Ayrılıkçılar ve El Kaide bağlantılı grup cuntayı hedef aldı

Mali’de güvenlik krizi yeni bir eşiğe taşındı. Ülkenin kuzeyindeki Azawad ayrılıkçıları ile El Kaide bağlantılı Sahel yapılanması JNIM’in cumartesi günü düzenlediği koordineli saldırı, 2012’de Mali’yi kaosa sürükleyen ayrılıkçı-cihatçı ittifakını yeniden hatırlattı.

Mali ordusu, ülke genelinde başlatılan geniş çaplı saldırının püskürtüldüğünü açıkladı. Askeri yönetim, operasyonlarda “yüzlerce teröristin etkisiz hale getirildiğini” bildirdi. Buna karşılık saldırının kapsamı, başkent Bamako’dan kuzeydeki stratejik Kidal kentine kadar uzanan geniş bir hatta güvenlik endişelerini artırdı.

Saldırı sonrası Mali’deki askeri cunta başkent Bamako’da üç günlük sokağa çıkma yasağı ilan etti.

2012’deki kriz yeniden mi yaşanıyor?

Mali’deki son saldırıların önemi, ülkenin yakın geçmişindeki kırılma noktalarını yeniden gündeme getirmesinden kaynaklanıyor.

2012 yılında Azawad Ulusal Kurtuluş Hareketi —MNLA— Mali’nin kuzeyinde bağımsızlık hedefiyle büyük bir saldırı başlatmıştı. Ayrılıkçılar, o dönem cihatçı grupların desteğiyle Kidal, Gao ve Timbuktu gibi kuzey kentlerini ele geçirmişti.

Dönemin Devlet Başkanı Amadou Traoré’nin bu ittifakı durduramaması, 21 Mart 2012’de askeri darbeye yol açtı. Kısa süre sonra MNLA, Mali topraklarının yaklaşık üçte ikisini oluşturan Azawad bölgesinin bağımsızlığını tek taraflı olarak ilan etti.

Ancak ayrılıkçılar ile cihatçılar arasındaki ittifak uzun sürmedi. Ansar Dine gibi gruplarla yapılan anlaşmanın ardından cihatçılar bölgede şeriat uygulamaya başladı ve MNLA’yı yönetimden uzaklaştırdı.

Azawad cephesi bu kez JNIM ile hareket etti

Bugünkü tabloda eski MNLA çizgisini temsil eden yeni yapılanma, Azawad Kurtuluş Cephesi —FLA— olarak öne çıkıyor. Eski MNLA Başkanı Bilal ag Cherif’in liderliğindeki FLA, bu kez El Kaide’nin Sahel kolu olarak bilinen JNIM ile koordineli hareket etti.

Her iki grup da cumartesi günkü saldırıların koordineli biçimde düzenlendiğini kabul etti.

Açıklamalara göre FLA, cihatçıların desteğiyle kuzeydeki stratejik Kidal kentini hedef aldı. JNIM ise yalnızca kuzeyde değil, başkent Bamako ve ülkenin orta kesimlerindeki bazı merkezlerde de saldırılar gerçekleştirdiğini duyurdu.

JNIM, Mali Cumhurbaşkanı Assimi Goita’nın ofisi, Savunma Bakanı Sadio Camara’nın makamı ve Bamako Uluslararası Havalimanı çevresinin hedef alındığını ileri sürdü. Grup ayrıca ülkenin orta kesimindeki Mopti kentinin de hedefler arasında olduğunu açıkladı.

Mali ordusu: Geniş çaplı saldırı engellendi

Mali ordusu ise saldırının geniş çaplı bir operasyon olduğunu, ancak güvenlik güçlerinin bu saldırıyı engellediğini bildirdi.

Ordu açıklamasında “birkaç yüz teröristin etkisiz hale getirildiği” ifade edildi. Askeri yönetim, saldırılar sonrası güvenlik önlemlerini artırırken Bamako’da üç günlük sokağa çıkma yasağı uygulamaya koydu.

Bu gelişme, ülkedeki güvenlik krizinin artık yalnızca kuzeydeki çatışmalarla sınırlı kalmadığını, başkentin de doğrudan hedef haline geldiğini gösteriyor.

Hedefte yalnızca Bamako değil, Rusya da var

Saldırının dikkat çeken yönlerinden biri de Rusya karşıtı mesajlar oldu.

FLA ve JNIM, saldırı sonrası yaptıkları açıklamalarda Moskova’nın Mali’deki askeri yönetime verdiği desteği hedef aldı. Gruplar, Rusya’nın Bamako ile kurduğu ittifakı gözden geçirmesi gerektiğini savundu.

Mali’deki askeri cunta, son yıllarda Batılı güçlerle ilişkilerini zayıflatırken Rusya’ya yaklaşmıştı. Fransa ve diğer Batılı güçlerin ülkeden çekilmesinin ardından Rusya, önce Wagner grubu, daha sonra ise Rusya Savunma Bakanlığı’na yakın “Africa Corps” yapılanması üzerinden Mali’de sahaya daha fazla dahil oldu.

