Bugün İran, Yarın Çin
Bugün İran, Yarın Çin
TEKELCİ SERMAYENİN STRATEJİK ZORUNLULUĞU
Washington İran’a nükleer silahlar ya da bölgesel güvenlik nedeniyle saldırmadı. İran’a saldırdı çünkü ABD’nin hâkim olduğu finansal ve askeri düzene entegre olmayı reddeden bağımsız bir İran, dolar hegemonyası ve ABD emperyalist egemenliğinin dayandığı enerji kontrolü için kabul edilemez bir meydan okumaydı.
Basra Körfezi enerjisi sadece bir meta değildir. Petro-dolar sisteminin yapısal temelidir: petrolün dolar üzerinden fiyatlandığı, gelirlerin ABD finans piyasalarına geri döndüğü ve ABD borcu ile askeri harcamalarını sürdüren düzen. Bu düzeni tehdit eden her devlet ister bağımsız fiyatlandırma ister alternatif para birimleri, ister ABD üslerini reddetme yoluyla olsun hedef haline gelir. İran bunların üçünü de yaptı.
Operasyon da spontane değildi. CIA aylar boyunca İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in hareketlerini izledi. 28 Şubat’ta İsrail jetleri Tahran’daki konutuna 30 bomba bıraktı. Hamaney öldürüldü. İran devlet medyası 1 Mart’ta ölümünü doğruladı. İran’ın 31 eyaletinden 24’ü saldırıya uğradı. Minab’daki Şecere Tayyebeh kız ilkokulunda öldürülen 165 çocuk dahil binlerce kişi hayatını kaybetti.
Tekelci sermaye çıkarlarını korumak için harekete geçtiğinde işte böyle görünür.
DÜŞÜK TEKNOLOJİ DİRENİŞİYLE TANIŞTI
Washington ezici teknolojik üstünlüğün (hayalet uçaklar, hassas mühimmatlar, uçak gemisi görev grupları) İran’ın füze kapasitesini hızla bastıracağını ve Boğaz’ı ticari trafiğe yeniden açacağını varsaymıştı. Bu hesap tutmadı. Devrim Muhafızları Tuğgenerali İbrahim Cabari durumu açıkça ifade etti:
“Boğaz kapalı. Kim geçmeye kalkarsa Devrim Muhafızları ve düzenli donanmanın kahramanları o gemileri ateşe verecek.”
ABD’nin milyarlarca dolarlık hava gücüne İran’ın yanıtı bir kamyon. Katı yakıtlı füzeler standart ticari on tekerlekli kamyon şasilerinden fırlatılıyor. Normal yük taşımacılığından ayırt edilemeyen, sürekli yer değiştirebilen ve uzaktan güdümlü mühimmatlara kıyasla fiilen görünmez platformlar. Devrim Muhafızları’nın hızlı fırlatıcı değiştirme doktrini ABD hava harekâtının temel hedefini (füze bastırmasını) gerçekleştirmesini engelledi. İran yollarındaki her kamyon potansiyel bir fırlatma platformu. Pentagon hepsini bombalayamaz.
Teknolojik üstünlük, kendi topraklarını savunan bir halk karşısında siyasi ya da askeri zafer anlamına gelmez. Vietnam bunu gösterdi. Afganistan gösterdi. Hürmüz Boğazı da yeniden gösteriyor.
FİNANS SERMAYESİ ABLUKAYI UYGULUYOR
Füze bataryaları ablukayı görünür kılan yüzüdür. Görünmeyen yüz ise Wall Street’tir.
Savaş riski sigortacıları artık sadece primleri artırmıyor. Poliçeleri tamamen iptal ediyor. Bu da Boğaz’dan geçmeye çalışan her gemiyi fiilen sigortasız bırakıyor. Sigorta olmadan yük taşınamaz. Çünkü küresel ticaretin tüm mimarisi sigorta kapsamına dayanır. Bu anlamda finans sermayesi ablukayı herhangi bir deniz mayınından daha etkili biçimde uyguluyor.
Trump yönetimi devlet destekli savaş riski sigortası ve donanma eskort koridorları önerdi. Bunlar politika değil, halkla ilişkiler hamleleridir. Bu ölçekte bir federal sigorta sistemi kurmak yaklaşık bir yıl ve kongre onayı gerektirir. Eskort sağlayabilecek deniz kuvvetleri ise hâlen aktif saldırı operasyonlarında kullanılıyor.
Kimin zarar ettiğine ve kimin kazandığına bakalım. Sigortacı poliçeyi iptal eder. Tanker bekler. Rafineri kapanır. Pakistanlı işçi elektriksiz kalır. Bangladeşli tekstil işçisi vardiyasını kaybeder. Brent petrol 100 dolar seviyesinde kalır. ExxonMobil rekor çeyrek kârı açıklar.
ÜÇ KITADA BEDELİ İŞÇİ SINIFI ÖDÜYOR
Boğazın kapanması önce yüz milyonlarca işçiyi en sert biçimde vuruyor.
Pakistan, Bangladeş ve Hindistan sanayi enerjisinin omurgası olarak Katar ve BAE’den gelen sıvı doğal gaza bağımlı. Hiçbirinin ciddi depolama rezervi yok. Teslimatların zamanında yapılacağı varsayımıyla çalışan sistemler üzerine kuruldular. Boğaz açık kalmadı.
Pakistan sıvı doğal gazının %99’unu Körfez’den ithal ediyor. Elektrik şebekesi çökme tehlikesiyle karşı karşıya: fabrikalar kapanabilir, hastaneler karanlığa gömülebilir, haneler elektriksiz kalabilir. Bangladeş’te sıvı doğal gaz ithalatının %72’si Körfez’den geliyor ve günlük 1,3 milyar fit küp gaz açığı oluşmuş durumda. Hindistan’da bağımlılık yüzde 53. Ülke hem fiziksel bir arz krizi hem de mali bir krizle karşı karşıya. Çünkü sıvı doğal gaz kontratlarının çoğu Brent petrol fiyatına endeksli.
Cari açık krizi hızla derinleşirken Hindistan yeniden Rus petrolüne yönelmek zorunda kalıyor. Bu, ABD baskısıyla yıllardır sürdürülen ticaret çeşitlendirme politikasını tersine çeviriyor ve Washington’un yeni yaptırımlar uygulama ihtimalini doğuruyor. Emperyalizm yarı sömürge ekonomiler için böyle bir çifte kıskacı yaratır: Uyarsan sömürülürsün, direnirsen yaptırım görürsün, ortada kalırsan yine cezalandırılırsın.
BİR SAVAŞ SİLAHI OLARAK GIDA
Sonuçlar enerjiyle sınırlı değil. Hürmüz Boğazı gübre hammaddelerinin dünyadaki ana transit noktasıdır. Katar sıvı doğal gaz üretimindeki rolü kadar küresel gübre tedarik zincirindeki rolüyle de kritiktir. Katar Enerji tesisleri bombardıman altında güvenle çalışamayacak kadar kimyasal risk taşıdığı için operasyonları durdurdu. Bunun sonucu olarak üre, amonyak, metanol ve diğer bileşiklerin üretimi de durdu.
Bu kesinti küresel kükürt ticaretinin %44’ünü, üre ticaretinin %31’ini, amonyak ticaretinin %18’ini ve fosfat ticaretinin %15’ini etkiliyor. Bunlar finansal soyutlamalar değildir. Gelecek sezonun ekiminin yapılıp yapılmayacağını belirleyen girdilerdir. Mart 2026’da gübre fiyatları sıçradığı için altı ay sonra aç kalacak işçiler Pentagon brifinglerinde “kayıp” olarak görünmeyecek. Ama bu savaşın kayıpları olacaklar.
Bu tesisler ateşkes imzalandığında hemen çalışmaya başlamayacak. Kimyasal süreçler aç kapa düğmesiyle işlemez. Çatışmalar bitene kadar kapalı kalacaklar. Bu da savaşın yarattığı açlığın bombalardan daha uzun süreceği anlamına gelir.
ÇİN’E KARŞI AÇILIŞ HAMLESİ OLARAK İRAN
Elbridge Colby gerçeği açıkça söyledi: İran’a karşı savaş kendi başına bir hedef değil. Çok daha büyük bir çatışmanın hazırlığı.
3 Mart’ta Senato Silahlı Hizmetler Komitesi’nde konuşan Savunma Politikaları Müsteşarı Elbridge Colby, ki kendisi 2026 Ulusal Savunma Stratejisi’nin mimarı ve Pentagon’un baş stratejistidir, bu mantığı açıkça ifade etti. İsrail ve Körfez müttefikleri Batı Asya’da birincil sorumluluğu üstlenirse ABD’nin “birinci ada zincirine odaklanmasını sağlayacağını” söyledi. Bu zincir Japonya’dan Tayvan üzerinden Filipinler’e uzanıyor. Hedef Çin.
Colby’nin hazırladığı 2026 Ulusal Savunma Stratejisi “Birinci Ada Zinciri boyunca güçlü bir caydırma savunması” üzerine kurulu. Bu aslında Tayvan etrafında bir savaşın askeri coğrafyasıdır. Ama belgede Tayvan adı özellikle geçmez. Bunun nedeni Trump’ın Nisan ayında Xi Jinping ile görüşecek olması ve Pentagon’un kamuoyu görüntüsünü yönetmeye çalışmasıdır.
Hürmüz ablukası bu stratejiye ikinci bir cephe açıyor. Çin 2025’te günde ortalama 1,38 milyon varil İran petrolü ithal etti. Boğazın kapanması sadece Güney Asya işçilerini vurmakla kalmıyor, Çin’in enerji tedarikini de sıkıştırıyor. Venezuela, İran ve Körfez enerji ihracatları üzerindeki kontrol, Çin’in pazarlara erişimini sınırlama baskısıyla birleştiğinde Colby ve ortaklarının planladığı ekonomik silaha dönüşüyor. Askeri çatışmadan önce enerji boğma stratejisi.
4 Mart’ta Güney Kore borsasının 46 yılın en büyük çöküşünü yaşaması bu nedenle önemli. Güney Kore Çin’e karşı planlanan savaşın ön cephe ülkelerinden biri. Çin üretim zincirleriyle derin biçimde entegre. Ülkenin egemen sınıfı ABD’nin stratejik yön değişiminin ekonomileri ve toprakları için ne anlama geldiğini çok iyi biliyor.
Venezuela’ya karşı savaş, İran’a karşı savaş ve Çin’e yönelik baskı ayrı krizler değildir. Bunlar tek bir emperyalist stratejinin parçalarıdır: gücü gerilemekte olan ABD hegemonyasının güç dengesi kalıcı biçimde değişmeden önce egemenliğini kilitleme girişimi. Emperyalizm yapısal gerilemeyle karşılaştığında geri çekilmez. Savaşa oynar.
Küresel ekonomi emperyalist düzen kendi şiddetinin sınırlarına ulaştığında yaşanacakları yaşıyor: yüksek teknolojili askeri güç yok edemediği bir direnişle karşılaşıyor ve çıkmazın bedeli bunu kurmayan ve bundan fayda görmeyen işçilere ödetiliyor.
Kaynak: struggle-la-lucha.org
Çeviren: Yusuf Tuna KOÇ