“Bizim makamımız meydanlar, sokaklar, pazarlardır”
CHP’nin seçilmiş İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik: “Bizim makamımız meydanlar, sokaklar, pazarlardır”
“Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, haftanın belli günlerinde Anadolu’nun dört bir yanında 86 milyon yurttaşımızla buluşuyor. Dolayısıyla tabii ki o binaların sembolik birtakım önemleri var ama biz zaten göreve geldiğimiz günden bugüne kadar hep sahadan ve sokaktan yönettik. Öncelikle bunun altını çizmek isterim. Dün orada yaşanan şey şu. Ekrem İmamoğlu gözaltına alınıp tutuklandığında Twitter hesabını kapatanlar, görüntülerini, fotoğrafını yasaklayanlar dün oradan Ekrem İmamoğlu’nun posterini indirmeye kalktılar. İmamoğlu’nun sesinden, sözünden, bir fotoğrafından, görüntüsünden korkuyorlar. Bundan korktukları için Silivri duruşma salonunda kendisine bu hafta bir kumpas kurdular. Ne oldu iki gün önce Silivri’de? Ekrem İmamoğlu’nun savunma hakkı gasp edildi. Ne demişlerdi? 9 Mart’ta Ekrem İmamoğlu duruşmaya çıktığında ‘Ben haksız hukuksuz bir şekilde tutsak vaziyetteyim. Örgüt lideri olarak suçlanıyorum. Ben savunma yapmak istiyorum bugün’ demişti. ‘Hayır, seni en son dinleyeceğiz’ demişlerdi. ‘Diğer tutuklular, herkes dinlendikten sonra sizi dinleyeceğiz’ demişlerdi.
“İMAMOĞLU’NDAN KORKUYORLAR”
Takvim yaklaştığında, sıra Ekrem İmamoğlu’na geldiğinde bir enteresan kararla ‘9 Temmuz’a kadar bu işi bitirmek zorundayız’ diye işi yaygaraya getirerek bir süreç yönettiler. 4 bin sayfalık iddianameyle, 143 eylemle ve örgüt lideri olarak yargılanıyor. 6 saat içerisinde, 10 saat içerisinde savunma yapması bekleniyor. İBB duruşmasında bir eylemle yargılananlar 1 gün savunma yaptılar. Avukatlarıyla beraber 1,5-2 gün boyunca savunma yaptılar. 143 eylemle, 4 bin sayfalık iddianameyle, 2 bin 500 yıl hapis cezasıyla yargılanmaya çalışan bir insan 6 saatte, 8 saatte nasıl bir savunma yapabilir? Dolayısıyla dünyada örnekleri var günlerce savunmaların sürdüğü. Bu yönüyle Ekrem İmamoğlu’nun sesinden korkuyorlar, sözünden korkuyorlar, kendisini savunmasından korkuyorlar. Dün akşam da posterlerinden korktuklarını bir kez daha gösterdiler. O posteri kaldırdılar. Gençlik Kolları hızlıca müdahale etti. O poster oradan kalktı ama bugün gerçek niyetlerini anlamış olduk.
“BUGÜNÜN HAZIRLIĞINI YAPTILAR”
Bugün 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, İstanbul Kongresi ile ilgili bir duruşma görecekti. Orada genel merkezin butlan heyetinin avukatlarıyla İstanbul’daki butlan heyetinin avukatları arasında bir anlaşmazlık yaşandı. ‘Biz tedbirin kaldırılmasını istiyoruz’ diyor genel merkezin avukatları, İstanbul İl’deki butlan heyetinin, kayyum heyetinin avukatları, ‘Takdir mahkemenindir’ diyor. Mahkeme ‘Ne istiyorsunuz’ diye sorduğunda şu cümleler dile getiriliyor. ‘İşte tedbir kalkarsa bir atama yapılır genel merkezden’ gibi birtakım ifadeler. Dolayısıyla dün akşam orada o posterin kaldırılması, İstanbul İl binasına girilmesi bugünkü 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen duruşma bir şeyi göstermiştir. Butlan heyetiyle siyasallaşmış yargının ve kolluğun iş birliği içerisinde bir süreç yürüttüğünün göstergesidir. Bugünün hazırlığını yaptılar ama mahkeme salonunda birbirleriyle anlaşamadıkları için böyle bir sonuçla karşılaştık. 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin duruşması ekim ayına ertelendi. Çünkü hakim kendisine şunları herkesin önünde söyledi, benim avukatlarımın önünde. Genel merkez avukatlarına da butlan heyetinin İstanbul’daki avukatlarına da ‘Arkadaşlar ben sizin ne istediğinizi anlayamadım’ dedi. Onlar da anlaşamadığı için dolayısıyla ertelendi.”
“YÜKSEK BİR TEVECCÜH VAR”
Eyüpsultan’daki pazar ve esnaf ziyaretlerine ilişkin de Özgür Çelik, şunları söyledi:
“Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e, cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’na ve Türkiye’nin birinci partisinin kadrolarına yönelik çok yüksek bir teveccüh var. Eyüpsultan Pazarı’ndaki teyzelerimiz, amcalarımız, dedelerimiz, yurttaşlarımız sırtımızı sıvazlıyorlar, ‘Evladım biz sizin sonuna kadar yanınızdayız’ diyorlar. Şunu da söylüyorlar, ‘Eskiden onların yanındaydık. Bıktık bunlardan. Yapılan iş yanlış. Biz sizin yanınızdayız’ diyorlar. AK Parti’ye oy verenler de Milliyetçi Hareket Partisi’ne oy verenler de ‘Sizin yanınızdayız’ diyorlar. Ben 6 sene ilçe başkanlığı yaptım. İl başkanlığı görevi yürüttüm. Eskiden pazarlara çıktığımızda bize destek olanlar çoktu ama itiraz edenler de oluyordu. Söz söyleyenler de oluyordu. Kızanlar da oluyordu. Biz de saygı duyuyorduk. Diyorduk ki demokrasinin zenginliğidir siyasi partiler. Görüş farklılıkları olabilir. Türkiye’nin zenginliğidir görüş farklılıkları. Bize kızabilir diyorduk. Yine onlara da sarılmaya çalışıyorduk. Tepkilerle karşılaşabiliyorduk.
“KENDİ YOLUMUZA BAKIYORUZ”
Eyüpsultan Pazarı’nda bir kişi bana şu yakamdaki rozeti görüp CHP kimliğimi, Türkiye’nin birinci partisinin kadrosu kimliğimi görüp itiraz etmiş değil. Hepsi sırtımızı sıvazlıyor. ‘Biz sizin, Ekrem İmamoğlu’nun, Özgür Özel’in yanındayız. Sıkı durun. Mücadelenizi kararlılıkla sürdürün’ diyorlar. Farklı isimler hakkında çok olumsuz yorumlar, değerlendirmeler, şikayetler gösteriyorlar, söylüyorlar. Orada da söyledik yurttaşlarımıza. Biz onları geride bıraktık. Biz kendi yolumuza bakıyoruz. Biz milletin derdine bakıyoruz. Biz yüzümüzü millete dönüp milletle kucaklaşıyoruz, dedik. Pazarın durumu şöyle perişan. Pazarcı da şikayetçi, emekli de işçi de şikayetçi. Pazarda bir kere emekli olduğu hâlde tezgah açıp çalışmak zorunda kalan aileler var. Karı koca belli bir yaşa gelmişler. Mesela vatandaş, ‘Ben 30 yıl çalıştım. 30 yıl boyunca ürettim. Emekliliğim geldi. Geçinemiyorum. Emekli maaşı 23 bin lira, evin kirası 30 bin lira. Evin kirasını bile ödeyemiyorum. Neyle geçineceğim? Mecbur pazara çıkıyorum’ diyor. Bu ülkenin emeklisi en rahat etmesi gereken dönemde pazara çıkıp sabahın saat 06.00’sında hale gidip 07.00’sinde pazara gelip tezgah açmak zorunda kalıyor.
“‘SEÇİM NE ZAMAN’ DİYORLAR”
Hem pazarda hem esnafta bir konu dile geliyor. ‘Seçim ne zaman. Bu seçim ne zaman yapılacak’ diyorlar. Dolayısıyla Türkiye’nin acil bir biçimde bir erken seçime ihtiyacı vardır. Türkiye erken seçime gitmelidir. Seçim kararı alındığı gün Türkiye’de piyasalarda kıpırdanma olur. Seçim daha olmadan, kararı alındığı gün esnaf rahat bir nefes alır ama Türkiye’de bir iktidar değişimi olduğu gün asıl o zaman işçi de emekli de memur da esnaf da sanayici de iş insanı da rahat bir nefes alır. Silivri’deki kumpas davalarıyla, genel merkeze yapılan haksız hukuksuz uygulamalarla, butlan kararlarıyla, il binalarına polislerle girilmesiyle pazardaki fiyatlar arasında, esnafın işleri arasında bir bağ vardır. Bu bağ şudur. Bir ülkede demokrasi, hukuk, adalet yoksa o ülkede yerli ve yabancı yatırımcı yatırım yapmıyor.
“SAHADAYIZ, SOKAKTAYIZ, MEYDANDAYIZ”
Bir zamanlar bu topraklarda üretilen ürünleri yabancı ülkelere taşıyan lojistik firmaları fabrikaları söküp taşıyor başka ülkelere. Sermayesi olanlar yatırım yapmıyor. Yatırım olmayınca istihdam olmuyor. İstihdam olmayınca işsizlik ve devamında hayat pahalılığı oluyor. Üretim olmuyor. Tarlada, fabrikada üretim aksayınca ne oluyor? Otomatikman hayat pahalılığı ortaya çıkıyor. Enflasyon ortaya çıkıyor. Bu nedeniyle Türkiye’de demokratikleşme adımları atıldığında bu ülkeye bereket de gelir, refah da gelir, ekonomik rahatlama da gelir. Biz Türkiye’nin birinci partisinin kadroları olarak sıkı bir hazırlık içerisindeyiz. Bir yandan bir ceberut iktidarla mücadele ederken, onun iş birlikçileriyle mücadele ederken bir yandan da vatandaşın dertleriyle dertleniyoruz. Sahadayız, sokaktayız, meydandayız. Milletimizle beraber bu karanlığı hep birlikte gönderip Türkiye’ye rahat bir nefes aldıracağız.”
“MAKAMIMIZ SENİN YÜREĞİN”
Bir dükkan çıkışında Çelik’e dert yanan bir yurttaş, “Üzülmeden olmuyor. Ne olacak böyle. Akşam evde uyku uyumadık hiç. Sizin bağrışınızı gördük. Geldiler, İmamoğlu’nun posterini aldılar” dedi. “Hiç moralini bozma. Bizim makamımız il binaları değil, beton binalar değil; bizim makamımız senin yüreğin. Bizim makamımız sokaklar. Bizim makamımız pazar” diyen Çelik’e yurttaş, “Şu Kılıçdaroğlu’nu konuşayım. Ne olacak böyle? Beddua etmekten dilim yara oldu camide” karşılığını verdi. Bu sözler üzerine Çelik de “Ne bileyim, gitmiş saray ittifakının bir parçası hâline gelmiş. Biz o işleri geride bıraktık. Biz kendi yolumuza bakıyoruz. Genel Başkanımız Özgür Özel, cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu, milletimiz, siz, biz kenetleneceğiz. Kim ne yaparsa yapsın” ifadelerini kullandı.
“13 SENEDİR YAPAMADIĞI NEYİ YAPACAK”
Kiraz satan bir araca uğrayan Özgür Çelik, “Yerimize kayyum atadılar. Butlan kararı var. Ekonomi bozuk. Zaten esnafın hâli duman. Az önce manavdan salatalık aldık. Öbür tarafta bir köfte. Senden de kiraz, böyle devam ediyor ama kiraz çok güzelmiş” dedi. Alışveriş yapan kadınlar, Çelik’e “Geçen sene yemedik başkanım. Bu sene yiyoruz. Hayat pahalı. 20 bin lira emekli aylığı, 30 bin lira kira” diye yakındı. Bu sırada bir kişinin “Bir de Kılıçdaroğlu ne yapacak, 13 senedir yapmadığı” sözü üzerine Çelik, “Abla biz kendi işimize bakıyoruz. O ne yaparsa yapsın” dedi. Yurttaşın “Durduruyor. Önünüzde duruyor” tepkisine karşılık Çelik, “Abla bizi hiçbir şey durduramaz. Özgür Özel’i, Ekrem İmamoğlu’nu hiçbir şey durduramaz ama neden, biliyor musun? Sizin dualarınız ve desteğiniz bizimle beraber olduğu için bizi hiçbiri durduramaz. Merak etmeyin. Kararlılıkla mücadeleye devam” vurgusunu yaptı.
ECZANEYE “ÖZGÜR ÖZEL’İN SELAMINI GETİRDİM” DİYE GİRDİ
Bir eczaneye “Size eczacı Özgür Özel’in selamını getirdim” diye giren Çelik’e eczacı, “Zor bir süreçten geçiyoruz. İnşallah atlatacağız. Bunlar da gidecek” dedi. “Türkiye’nin bir rahat nefes almaya ihtiyacı var. Hep birlikte kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz” diyen Çelik’e eczacı, “Biz eczacılar her zaman için çözüm buluruz. En kritik anlarda biz çözüm üretiriz. O yönden Türkiye rahat olsun” karşılığını verdi. Çelik de “En kritik anlarda Genel Başkanımız Özgür Özel bir çözüm buluyor. Merak etmeyin” ifadelerini kullandı.
“ERDOĞAN’IN YAPAMADIĞINI KILIÇDAROĞLU YAPTI”
Kuyumcu dükkanındaki emekli çift, Çelik’e “Bıktık bundan artık. Mücadelenizin mükafatını alırsınız inşallah” dedi. “Ekrem İmamoğlu’nu, Özgür Özel’i, bizi ayakta tutan şey sizin dualarınız. Dualarınızı eksik etmeyin. Hep beraber başaracağız inşallah” diyen Çelik’e yurttaştan “Erdoğan’ın yapamadığını Kılıçdaroğlu yaptı” tepkisi geldi. Çelik’in “Biz o konularda pek yorum yapmıyoruz. Biz kendi yolumuza, işimize bakıyoruz. Onların takdirini de millet verecek” dediği yurttaş, “Verdik zaten” yanıtını verdi.
AĞLAYARAK “İMAMOĞLU ÇIKSIN” DEDİ
Meydanda Özgür Çelik’e sarılıp ağlayarak konuşan bir kadın, duygularını şöyle anlattı:
“Ben seni çok seviyorum. İnşallah bütün başkanlar çıkar. Allah’ım hepsine yardım etsin. Kurban olduğum Allah bizi bir güldürsün ya. Ağlamayalım artık yeter. Yeter artık son versin. Bu olmaz böyle. Başkanlarımız suçsuz günahsız içeride yatıyorlar. Anneler babalar ağlıyor. Yazık günah. Hepsi de çıksınlar yavrum. Allah yardımcınız olsun sizin. Eyüpsultan’a geldim, şansa seni gördüm. İmamoğlu’nu boşu boşuna niye tutuyorsun? Çıksın kardeşim. Annesine, babasına, çocuklarına yazık. Ben 70 yaşındayım. Allah aşkına şimdi Türkiye’yi bana verseler ben yönetir miyim, bir gence versinler, gençler yönetsin. Ben şimdi ne yapabilirim? Bastonla geziyorum. Hepsi 70, 80, 90 yaşında. Türkiye’yi yönetemezler. İmamoğlu’nu çıkarsınlar. İmamoğlu yönetsin. Başkanlarımızın hepsi çıksın.”