Cepeda’nın zaferi tüm Latin Amerika’yı etkiler
Cepeda’nın zaferi tüm Latin Amerika’yı etkiler
HESAPLAR ŞAŞABİLİR
Kolombiya’daki kritik seçimlere dair konuşan Latin Amerika için Bolivarcı İttifak (ALBA) Kıtasal Koordinatörü Laura Capote ikinci tura dair net bir tahminde bulunmanın zor olduğunu kaydederek farklı kesimler arasındaki hareketliğin devam ettiğini bunun da ucu açık bir senaryoya kapı araladığını belirtti.
Capote, sağ kanadın adayı Espriella’nın ilk turdaki zaferinin ardından aradaki farkın daha da açılacağı ve Espriella’nın bir şekilde bu yolu çok daha kolay yürüyeceğine dair erken okumaların yapıldığını ancak solun adayı Cepeda’nın kampanyasındaki değişiklikler ve halkın stratejiyi sahiplenmesi sayesinde durumun değişmeye başladığını söyledi. Ülkenin farklı bölgelerinde insanların kendi kendilerine organize ettiği, tabandan gelen girişimlerin Cepeda’yı daha görünür kıldığını ve daha iddialı bir süreç ortaya çıkardığını ifade eden Capote, iyimserliğini koruyor.
Latin Amerika için Bolivarcı İttifak (ALBA) Kıtasal Koordinatörü Laura Capote
MERKEZ SAĞIN OYLARI HEDEF
Birkaç unsuru göz önünde bulundurmak önemli diyen Capote, şunları söylüyor: “Birincisi, oy kullanma yerlerine gidemeyen kişiler. Buralar zaten Cepeda’nın kazandığı bölgeler. Bunlar, iç kesimlerde yer alan ve coğrafi özellikleri, siyasi yapısı ya da silahlı çatışma dinamikleri nedeniyle bazı toplulukların oy kullanma merkezlerine ulaşmasının oldukça zor olduğu bölgeler. Bu nedenle, şu anda Cepeda’nın kampanyasının önceliklerinden biri, insanların oy kullanma haklarını yerine getirebilmelerini sağlamak. Bu çok önemli bir unsur, çünkü ilk turda Cepeda’nın kazandığı birçok yerde sandığa gitmeme oranı oldukça yüksekti.”
Ülkede başkanlık yarışı kıyasıya sürerken aradaki oy farkı azalıyor. İlk turda Sergio Fajardo ve Claudia López gibi adaylara giden merkez oyların kazanılması mücadelesinin yoğunlaştığını söyleyen Capode, ikinci turda bu oyların, ideolojik bir yakınlıktan ziyade, aşırı sağcı aday Espriella’ya duyulan tepki nedeniyle Iván Cepeda’nın tarafına çekilmesinin amaçlandığını kaydetti.
Seçime günler kalırken siyasi atmosferin çok gergin olduğunu ve kutuplaşmanın net bir şekilde görüldüğünü belirten Kolombiyalı aktiviste göre özellikle alt sınıflar, halk kesimleri Cepeda’nın kampanyasını sahiplenmiş durumda.
Sınıfsal farkın kampanyalara da yansıdığına işaret eden Capode şöyle diyor: “Espriella’nın destekçileri büyük lüks araçlarla konvoy yaparken —aralarında daha mütevazı olanlar olsa da— genel olarak ülkenin önde gelen ekonomik çevrelerini arkasına alan, çok para harcanan kampanyalar yürütüyorlar. Cepeda’nın kampanyasında ise toplumun genelini oluşturan sıradan insanların, kazanmak için kampanyayı bizzat sahiplendiği bir süreç yaşanıyor.”
Kolombiya’yı gelecekte nelerin beklediğine yönelik soruya ise şöyle yanıt veriyor capote: “Bir yanda aşırı sağ seçeneği var. Ülkemiz tarih boyunca her ne kadar egemen sınıflar, sağcılar, ulusal burjuvazi ve oligarşi tarafından yönetilmiş olsa da Pacto Histórico’nun ve Cumhurbaşkanı Gustavo Petro’nun zaferinden bu yana geçen son 4 yılda dengelerde bir değişim yaşandı. Önceliğin halk kesimlerine verildiği bir gerçek. Mevcut veriler de bunu kanıtlıyor. Asgari ücretteki artış, açlık, yoksulluk, eşitsizlik ve işsizlik rakamlarındaki önemli düşüşler, halk kesimlerinin ve en çok ihmal edilmiş olanların hükümetin önceliği olduğunu gösteriyor.”
KOLOMBİYA YOL AYRIMINDA
Aşırı sağcı Espriella’nın saldırdığı ve tam olarak yıkmak istediği şeyin bu durum olduğunun altını çizen Laura Capote sözlerini şöyle sürdürüyor: “Tarihsel Pakt’ın değişim projesini destekleyen halk sınıflarını cezalandırarak egemen sınıflara ayrıcalık tanımak istiyor. Ayrıca bununla bağlantılı olarak, ideolojik olarak ABD dış politikasıyla tam bir uyum içinde. Trump’a açık bir hayranlık besliyor ve hatta Benjamin Netanyahu’ya da hayranlık duyuyor. Netanyahu’nun İsrail’de yaptıklarını, kendi ifadesiyle Kolombiya’da yapmak istedikleriyle bağdaştırma niyetinde. ‘Düşman’ olarak gördüğü unsurlara karşı bir yok etme politikası geliştirmek istiyor. Çeşitli fırsatlarda solun kökünü kazımayı ve kendi hükümetine muhalif olan kesimleri bir şekilde ortadan kaldırmayı amaçladığını belirtti. Konuşurken “destripar” kelimesini kullanıyor —bu “içini deşmek” yani “katletmek” anlamına geliyor.”
Seçim sonuçlarının bölgesel etkilerine dair ise Capote şunları ifade ediyor: “Kolombiya şüphesiz tüm bölge ve bölgenin genel siyasi dinamikleri için çok önemli. Bugün ilerici bir hükümete sahip olmamız, bölgesel tabloyu büyük ölçüde değiştiriyor. Kıtanın en büyük üçüncü ekonomisiyiz ve bu durum şüphesiz ülkemizin bölgesel düzeydeki siyasi yönelimlerini de etkiliyor. Bu çerçevede, bu ilerici hükümetin devam etmesi durumunda, kıta genelindeki alternatif kesimlerin güçlenmesi önemli olacak. Kolombiya’nın da dahil olduğu, Meksika ve Brezilya’nın liderlik ettiği bu bloğun güçlenmesi, Kolombiya özelinde ABD’nin emirlerini takip etmenin ötesine geçen bir egemenlik ve bölgesel entegrasyon vizyonunun güçlenmesini sağlayacak. Espriella’nın seçilmesi durumunda, Iván Duque ve öncesinden bu yana ülkemizdeki eski yönetimlerin yaptığı gibi, tamamen ABD dış politikasının takipçisi olan bir çizgiye dönüş yapılacaktır. İlerici ittifakın adayı Haliyle ilerici ittifakın ve Cepeda’nın kazanması bölge için kritik bir öneme sahip.”
***
HABERLER YALAN, PETRO GÖREVİNİN BAŞINDA
Gazeteci Monica Valdes ise solcu devlet başkanı Gustavo Petro’nun görevden alındığına ilişkin geçen günlerde yayılan haberlerin gerçeği yansıtmadığını kaydetti. Valdes şunları söyledi:
Gazeteci Monica Valdes
“Hızla yayılan o haberlerin anayasal, yasal bir dayanağı yok. Petro’nun görevden alınması yönünde bir karar alınmadı. Bu, sadece bir milletvekilinin Petro’yu 21 Haziran saat 16:00’ya kadar, yani cumhurbaşkanlığı ikinci tur oylamasının sona ermesine kadar, görevden uzaklaştırmaya yönelik başarısız bir talebiydi. Milletvekili Gloria Arizabaleta cumhurbaşkanının (devlet Başkanı) siyasete müdahale etmemesi için görevinden geçici olarak uzaklaştırılması talebi sundu. Bu talebin yürürlüğe girebilmesi için, komisyonda kabul edilmesi ve sonrasında da iki meclisli sisteme göre son sözü söyleyen kurum olan Senato’ya gitmesi gerekirdi. Ancak öyle olmadı. Görevden azletme talebinin anayasal hiçbir dayanağı yok. Suçlama Komisyonu bu talebi görüşmedi ve nihai kararı da vermedi.”