyle ve gelecekte de olacak.”

Gelecek hedefleri

Peki ya hedefler?

Kendisini “piyasa analizi, transfer görüşmesi, kadro inşası ya da bir oyuncunun kariyerini yönlendirme gerektiğinde devreye giren kişi” olarak tanımlayan Gardi, Galatasaray’ın hedefleriyle ilgili şunları söyledi:

“Hedefler gerçekten çok yüksek ama kulüp adına konuşamam, kendi hedeflerimi söyleyebilirim. Eğer kulüple çalışmaya devam edersem, hedefim Şampiyonlar Ligi’nde son aşamalara kalmak ve belki 2029’da Kulüpler Dünya Kupası’na katılmak. Ayrıca doğru şartlarda önemli oyuncuları getirmeye devam etmek.”

Galatasaray, geçmişte İstanbul kulübü için yalnızca hayal gibi görünen Avrupa şampiyonluğunu gerçeğe dönüştürmüş bir kulüp. Bunu en iyi bilenlerden biri de Juventus.

Başa dön tuşu