Ayna yansımadan fazlasıdır, bakanı çoğaltır
Sharzadian: “Ayna yansımadan fazlasıdır, bakanı çoğaltır”
Sanatçının çalışmalarının merkezinde yer alan Aïne-kāri tekniği, İran mimarisinin köklü bir geleneğine dayanıyor. Sharzadian, geleneksel ayna işçiliğiyle büyümüş. Bu estetik gündelik hayatının parçasıymış. Ancak bugün bu geleneği çağdaş bir sanat diline taşıyor. İlham kaynakları arasında Mevlânâ başta olmak üzere Fars şiiri var. “Şiirde ayna kalbi temsil eder. Kalp cilalandığında aynaya dönüşür” diyor. Aynalarla çalışmak, bu şiirsel metaforu görsel anlatıya dönüştürmenin bir yolu.
İran mimarisinde aynalar hayranlık yaratmak, egoyu eritmek için kullanılır. Sayısız yansımanın içinde benlik kaybolur; ışığın içindeki ışığa dönüşür. Sharzadian bu ustalığa çağdaş bir mercekten yaklaşıyor. Renk ve ışıkla kurduğu diyalogda aynaları çoğaltıcı bir güç olarak konumlandırıyor. Simetriden özellikle kaçınıyor: “Doğa asimetriktir, kusurludur ama bütündür.” Aynalarındaki kesitler ve formlar da bu organik süreçle şekilleniyor.
Gerçeklik anlayışı da bu parçalı yapıdan besleniyor. “Her birimiz gerçekliği kendi perspektifimizden deneyimliyoruz ve bunu bütün hakikat sanıyoruz. Oysa bu yalnızca bir parça” diyor. Aynanın açısı değiştiğinde görülen de değişiyor. Bu basit fiziksel kayma, algının ne kadar kırılgan olduğunu hatırlatıyor. Parçalanma, onun işlerinde bir dağılmayı anlatmıyor; aksine yeni bir bakış ihtimali doğuruyor.
İran ile Avrupa arasında yaşayan Sharzadian için “aradalık” yalnızca coğrafi bir durumdan fazlası. İran’ı “taze demlenmiş çay gibi sıcak ve şiirsel” diye tarif ediyor. Ancak Kaliforniya’dan Lizbon’a, Paris’ten Meksika’ya uzanan deneyimler de bakışını dönüştürmüş. Bugün ise asıl aradalık, insanın kendisiyle kurduğu bağda. “Sosyal medya ve algoritmaların daralttığı bir imgeyle aynaya bakmaktan korkuyoruz” diyor. Ona göre ayna, yeniden bakmayı öğrenmek için nazik ama dürüst bir araç.
Çalışmaları izleyicinin hareketiyle değişiyor: “Bu doğanın anlatıya girmesi.” diyor. Eser, bulunduğu mekân ve karşısındaki kişiyle birlikte var oluyor; akışkanlık bir etkiden ziyade, yöntem.
Sharzadian, sanatın anlamını yalnızca estetik ya da etkileşimle sınırlamaya karşı. “Sanat, başka bir şekilde ifade edilemeyenin dilidir” diyor. Güzel olan her şey dönüştürücü olmayabilir. Ama hem estetik varlık hem de dönüşüm potansiyeli taşıyan işler, sanatı bir ayrıcalık olmaktan çıkarıp ortak bir dile dönüştürebilir.
Aynaları yalnızca yansıtmıyor; çoğaltıyor; ona bakanın ışığını, bakışını ve belki de yeniden görme cesaretini.