Bir yalanın anatomisi, Ortega seçimleri kaldırdı mı?

Bir yalanın anatomisi, Ortega seçimleri kaldırdı mı?

Peki, Ortega hakikatten seçimleri tedavülden kaldırdığını söylemiş miydi?

Küçük bir araştırma gerçekleri ortaya çıkarmaya yeterliydi, ama meşhur “post-truth” çağında kim uğraşacaktı ki! Gerçek kısa sürede ortaya çıksa da Ortega çoktan linçe kurban gitmişti.

Nikaragualı gazetecilere ve medyasına göre ortada sistematik bir karalama kampanyası vardı. İngiliz ve Amerikan medyası her zamanki gibi bir şeyler çeviriyordu.

SİSTEMATİK BİR SALDIRININ ESERİ

Küba ve Venezuela gibi Nikaragua da uzun süredir ABD’nin hedefinde. Sandinist yönetimi devirmek isteyen Amerikan emperyalizmi bugüne kadar açık tehditlerden gizli operasyonlara, suikastlerden sağcı muhalefetin satın alınmasına kadar hemen her yola başvurmaktan sakınmadı.

Biden’dan Trump’a Washington yönetimleri her fırsatta Nikaragua’ya parmak salladı.

ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Rick Scott, Venezuela Başkanı Maduro’ya yönelik 3 Ocak’taki saldırının ardından hedeflerinde Küba ve Nikaragua’nın olduğunu açıkça dillendirdi.

Yine şubat ayında İngiliz The Economist dergisi, “tropikal Kuzey Kore” olarak adlandırdığı Nikaragua’yı hedef göstererek Washington’un daha fazlasını yapabileceğini yazdı.

Amerikan yönetimi “arka bahçe”deki bu “zararlı ot”u ayıklamanın peşinde, ancak şimdilik Venezuela gibi doğrudan bir askeri müdahaleye başvurmaktan kaçındı. Bunun nedeni bu ülkenin “tehdit” oluşturacak büyüklükte olmamasının yanında petrol ve kaynaklar açısından da iştah kabartıcı olmaması yatıyor olsa gerek. Geçmişin efsanevi devrimci lideri Ortega ve Sandinist liderler olsa da Küba gibi ideolojik açıdan da bir “tehlike” arzetmiyor.

YANLIŞ ÇEVİRİ ÜZERİNDEN KARA PROPAGANDA

Gazeteci Becca Renk Foster’a göre ortada bilinçli bir çarpıtma vardı ve ABD, Ortega’nın konuşmasını kasıtlı olarak saptırarak Nikaragua seçimlerine müdahalenin kampanyasını başlattı.

Gerçek neydi peki?

Sandinist Halk Devrimi’nin zaferini kutlamak için Managua’daki Plaza de Fe’de toplanan 70.000 kişiye seslenen Ortega, ABD destekli muhaliflere göndermelerde bulunuyordu.

Bundan sonrasını Foster’dan okuyalım. Ortega, 19 Temmuz’daki konuşmasında, silahlı muhalif grupların şiddet içeren eylemlerle ülkeyi felç ettiği ve yaklaşık 270 kişinin öldürüldüğü 2018’deki şiddetli darbe girişimini hatırlatıyordu. Soruşturmalar, şiddetin ABD hükümeti tarafından finanse edildiğini ortaya koymuştu.

Ortega konuşmasında Nikaragualılara ülkenin güvenliğine yönelik tehditlerin devam ettiğini söylüyordu.

ASLA, ASLA, ASLA!

“Savaş halinde olmadığımız için barış içinde olduğumuzu düşünmeyin. Hayır! Onlar [ABD destekli muhalefet] sürekli komplo kuruyor, bu yolla seçimleri kazanmaya çalışıyorlar” diyen Ortega, sözlerini şöyle sürdürecekti:

“İşte burada, Yankiler (ABD), Somozacılar (darbeci diktatör) tarafından kurulan-desteklenen partilerin bir daha iktidara gelme hikâyesi bitti. Yankiler onlara ne kadar para verirse versin başaramayacaklar: Asla, asla, asla!”

İşte Ortega’nın bu sözleri kasıtlı olarak manipüle edilerek “Nikaragua’da artık seçim olmayacak” şeklinde servis edilince uluslararası alanda büyük yankı uyandırdı.

Oysa Ortega, ABD’nin muhalefet destek verdiğini, bunların işbaşına geldiği artık o dönemlerin kapandığını vurguluyordu.

NEW YORK TİMES DÜĞMEYE BASTI

Ertesi sabah New York Times, “Nikaragua lideri seçimleri kaldırmayı planladığını söyledi” başlığıyla konuşmayı paylaştı. Bu çarpıtılan kışkırtıcı başlık organize bir biçimde dünyanın dört bir yanında tekrarlandı. Uluslararası haberlerde nadiren yer alan bu küçük ülke birden bire gündemin en ön sıralarına oturdu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio konuya hemen balıklama atladı: “Daniel Ortega’nın ailesinin diktatörlüğü altındaki Nikaragua’da bir daha asla seçim yapılmayacağına dair açıklaması, onların gerçek otoriter doğasını ortaya koymaktadır” Rubio uluslararası toplumu da Nikaragua’ya karşı harekete geçmeye çağırıyordu.

Beklendiği gibi, bu açıklama, Amerikan emperyalizminin bölgedeki dostlarının Nikaragua’yı kınama yarışına dönüştü.

KASITLI ÇARPITMANIN NEDENİ VARDI

Foster’dan aktarmaya devam. Çeviri-tercümanlık alanında uzman olan ve ABD federal mahkemelerinde tercümanlık yapma yetkisi bulunan Jill Clark-Gollub, Ortega’nın New York Times’da yayınlanan ve başka yerlerde de tekrarlanan açıklamalarının yanlış çevrilmesinden dolayı şaşkınlığını şu şekilde dile getiriyor:

“Ortega, hitabet tarzı olarak duraklamalar yapıyor ve tekrarlamayı kullanıyor. Cümlesini bitirmeden sözünü kesmek, sanki bir daha asla seçim yapılmayacakmış gibi davranmak, mesajın kasıtlı olarak çarpıtılmasıdır. Eğer bir tercüman bunu profesyonel bir ortamda yapsaydı, disiplin cezasına çarptırılırdı.”

Sözlerin bu kasıtlı servisi, Ortega’nın konuşmasında uyardığı Nikaragua’nın iç işlerine müdahale kampanyasını başlatmış gibi görünüyor. Medya saldırısının ardından, ABD destekli muhalefet, bu durumu kullanmaya başladı. Buna göre, kınamalardan renkli devrim önerilerine kadar, ABD’nin baskıyı artırabileceği çeşitli toplumsal protesto spekülasyonları söz konusu.

SEÇİMLERE MÜDAHALE SEZONU

Mesele çok boyutlu, sıradan bir vaka değil. Kuzey Kore, Küba gibi ülkelere dair başvurulan karalama kampanyası, yalanlar şimdi de Nikaragua’da devredeydi. Foster’ın kawsachun.com’daki yazısından aktarmaya devam edelim: Bu manipülasyonlar, ABD’nin Latin Amerika üzerindeki baskısının güçlü şekilde arttığı bir döneme denk geliyor. Venezuela saldırısı, Küba ablukası, son bir yılda bölgedeki seçimlere müdahaleler vs. Arjantin, Bolivya, Honduras, Peru ve Kolombiya’da ABD, açıkça sağcı adayları destekledi. Bu isimleri Beyaz Saray’da ağırladı ve solcu partilere yaptırımlar uyguladı.

NİKARAGUA’YA MÜDAHALE İÇİN BİR ÖRNEK

Gazeteci Camila Escalante de sözlerin kasıtlı olarak bağlamından koparıldığını, yanlış çevrildiğini belirterek uluslararası medyanın çıldırmış bir şekilde bunu yaydığını belirtiyor paylaşımlarında. Ona göre o sözler anayasal oy kullanma hakkına yönelik değildi. Nikaragua’nın egemenliğini ve barışını baltalayan yaptırımları, yabancı müdahaleleri ve eylemleri teşvik edenlere atıfta bulunuyordu.

Stephen Sefton ise geçen yüzyıldaki ABD destekli diktatörlükler dönemine atıfta bulunarak “Plan Condor 2.0” olarak adlandırılan planın aktifleştirildiğini belirterek Trump yönetiminin Bolivya, Honduras,  Ekvador, Arjantin seçimlerine müdahalelerini hatırlatıyor. Benzer şekilde Peru ve Kolombiya’da da aynı şeylerin yaşandığını söylüyor.

Şu anda Latin Amerika ve Karayipler’de Brezilya, Küba, Meksika ve Nikaragua’nın sadece Amerika’nın dümeninde olmadıklarını kaydeden Sefton, Ortega’nın kasıtlı olarak yanlış aktarılan açıklamalarının bu bağlamda ele alınması gerektiğini kaydediyor.

Sefton şunları aktarıyor: Bağlamına sadık kalınarak çevrildiğinde, Ortega, Nikaragua seçimlerinde ABD’nin aşırı etkisine değinerek, burada bir daha böyle seçimler olmayacak, artık hile yoluyla iktidara gelip, hile yoluyla iktidarı ele geçirebilecekleri seçimler olmayacak” diyor.

ORTEGA SUÇLANACAKSA DEVRİMİ VERDİĞİ İÇİN SUÇLANMALI

Amerikan ve İngiliz medyası ve onların dümenindeki diğerleri kendilerinden olmayanlara karşı doğrudan psikolojik bir savaşın içinde. Telegraph, Guardian, New York Times, Washington Post ve diğerleri. Tekno-feodalizm çağında yapay zekanın da desteğiyle artık beslenen baskın Batı anlatıları dört bir yanı esir alıyor.

On yıllardır, Batılı egemenler bir psikolojik savaş yürütüyor, bu şekilde kitleler manipüle edilerek yönlendiriliyor. Ortadoğu’daki savaşlarda, Filistin’de, Ukrayna’da, İran’da tanık oluyoruz buna.

Dillere plesenk olan bir kavramla söylersek, “Post-truth” çağındayız. Yalanla gerçeğin birbirine karıştığı bu dönemde Amerikan-Batı emperyalizminin psikolojik savaşlarına karşı uyanık olunmalı.

1979’da devrim yaparak Somoza diktatörlüğünü yıkan, devrimle kazandığını 1990’da seçimle veren bir hareketin seçimleri ortadan kaldırmasına inanmak olsa olsa emperyalist manipülasyona teslim olmaktır. Ortega’ların son yirmi yıllık yönetiminde çokça eleştirilecek şey olsa da bu seçimler olamaz.

BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu