MHP Genel Başkanı Bahçeli’den Ahmet Özer ve Ahmet Türk mesajı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

İç ve dış siyasi gündem itibarıyla yoğun bir haftayı geride bırakıyoruz. Bu yoğunluğun önümüzdeki günlerde çetrefilleşip daha da artış kaydedeceğini söylemek zannederim hatalı bir öngörü olmayacaktır. Mübarek Ramazan ayının maneviyat ikliminde akan hayatın iç yüzünü, ardışık siyasi gelişmelerin muteber özünü dikkatle, sabırla, akılla ve uyanık bir vicdan kabiliyetiyle okumanın lüzumu her cihetten asıl ve hasıl bir gerçektir. İdrak ettiğimiz rahmet ve mağfiret mevsiminde, şuurlarımıza nifakın zehirli dumanını sızdırmayı hesap edenlere karşı temkinli ve tedbirli hareket etmek mühim ve mutlak bir gerekliliktir.

“RAMAZAN AYI BİZİ BİZ YAPAN DEĞERLERİN ŞAH DAMARIDIR”

Dünyayı Türkçe yorumlamanın yanında Türkiye’yi millî birlik ve kardeşliğin tarihsel müktesebatı ile kucaklamak, sahip olduğumuz bugünkü yüksek vazife ve vaziyet hâlinin şaşmaz gereğidir. