Bütçe açığında sert yükseliş, fiyat baskısı sürüyor
Türkiye ekonomisi haziran ayına kafa karıştıran bir tabloyla girdi. Bir yanda enflasyonda kısmi yavaşlama işareti görülürken, diğer yanda rezervlerde kırılgan toparlanma arayışı ve dış ticarette zayıflayan ivme öne çıkmış vaziyette. Bu tablonun en dikkat çeken başlığı ise mayıs ayı tüketici fiyatları oldu. TÜFE, mayısta aylık yüzde 1,71, yıllık yüzde 32,61 arttı. Nisan ayında aylık enflasyonun yüzde 4,18 seviyesinde gerçekleştiği dikkate alındığında, mayısta fiyat artışlarının belirgin biçimde hız kestiği görüldü. Ancak yıl sonundan bu yana manşet enflasyonun yüzde 30,9’dan yüzde 32,6’ya yükselmesi, dezenflasyon sürecinin halihazırda dalgalı, kırılgan ve dış şoklara açık ilerlediğini gösteriyor. Gıda ve enerji fiyatlarındaki artış ise vatandaşın günlük hayatta hissettiği enflasyonu manşet verilerin üzerinde tutmayı sürdürüyor. Gıdada yıllık artışın yüzde 28,3’ten yüzde 34,9’a, enerjide ise yüzde 35,1’den yüzde 43,9’a çıkması, fiyat istikrarı açısından en hassas iki alanda baskının devam ettiğini ortaya koyuyor.
Dolar son dönemde 45 TL bandını aşarken, piyasalarda yıl sonu kur beklentisi yeniden yukarı yönlü revize ediliyor. Kur baskısının enflasyon, ithalat maliyetleri ve rezerv dengesi üzerindeki etkisi yakından izleniyor.
İHRACAT TABLOSU
Ekonomideki bir diğer zikzaklı tabloda ihracat verilerinden yansıyor. İhracat pazarlarındaki görünüm sınırlı bir iyileşmeye işaret ederken, İSO Türkiye İhracat Pazarları İklim Endeksinin mayısta 50,2’den 50,3’e yükselmesi dikkatlerden kaçmadı. Endeksin 50 seviyesinin üzerinde kalması, Türk imalat sanayisinin ana ihracat pazarlarında büyüme koşullarının sürdüğünün işareti olarak kabul ediliyor.
SAVAŞ ETKİSİ
Jeopolitik risk cephesinde ise İran-İsrail geriliminin yeniden tırmanması ekonomi yönetiminin hesaplarını zorlaştıran en önemli dış şoklardan biri haline geldi. Petrol fiyatının yükselmesi, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için doğrudan enflasyon ve cari açık riski anlamına geliyor. Öte yandan bütçe tarafında dikkat çekici bir bozulma var. Geçen yıl sonunda 2,1 trilyon TL olan 12 aylık nakit bütçe açığı martta 1,8 trilyon TL’ye geriledikten sonra nisanda 1,9 trilyon TL’ye, mayısta ise 2,4 trilyon TL’ye yükseldi. Eşel mobil sistemi, akaryakıt fiyatlarındaki artışların tüketici enflasyonuna tam yansımasını sınırlayarak dezenflasyon programına kısa vadeli destek sağladı. Ancak aynı mekanizma bütçe dengesi üzerinde baskı yaratmaya devam ediyor.
YURTDIŞINA YATIRIM ARTTI
Türk yatırımcıların yurtdışındaki gayrimenkul yatırımlarında görülen artış da iç ekonomik iklimin dikkat çeken göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor. 2025’in ilk 11 ayında yurtdışı gayrimenkul yatırımlarının 2,4 milyar dolara ulaşması, uzmanlara göre artık yalnızca kira getirisi ya da değer artışı beklentisiyle açıklanamayacak bir yönelime işaret ediyor. Bu alımlarda oturum hakkı, servet koruma, kur riskini yönetme ve gelecek planlaması gibi başlıklar giderek daha belirleyici hale geliyor. Bu eğilim, sermayenin yalnızca içerideki getiri arayışıyla değil; güven, öngörülebilirlik ve yaşam standardı beklentisiyle de hareket ettiğini gösteriyor.
KIRILGAN DENGE
Kurumsal İktisat Uzmanı Gülsev Duran ise son tabloya ilişkin şu yorumlarda bulundu: “Tüm göstergeler birlikte değerlendirildiğinde Türkiye ekonomisi haziran ayına üçlü bir sıkışma içinde girdi: Enflasyon halen yüksek ve dış şoklara açık; kur ve rezerv dengesi kırılgan; büyüme, dış ticaret ve finansal sistem tarafında sıkılaşmanın etkileri belirgin. Merkez Bankası’nın 11 Haziran kararı bu nedenle yalnızca faiz seviyesini değil, ekonomi yönetiminin bundan sonraki denge stratejisini de gösterecek. Faizin sabit bırakılması durumunda Merkez Bankası’nın likidite araçları ve fiili fonlama üzerinden sıkılığı koruması beklenebilir. 300 baz puanlık artış ise piyasalara daha net bir sıkılaşma mesajı verirken, kredi kanalı ve büyüme üzerinde ilave baskı oluşturabilir.”
Yaz döneminin başlamasına karşın gıdadaki etiket fiyatları vatandaşın moralini bozuyor.
MAKRO DENGELERLE DESTEKLENMELİ
“Mayıs verileri, dezenflasyon yolunda küçük bir nefes alanı açıldığını gösteriyor. Ancak petrol, kur, gıda, enerji, rezerv ve dış finansman başlıkları aynı anda baskı yaratırken, bu nefes alanının kalıcı bir rahatlamaya dönüşmesi için güvenin yalnızca faizle değil, bütün makro dengelerle desteklenmesi gerekiyor.”
[email protected]
Kaynak: Web Özel