CHP’li Aşkın Genç’ten iktidara ‘denetim’ eleştirisi: “Hazineyi istediğiniz gibi yönetmek için denetçiyi zayıflatıyorsunuz”

CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada iktidarın mülkiyet ve denetim politikalarına tepki göstererek, “Hazineyi istediğiniz gibi yönetmek için denetçiyi zayıflatıyorsunuz” dedi. Tapu Kanunu Teklifi ile getirilen personel düzenlemesinin Anayasa Mahkemesi kararlarını baypas etme girişimi olduğunu savunan Genç; liyakatle kazanılan hakların “seçici bir adaletle” siyasi bir ödül gibi dağıtılmasını eleştirdi. Merkezi idareye sınırsız yetki verilirken denetim mekanizmalarının tırpanlandığını vurgulayan Genç, bürokraside imtiyazlı alanlar yaratılmasına geçit vermeyeceklerini ifade etti.

Teklifin 29. maddesinin AYM’nin iptal gerekçelerini karşılamaktan uzak olduğunu ve yetişmiş denetim elemanları arasında ayrımcılık yaptığını savunan Genç, bu durumun devletin liyakat sistemine darbe vurduğunu söyledi.

“BU MADDE, ASLINDA BİR ‘GÜNAH ÇIKARMA’ ÇABASIDIR”

CHP’li Genç, konuşmasında şunları ifade etti:

“Biz bugün burada neden 29’uncu maddeyi konuşuyoruz? Çünkü iktidar, hukuk devletinin en temel ilkelerini yine bir kenara bırakarak, ‘kararname ile devlet yönetme’ hevesine devam ediyor. Hatırlayın; 64 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Milli Emlak Kontrolörlerinin müfettiş kadrolarına atanması düzenlenmişti. Anayasa Mahkemesi ise ‘Memurların atanması, görevde yükselmesi ve özlük hakları münhasıran kanunla düzenlenir; burası bir hukuk devletiyse, yürütme organı yasamanın yetkisini gasp edemez’ demişti. Şimdi karşımıza getirilen bu madde, aslında bir ‘günah çıkarma’ çabasıdır. Ancak bu metni incelediğimizde, iktidarın hatasından tam olarak ders çıkarmadığını, yine ‘ayıklayarak’, yine ‘mağdur yaratarak’ bir düzenleme peşinde koştuğunu görüyoruz. 29’uncu madde, AYM’nin iptal kararının gereğini tam anlamıyla yerine getirmiyor; aksine yeni bir adaletsizliğin de kapısını aralıyor.

“MÜFETTİŞLİK KADROLARINI, SİYASİ ÖDÜL MEKANİZMASINA DÖNÜŞTÜRME ÇABASI”

Düzenleme, 16 Kasım 2024 itibarıyla ‘idari görevde bulunan’ eski Milli Emlak Kontrolörlerini kapsıyor. Peki, bu tarihten önce feragat ederek veya sistemin zorlamasıyla uzmanlık kadrolarına geçmiş olan yüzlerce yetişmiş denetim elemanının suçu nedir? Onlar bu devletin evladı değil midir? Milli Emlak gibi, devletin hazinesini, toprağını, mülkünü koruyan bir yapıda yıllarca dirsek çürütmüş, denetim yapmış, yolsuzlukların üzerine gitmiş bu insanları neden ‘idari görevde olanlar’ veya ‘olmayanlar’ diye ikiye bölüyorsunuz? Hukukta eşitlik, sadece aynı masada oturanlar arasında sağlanmaz. Hukukta eşitlik, aynı hakka sahip olan herkesi kapsadığında adalete dönüşür. Siz burada ‘seçici bir adalet’ uyguluyorsunuz. Kendi atadığınız daire başkanlarını, genel müdür yardımcılarını kurtarırken; taşrada, sahada çalışan Milli Emlak uzmanlarını, müfettişlik hakkı elinden alınmış denetmenleri neden görmezden geliyorsunuz? Bu yapılan, devlet bürokrasisi içinde bir imtiyaz alanı yaratmaktır. Liyakatle gelinen müfettişlik kadrolarını, birer siyasi ödül mekanizmasına dönüştürme çabasıdır.

Bu torba kanunun içinde belediyelerin yetkileri kısıtlanıyor, Bakanlığa sınırsız taşınmaz devri yetkisi veriliyor, Kentsel Dönüşüm Başkanlığına denetimsiz mali güç aktarılıyor. Yani bir yandan merkezi idareye muazzam bir ‘mülkiyet ve para yönetimi’ yetkisi verilirken; diğer yandan bu mülkiyeti denetleyecek olan kadroların da hakları tırpanlanıyor. Siz aslında şunu söylüyorsunuz: ‘Biz hazine taşınmazlarını istediğimiz gibi yönetelim ama bizi denetleyecek olan kadroları de zayıflatalım.’”

Konuşmasında Kayseri’deki yerel sorunları da gündeme getiren Genç, Yeşilhisar ilçesinde çiftçileri mağdur eden sulama krizini kürsüye taşıdı. Ağcaşar Barajı sulama projesinde üç mahallenin kapsam dışı bırakılmasını “planlama hatası” olarak niteleyen Genç, şöyle konuştu:

“Konuşmamın sonunda, bu yönetim anlayışının sahada, Anadolu’nun kalbinde yarattığı somut bir sorunu, seçim bölgem Kayseri ile ilgili önemli bir mağduriyeti dile getirmek istiyorum. Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesinde çiftçimizi doğrudan etkileyen çok ciddi bir sulama krizi yaşanmaktadır. Ağcaşar Barajı sulama sistemi yenilenirken; Musahacılı, Ovaçiftlik ve Yeşilova mahallelerimiz, maalesef bu yeni sistemin tamamen dışında bırakılmıştır. Bu mahallelerimiz yıllardır bu barajın suyuyla üretim yapmaktadır.

“DEVLET ELİYLE YAPILAN BU YANLIŞ PLANLAMANIN BEDELİNİ ÇİFTÇİMİZE ÖDETEMEZSİNİZ”

Ancak şimdi ‘modern sulama sistemine geçiyoruz’ denilerek bu köylerimiz susuz bırakılma riskiyle karşı karşıyadır. Yeşilhisar’da araziler var, üretim var, dikili fidanlar var ama en temel ihtiyaç olan suya erişim yok. Çiftçimiz ‘ne ekeceğim’ diye değil, ‘elimdeki ürünü nasıl kurtaracağım’ diye kara kara düşünüyor. Geçtiğimiz yıl çok ciddi bir zirai don felaketi yaşayan ve girdi maliyetlerinin altında ezilen çiftçimize, bir de devlet eliyle yapılan bu yanlış planlamanın bedelini ödetemezsiniz. Üretimi, emeği ve bölgenin tarımsal geleceğini ilgilendiren bu sorun derhal çözülmelidir.

Buradan yetkililere sesleniyorum: Üç mahallemizin mağduriyeti acilen giderilmeli ve bu köylerimiz sulama sistemine dahil edilmelidir. Hem bürokrasideki adaletsizlikleri hem de Anadolu’daki üreticinin haykırışını görmezden gelmeyi bırakın. Devletin hazinesini koruyan denetçinin de Yeşilhisar’daki çiftçinin de hakkını sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz.”

Başa dön tuşu