Savaş krizi öne çekti! Enerjide talep zirvesi 2035
İran merkezli Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilim ve buna bağlı olarak küresel petrol ile LNG akışlarında ortaya çıkan aksamalar, enerji piyasalarında arz güvenliği tartışmalarını yeniden küresel gündemin en üst sırasına taşıdı. Küresel petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği Hürmüz’de yaşanan kesintiler, hem kısa vadede arz daralmasına hem de uzun vadede enerji fiyatlarında kalıcı bir risk priminin oluşmasına yol açıyor. Alternatif güzergâhların sınırlı olması ve sigorta ile lojistik maliyetlerinin hızla yükselmesi, küresel enerji ticaretini daha kırılgan hale getiriyor.
Enerji piyasalarının daha da öngörülemez hale gelebileceği belirtiliyor. (Fotoğraf: AA)
PETROLDE TARİH 2030’LAR
Bain&Company’nin “Energy and Materials 2026” raporuna göre bu jeopolitik baskı, zaten yapısal olarak yükselen küresel enerji talebiyle birleşerek piyasaları daha da zor bir dengeye sürüklüyor. Rapora göre enerji talebi artık tek bir zirve noktasına ulaşmak yerine farklı enerji türlerinde farklı zaman dilimlerine yayılan bir yapı sergiliyor. Bu çerçevede petrol talebinin 2030’ların ortalarına doğru bir plato seviyesine ulaşması beklenirken, doğal gaz talebinin 2040’lara kadar büyümesini sürdürdüğü, elektrik talebinin ise 2050’ye kadar artış eğilimini koruduğu ifade ediliyor. Bu durum, enerji dönüşümünün doğrusal değil, zaman içinde farklı hızlarda ilerleyen bir süreç olduğunu ortaya koyuyor.
YAPAY ZEKA DA ARTIRDI
Raporda petrol talebindeki yavaşlamanın temel nedenleri arasında ulaşımda elektrik seçeneğinin artması ve enerji verimliliğindeki kazanımlar gösterilirken, doğal gazın özellikle kömürden çıkış sürecinde geçiş yakıtı olarak önemini koruduğu vurgulanıyor. Elektrik talebindeki sürekli artış ise yapay zekâ, veri merkezleri ve dijital altyapı yatırımlarının etkisiyle enerji sisteminin merkezinin giderek elektriğe kaydığını ortaya koyuyor. Bain analizine göre yapay zekâ kaynaklı veri merkezleri, kesintisiz enerji ihtiyacı ve yüksek işlem gücü gereksinimi nedeniyle küresel elektrik talebini beklenenden daha hızlı artıran en önemli faktörlerden biri haline gelmiş durumda. Buna gelişmekte olan ekonomilerdeki sanayi büyümesi ve kentleşme de eklendiğinde, küresel enerji talebinin yüksek seviyesini koruduğu belirtiliyor.
ARZ ŞOKU UYARISI
Tüm bu yapısal baskıların üzerine Hürmüz Boğazı kaynaklı arz şokunun eklenmesi, enerji piyasalarında hem arz güvenliği hem de fiyat istikrarı açısından daha karmaşık bir tablo oluşturuyor. Arz tarafındaki bu kırılganlık, zaten yükselmekte olan talep eğilimiyle birleşerek enerji fiyatlarında yukarı yönlü kalıcı bir baskı yaratıyor. Bain raporuna göre enerji sistemi, bir yandan 2035–2050 dönemine yayılan uzun vadeli talep artışıyla, diğer yandan kısa vadeli jeopolitik arz şoklarıyla aynı anda şekilleniyor. Bu durum, enerji piyasalarını daha öngörülemez hale getirirken, dönüşüm sürecinin de hızdan çok kırılmalarla ilerlediğini gösteriyor.
Petrol talebinin 2030’ların ortalarına doğru bir plato seviyesine ulaşması bekleniyor.
100 MİLYON VARİL SEVİYESİ
Küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin Hürmüz Boğazı’ndan geçtiği, bu hattaki kesintilerin günlük milyonlarca varil ham petrol akışını etkilediği belirtiliyor. LNG taşımacılığında gecikmelerin arttığı ve tanker sigorta maliyetlerinin bazı rotalarda yüzde 30, yüzde 50 oranında yükseldiği ifade ediliyor. Petrol talebinin 2030’ların ortalarında günlük yaklaşık 100 milyon varil seviyesinde plato yapmasının öngörüldüğü, doğal gaz talebinin ise 2040’a kadar büyümesini sürdürdüğü belirtiliyor. Küresel LNG ticaret hacminin son yıllarda yaklaşık yüzde 60 oranında genişlediği ifade ediliyor.
[email protected]
Kaynak: Web Özel