Bu çerçeveden demokrasi çıkmaz
Bu çerçeveden demokrasi çıkmaz
GÜVENLİK EKSENLİ
Tartışmalar ve beklentiler sürerken sürecin iki yıllık durumunu özetleyen Doç. Dr. Vahap Coşkun, “Bu süreçte önemli gelişmeler oldu. Gelinen noktada yasanın çıkması konusunda devlet ve Öcalan arasında varılmış bir mutabakat sağlandı. Muhtemelen yasa gelecek hafta içerisinde Meclis’e gelir ve gerekli prosedürler izlenip Meclis kapanmadan yasa çıkar” dedi.
Çerçeve yasanın içeriğinde demokratik çözümün yer almayacağını ifade eden Coşkun, “Bu yasa tamamıyla güvenlik eksenli düzenlenen bir yasa. Demokratik çözümle alakalı herhangi bir düzenleme yer almayacak. PKK mensuplarının hangi koşullar altında silah bırakması gerektiğine dair içerikler olacak. Yasanın sadece bir silah bırakma değil topluma entegrasyonla ilişkilendirilip kaleme alınması gerekiyor. Yasa bu şekilde düzenlenirse orta-uzun vadede Türkiye demokrasisine katkı yapacağını düşünüyorum. Türkiye’de bu yasaya eşlik etmesi gereken adımlar var. Bu adımların atılması için herhangi bir yasal değişiklik gerekmiyor. Örneğin AİHM ve AYM kararlarının yerine getirilmesi, kayyumların geri çekilmesi, cezaevlerindeki tutukluların şartlarının düzenlenmesi gibi adımların atılması halinde toplumda sürece yönelik güvenin daha da artacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
Önümüzdeki dönemde yeni bir Anayasa ortaklaşmasını öngörmediğini belirten Coşkun, “Sürecin yürütülmesi bağlamında herhangi bir Anayasal değişiklik gerekmiyor ve buna yönelik talep yok. AKP yıllardır yeni bir Anayasa yapmak istiyor. Ancak bu gündeme geldiğinde herkes kendi kartlarını masaya sürecektir. AKP bir Anayasayı isterken Erdoğan’ın görev süresine yönelik değişiklik yapmayı isteyebilir. Buna mukabil DEM Parti de vatandaşlık anlayışı, kültürel haklar, eğitim hakkında ve yerel yönetimler hakkında düzenleme talebinde bulunabilir. Bu nedenle şu anki sürecin içinde bir Anayasa gündemi görmüyorum” şeklinde konuştu.
YANLIŞ İLİKLENDİ
Sürecin başlatılmasının iktidarın Kürt sorununu çözme niyetiyle olmadığını kaydeden DEM Parti Milletvekili Sinan Çiftyürek ise “Meselenin temelinde Kürt meselesi var fakat çözüm süreci başlatılırken doğrudan ‘Terörsüz Türkiye’ denildi. Devlet bu sürecin ilk düğmeyi yanlış ilikledi ve bu süreç böyle devam ediyor. Bugün Cumhur İttifakı, kendisini çözüm sürecine yönlendiren dört temel tehdit algısı ya zayıfladı ya ortadan kalktı diye düşünüyor. Birincisi Rojava’da devletin korktuğu olmadı ve Kürtlerin statüsü tasfiye edildi. İkincisi İran’da Kürtler statü sahibi olmadı. Üçüncüsü 23 Nisan’da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Londra’da İngiltere-Türkiye arasındaki stratejik antlaşmayı yeniledi. Son olarak Türkiye’ye NATO Zirvesi’nde vizyonlar biçildi. Türkiye burada rol üstleniyor ve NATO-AB ittifakından demokratikleşmesi yönünde herhangi bir baskı kurmasını istemiyor” dedi.
Gelecek hafta Meclis’e sunulması beklenen çerçeve yasanın içeriğinde çözümün olmadığını belirten Çiftyürek, “Gelecek yasada tam olarak ne var diye sorarsanız Kürt meselesinin çözümü ve sonuçlarının ortadan kaldırılması yok. Öcalan ve Demirtaş’ın bırakılması, kayyumların çözümü, sivil siyasi yaşam alanı oluşturulması gibi benzer sonuçların ortadan kaldırılmasına yönelik adım yok. Sadece silahların bırakılması ile sınırlı bir çerçeve yasa geliyor” ifadelerini kullandı.
BU REJİMLE OLMAZ
Saray rejimi ile ortak demokratik bir süreç ilerletilemeyeceğini söyleyen Çiftyürek şunları kaydetti: “Cumhur İttifakı’ndan Türkiye’nin demokratikleşmesi yönünde bir örnek üretmek mümkün değil. Türkiye halklarıyla Kürt halkının demokrasi talebinde ortaklaşması lazım. Cumhur İttifakı’nın muhalefeti etkisizleştirmek için izlediği iki politika var. CHP’yi kendi içine kilitlemek ve Kürt siyasetini belirsizlik içinde bırakmak. DEM Parti’yi muhalefet etmekten alıkoymaya çalışıyorlar. Yapılacak olan şey net: Türkiye demokrasi güçleri ortak hareket etmeli. Türkiye demokrasi güçleri ile Kürt halkı yaşamsal talepleri üzerine asgari de olsa uzlaşmaya varmalı ve birlikte mücadele etmelidir.”