Altın için küresel kapışma! Yükseliş nereye kadar?

Jeopolitik gerilimler, ticaret savaşları, yaptırım politikaları ve rezerv para sistemine yönelik artan güvensizlik, küresel sermayenin yönünü yeniden şekillendirirken, dönüşümün merkezinde ise altın ve gümüş yeniden belirleyici rol üstlenmiş durumda. ABD Başkanı Donald Trump’ın ticaret ortaklarına yönelik sert tarife çıkışları, dolar üzerindeki baskının derinleşmesi ve ABD Merkez Bankası’na ilişkin belirsizlikler, değerli metalleri son yılların en güçlü fiyat dalgalanmalarına neden oluyor. Piyasalardaki bu yönelimin arkasında, artan küresel risk algısı kadar doların kırılganlaşan görünümü de bulunuyor. Son üç aylık fiyat hareketleri de altındaki yükselişin ivme kazanarak devam ettiğini ortaya koyuyor. Kasım 2025 sonunda 4 bin 350 dolar seviyelerinde seyreden ons altın, aralık ayında hızlanan jeopolitik riskler ve Fed belirsizliğiyle 4 bin 700 dolar bandına yükseldi. Ocak ayının ilk yarısında 4 bin 900 dolar eşiği aşılırken, yalnızca üç ayda yaklaşık yüzde 17’lik artış yaşandı.


Dünya Altın Konseyi verilerine göre merkez bankalarının altın alımları fiyatlar için güçlü ve kalıcı bir destek oluşturuyor.

ALTIN ALIMLARI ETKİLİYOR

Gümüş cephesinde ise hareketlilik daha sert. Spot gümüş, yüzde 5,2’lik sıçrayışla 109,22 dolar seviyesine yükselirken, geçtiğimiz hafta 117,69 dolar ile tarihi zirvesini test etti. Yıl başından bu yana gümüşteki prim yüzde 53’e ulaştı. Analistlere göre altın fiyatlarını yukarıda tutan en güçlü dinamiklerin başında merkez bankalarının artan alımları geliyor. Özellikle Batı dışı ülkelerin rezerv politikalarında gözlenen değişim, altının klasik “güvenli liman” tanımının ötesine geçtiği şeklinde yorumlanıyor.

ARTIŞ SÜRECEK Mİ?

Öte yandan son dönemde altın ve gümüşte yaşanan sert satışların ardından küresel yatırım bankalarından gelen değerlendirmeler, orta ve uzun vadeli yönün yukarı olduğuna işaret ediyor. Deutsche Bank, altındaki geri çekilmelerin trend değişimi anlamına gelmediğini vurgularken, ons altının 6 bin dolar hedefine doğru ilerlemeyi sürdüreceğini öngörüyor. Bankaya göre merkez bankası alımları, Çin kaynaklı fiziki talep ve yatırımcı ilgisi ana destek unsurları olmaya devam ediyor. JPMorgan ise 2026 yılı için daha da iyimser bir tablo çiziyor. Banka, ons altının 6 bin 300 dolar seviyesine ulaşabileceğini öngörürken, rezerv çeşitlendirme eğiliminin hız kesmeden süreceğine dikkat çekiyor. UBS ise kısa vadede 4 bin 800 dolar bandında dengelenme, yılın ilerleyen dönemlerinde ise 6 bin 200 dolar seviyelerine doğru bir hareket bekliyor.

SERT ÇEKİLME OLUR MU?

Analistler, Türkiye’de altın fiyatlarının yalnızca küresel ons hareketine değil, iç piyasadaki kur dinamiklerine de güçlü biçimde bağlı olduğuna dikkat çekiyor. Pazarlama ve Kurumsal Finans Uzmanı Gülsev Duran ise, “Ons altındaki güçlü seyrin yanı sıra dolar/TL kurundaki hareketlilik, gram altın fiyatlarını doğrudan etkileyen temel etkenler olmaya devam ediyor. Dolar/TL kurunda sert bir geri çekilme yaşanmadığı sürece gram altının 7-8 bin TL aralığında seyretmesi ana senaryo olarak gözüküyor. Jeopolitik risklerin artması ve ons altının 5 bin 800, 6 bin dolar bandına yönelmesi durumunda ise gram altının 8 bin 500 TL ve üzeri seviyeleri test edebilir” diyor.

Altın için küresel kapışma! Yükseliş nereye kadar? - Resim : 2
Kısa vadeli sert dalgalanmaların büyük resmi değiştirmeyeceği belirtiliyor.

6 BİN DOLAR OLACAK MI?

Kamuoyu Araştırmacısı Volkan Tebrizcik ise yastık altında olduğu tahmin edilen yaklaşık 8 bin ton altın ve yer altındaki 6 bin 500 tonluk rezervin, Türkiye’yi küresel ölçekte stratejik bir altın havzası haline getirdiğni ifade ederken, “2026 yılı sonunda ons altın için 5 bin 500 dolar bandı ana senaryo olarak öne çıkarıyor. Jeopolitik gerilimlerin artması bu rakamı 6 bin dolar seviyesine yükseltebilir. 2026 tablosu, altının artık yalnızca bir emtia değil; jeopolitik risklerin, rezerv para tartışmalarının ve küresel güvensizliğin aynası haline geldiğini gösteriyor. Merkez bankalarının, küresel finans kuruluşlarının ve yatırımcıların ortaklaştığı nokta net; altın, yeni küresel dengede daha güçlü ve daha merkezi bir rol üstlenmeye hazırlanıyor olması” dedi.

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu