Başsız bir direniş: Zerrin Bölükbaşı’nın ‘Figür’ü

Başsız bir direniş: Zerrin Bölükbaşı’nın ‘Figür’ü

Cumhuriyet’in 50. yılı için yaptığı genç kadın figürü, 1973’te Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nun önüne yerleştirildi. Ancak bir süre sonra heykelin başı burun hizasından koparıldı ve eser halk arasında “kesik başlı kadın” olarak anılmaya başladı.

Zerrin Bölükbaşı’nın bu eseri bugün Harbiye’de, İstanbul Radyosu’nun arka bahçesinde duruyor. Ne yazık ki heykel, sanatçısının tasarladığı hâliyle değil.

Başsız!

Bu haliyle hem ihmalin hem de kültürel hafızaya karşı kayıtsızlığın sembolüne dönüşmüş durumda. 2019’da depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle boşaltılan TRT İstanbul Müdürlüğü Harbiye Radyoevi binasında süren yoğun inşaat çalışmaları arasında, heykel adeta bir mezar sessizliği içinde bekliyor.

Orada, başını kimin kırdığı bilinmeyen yaralı bir heykel duruyor. Şimdi ona sahip çıkma zamanı: korunmalı, onarılmalı ve hak ettiği saygıyla yeniden ayağa kaldırılmalı.

***

15 Ocak 1919’da Nevzat ve İhsan Ark çiftinin üçüncü çocuğu olarak İstanbul’da doğdu. İlkokula Bakırköy’de başladı; sonrasında ailesi Kadıköy’e taşınınca Kadıköy Amerikan Lisesi’ne devam etti. Ortaokula yaklaşırken geleceği hakkında karar veremeyen Bölükbaşı, bir gün halasını ziyarete gittiği sırada erimiş mumlarla küçük bir Atatürk büstü yaptı. Bu eser, yakın aile dostu ve sanat tarihçisi Celal Esat Erseven tarafından fark edildi ve onu Güzel Sanatlar Akademisi’ne yönlendirdi.

1938’de Akademi’ye başlayan sanatçı, dönemin önemli atölye arkadaşları arasında Şadi Çalık, İlhan Koman, Hüseyin Gezer, Yavuz Görey ve Rahmi Artemis gibi isimler bulunuyordu. Dersler Prof. Rudolf Belling’in hocalığı altında devam etti. 1941’de mezun olduktan sonra Akademi’de çalışmalarına devam etti. 1944’te Nazif Bölükbaşı ile evlendi.

1954’te İstanbul Belediyesi’nin desteğiyle açılan Beyoğlu Şehir Galerisi’nin 9 yıl yöneticiliğini yürüttü ve sanatçılara sergi imkânı sağladı. 1956’da ilk kişisel sergisini açtı ve kısa sürede “Büst Kraliçesi” olarak anılmaya başlandı.

Zerrin Bölükbaşı, heykel çalışmalarının yanı sıra şiirle de ilgilendi. 1979’da “Anadolu Şairleri” adlı şiir kitabında eserlerini yayımladı. 1980-81 yılları arasında arka arkaya sergiler açtı; 1981’deki sergisinin konusu “Atatürk Devrimleri ve Kadın” idi. 1986’da Ankara Tanbay Sanat Galerisi’nde açtığı sergisinin gelirinin tamamını Afrika’daki açlara bağışladı. Aynı yıl eşi Nazif Bölükbaşı’yı kaybetti.

Hayatının son yıllarında çalışmalarına ağırlık veren sanatçı, büyük bölümünü Mecidiyeköy’deki evinin yanındaki atölyesinde geçirdi ve 14 Aralık 2010’da İstanbul’da hayata veda etti.

BirGün'e Omuz Ver

Başa dön tuşu