Işığınla, perde kapanmayacak

Işığınla, perde kapanmayacak
Dormen, Türkiye’de modern tiyatro anlayışının yerleşmesinde ve müzikal tiyatronun gelişmesinde belirleyici isimlerden biri olarak kabul ediliyor. Kurucusu olduğu Dormen Tiyatrosu aracılığıyla pek çok oyuncu ve yönetmenin yetişmesine katkı sunan usta sanatçı, sahneye yaklaşımı ve eğitmen kimliğiyle kuşaklar boyunca etkisini sürdürdü.
Türk Tiyatrosu’nun hafızalarından Dormen sanata olan inancıyla dayanışmanın birçok örneğini yaşamının çeşitli safhalarında büyük cesaretle uyguladı. Ardında bıraktığı sanat mirası gelecek kuşaklara önemli bir ışık olacak.
∗∗∗
SEVENLERİ DORMEN’İ ANLATTI
“DAYANIŞMANIN HALİS ÖRNEĞİ”
Yönetmen Kemal Aydoğan:
Haldun Dormen meslek hayatımda rast geldiğim en kıymetli tiyatroculardan biriydi. Bu somut bir olaya da dayanıyor. 1996 yılında Tiyatro Stüdyosu Üsküdar, Zeynep Kamil’deki Odeon Sineması’nı (şimdi Kerem Yılmazer Sahnesi) tiyatro salonunu dönüştürmeye çalışırken, açılışa 10 gün kala 7 Mart 1996’da kaynak makinesinin sebep olduğu bir yangın çıkmış, mekânı küle dönüştürmüştü. Büyük bir felaketti. Açılış için çalışılan Histeri oyununun prömiyerine de 10 gün vardı. Bir anda mekânsız, teçhizatsız kalınmıştı. Yangının tahribatını hafifletmek için oyunun çıkarılmasına karar verildi. Tam o sırada Haldun Bey aradı ve Şişli’deki Dormen Tiyatrosu’nu 1 ay kira talep edilmeksizin Tiyatro Stüdyosu’na prova ve prömiyer yapması için tahsis etti. Oyun 15 gün provanın ardından Dormen Tiyatrosu’nda prömiyer yaptı. Haldun Bey’e o zamandan beri özel bir sevgi ve saygı beslerim. Tiyatro ortamında pek rastlanmayan türden nezaketin ve dayanışmanın halis örneği olarak hep kalbimdedir.
“EŞSİZ CESARETİN ADIYDI”
Şişli Tiyatrosu’ndan Mustafa Kalkan:
Türk Tiyatrosu’nun ulu çınarı, yol göstericisi, duayen sanatçı Haldun Dormen’i kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz. Sadece bir yönetmen veya oyuncu değil; binlerce öğrenci yetiştiren bir okul, tiyatromuza modern vizyon katan bir deha ve “her zaman yaparsın” diyen o eşsiz cesaretin adıydı. Şişli Tiyatrosu ailesi olarak onun açtığı yolda, sahne ışıklarını hiç söndürmeden yürümeye devam edeceğiz. Perde hiç bir zaman kapanmayacak. Güle güle Büyük Usta.
“BİR TUTKUNUN PEŞİNDEN BİR ÖMÜR BOYU KOŞTU”
Ben Buyum İşte kitabının yazarı Uğur Ugan:
Neredeyse bir asra yakın kaldığı bu dünyayı güzelleştirenlerdendi Haldun Dormen. Yaşam dediğimiz o metaforik sahneye nice rengi, insanı, neşeyi, anıyı sığdıran bir ustaydı. Hayata kendi inceliğinden ve zarafetinden katan ve kimi zaman çekilmez bulduğumuz bu dünyayı renklendirenlerdendi. Sahneyi kendi yaratıcılıklarıyla donatmış bir oyuncu, tiyatronun kurallarını sarsmış bir yönetmen ve kendinden sonra birçok insanın hayatına dokunmuş bir hocaydı. Komediyi hayatın sofralarına yaymış bitimsiz bir neşe ve her şeyden ziyade bir İstanbul beyefendisiydi.

“O DEVR-İ DAİM OLACAK, ASLA UNUTULMAYACAK”
Yaparsın Şekerim belgeselinin yönetmeni Selçuk Metin:
Haberi alır almaz hastaneye koştum. Ailesi, yakınları, sevenleri oradaydı. O kargaşanın, o kaosun içinde sanırım Sezen Aksu şöyle bir cümle kurmuş Ahmet Utlu’ya; “Haldun Dormen’siz bir Türkiye nasıl olacak bilemiyorum.” Bu gerçekten can acıtan bir söylem ama tabii hayatın gerçeği; hepimiz bir gün yok olacağız, gideceğiz. Ama Haldun Dormen o isimlerden biri değil. O devr-i daim olacak, hiçbir zaman unutulmayacak bir isim olarak her zaman hatırlanacak. Haldun Dormen son güne kadar hep üretmiş kuşaktan kuşağa dokunmuş, yüzlerce öğrenci yetiştirmiş bir isim. Ama daha önemlisi her öğrencisine “Yaparsın Şekerim” diyerek yol açmış bir usta. Ne mutlu ki böylesi güzel bir yaşam yaşadı. Hep istediğini yaptı, hep istediğini yapma şansını ve kararlılığını sürdürdü. Onun hayatını anlatan bir belgesel yapmış olmak, kariyerimin en gurur verici yapımlarımdan biri oldu. Onun yanında olabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum.
“BİR ZARAFET VE NEZAKET TİMSALİ”
Tiyatro… Tiyatro… Dergisi’nden Yavuz Pak:
Son 15 yıldır yazar dostum Pınar Çekirge ile birlikte hazırladığımız ve üç kitap halinde yayımlanan Dionysos’un Çocukları adlı söyleşi dizimizde konuştuğumuz yüzlerce tiyatrocudan adını en çok duyduğumuz, farklı kuşaklardan, farklı tiyatro anlayışlarından tiyatrocuların ağız birliği etmişçesine sevgi ve saygıyla andığı nadide isim Haldun Dormen. Söyleşi için kendisine konuk olduğumuzda, evinde yaşadığına tanıklık ettiğimiz tiyatro öğrencileri, mutfağında pişen yemekler, hayatı boyunca zor durumdaki tiyatrocularla dayanışması, tiyatro alanında henüz sendika yokken dahi oyuncularına asgari ücretin üzerinde ödeme yapan bir tiyatro sahibi oluşu, tiyatroyu gerçek bir tutku olarak yaşaması, ilk anda aklıma gelen ve benim için O’nu unutulmaz kılacak nitelikleri… Estetik ve etik anlayışıyla modern tiyatromuzun 70 yıllık tarihsel kesitine damga vurmuş, binlerce tiyatrocuya eli değmiş bir zarafet ve nezaket timsali olarak anısı hep yaşayacak Haldun Dormen’in…
“UNUTULMAYACAK BİR İSİM”
Oyuncu Altan Erkekli:
Ülkemiz Ulu Çınarı’nı kaybetti. Genç yüreklere tiyatro sevgisi aşılayan, şu anda sahnede olan arkadaşlarımızı yetiştiren, konservaturda binlerce öğrenciye eğitim veren, herkese “yaparsın şekerim“ diyen güzel enerjisiyle motive eden sevgi dolu bir insandı Haldun Dormen. Ulu çınarı sevgi ve saygıyla anacağız ve unutmayacağız.
“NE ŞANSLIYIZ Kİ BU TOPRAKLARDA DOĞDU”
Tiyatro Kooperatifi’den Fisun Eşki:
Haldun Dormen, tiyatromuza kazandırdığı sayısız eser, yetiştirdiği kuşaklar ve sanatsal yaklaşımının yanı sıra, bize çalışma ahlakı ve bir seviye tanımı bıraktı. Disiplini, zarafeti ve mizahı aynı çizgide buluşturan yaklaşımıyla, tiyatromuzun diline olduğu kadar kültürüne de eşsiz bir miras bıraktı.
Onun ardından hissettiğimiz derin acı, yalnızca bir ustayı kaybetmiş olmaktan değil, uzun yıllar ölçü aldığımız bir referansın sahibinin artık aramızda olmamasından kaynaklanıyor. Ne şanslıyız ki bu topraklarda doğdu. Tiyatromuzun zarif beyefendisinin çok yönlü ışığı, kültürel hafızamızda ve tiyatromuzun belleğinde yaşamayı sürdürecek.
“MÜKEMMELLİK VE ADANMIŞLIK”
Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı Hasibe Kalkan:
Türk Tiyatrosu’na kazandırdığı en önemli şeylerden biri yaptığı işi mükemmele yakın derecede yapması. İster reji yapsın, ister eğitim versin, ister kendisi sahneye çıksın; çok zekice kurgulanmış, ince düşünülmüş, titizlikle kotarılmış işler ortaya çıkartmak çabasıyla yürütülmüş işler. Tiyatronun onun için ne ifade ettiğini, sağlık durumu ne olursa olsun kendisini en çok sevdiği şeye nasıl adadığını görmek mümkündü. Huzur içinde… Öteki taraftaki sahneler onun artık, uyusun orada.