Bu nedenle son saldırı, yalnızca Mali’deki iç güvenlik krizini değil, aynı zamanda Rusya’nın Afrika’daki askeri varlığını da doğrudan ilgilendiriyor.

Batı çekildi, Rusya sahaya indi

Mali’deki güvenlik dengesi, 2020 ve 2021’de yaşanan iki askeri darbenin ardından değişti. Bamako’daki yeni askeri yönetim, Fransa başta olmak üzere Batılı müttefiklerle arasına mesafe koydu.

Bu süreçte Rusya, Mali yönetiminin en önemli güvenlik ortaklarından biri haline geldi. Wagner’in ardından sahada daha doğrudan Rusya bağlantılı Africa Corps unsurlarının görev aldığı bildiriliyor.

Ancak cihatçı gruplar ile ayrılıkçı yapıların yeniden koordineli hareket etmeye başlaması, askeri cuntanın Rus desteğine rağmen ülke üzerindeki kontrolünü sağlamakta zorlandığı yorumlarını güçlendirdi.

Uzmanlara göre tehdit daha merkezi ve koordineli hale geldi

İspanyol haber ajansı EFE’ye konuşan Malili bir analist, saldırının Mali’deki çatışmanın yeni bir aşamaya geçtiğini gösterdiğini söyledi. Güvenlik gerekçesiyle adının açıklanmasını istemeyen analiste göre son saldırı, ayrılıkçıların gerilla kapasitesi ile cihatçıların geniş saha ağı ve kaynaklarının birleştirildiğini ortaya koyuyor.

Analist, Mali’deki tehdidin artık daha merkezi, daha koordineli ve doğrudan askeri cuntayı hedef alan bir yapıya dönüştüğünü belirtti.

Aynı kaynak, saldırının taktik açıdan Suriye’de 2024 sonunda yaşanan gelişmelerden ilham almış olabileceğini savundu. Analiste göre Mali’nin geleceği, yalnızca sahadaki askeri dengeye değil, uluslararası güçlerin alacağı pozisyona da bağlı.

ABD ve Rusya saldırıyı kınadı

Cumartesi günkü saldırılar hem ABD hem de Rusya tarafından kınandı. Bu durum, Mali’deki krizin yalnızca yerel bir güvenlik meselesi olmaktan çıktığını ve uluslararası rekabetin parçası haline geldiğini bir kez daha gösterdi.

Mali, Sahel bölgesinde cihatçı örgütlerin yayılımı, askeri darbeler, Rusya’nın artan etkisi ve Batı’nın gerileyen nüfuzu nedeniyle son yıllarda Afrika’nın en kırılgan ülkelerinden biri haline geldi.

Mali için yeni bir dönüm noktası mı?

Son saldırı, Mali’de 2012’de yaşanan büyük krizin yeniden canlanabileceği endişesini artırdı.

O dönem ayrılıkçılar ve cihatçılar arasındaki ittifak kuzeyin büyük bölümünün ele geçirilmesine, askeri darbeye ve ardından Fransız müdahalesine kadar uzanan bir süreci başlatmıştı.

Bugün ise benzer bir ittifak, bu kez doğrudan başkent Bamako’yu da hedef alan daha geniş bir stratejiyle sahneye çıkıyor.

Mali ordusu saldırının püskürtüldüğünü açıklasa da, Azawad ayrılıkçıları ile El Kaide bağlantılı JNIM’in yeniden ortak hareket etmesi, ülkede askeri yönetim üzerindeki baskının daha da artabileceğini gösteriyor.

Mali’de kriz neden önemli?

Mali’deki gelişmeler yalnızca bu ülkenin iç siyaseti açısından değil, tüm Sahel bölgesi için kritik öneme sahip.

Bölge; Nijer, Burkina Faso, Mali ve çevresinde askeri yönetimlerin güç kazandığı, Batılı güçlerin etkisinin azaldığı, Rusya’nın sahadaki varlığının arttığı ve cihatçı grupların geniş alanlarda hareket kabiliyeti kazandığı bir güvenlik kuşağına dönüşmüş durumda.

Bu nedenle Mali’deki son saldırı, Sahel’deki güç mücadelesinin yeni bir aşamaya geçip geçmediği sorusunu da gündeme getirdi.

Mali’de cunta için en ciddi sınavlardan biri

Azawad ayrılıkçıları ile El Kaide bağlantılı JNIM’in yeniden ittifak kurması, Mali’deki askeri yönetim için en ciddi güvenlik sınavlarından biri olarak görülüyor.

Saldırıların püskürtüldüğü açıklansa da, başkent Bamako’nun hedef alınması ve Kidal gibi stratejik bölgelerin yeniden çatışmanın merkezine oturması, krizin derinleşebileceğine işaret ediyor.

Mali’de bundan sonraki süreç, yalnızca askeri cuntanın sahadaki kontrol kapasitesine değil, Rusya’nın desteğinin boyutuna, Batı’nın tavrına ve Sahel’deki cihatçı-ayrılıkçı ittifakların ne kadar sürdürülebilir olduğuna bağlı olacak.

Başa dön tuşu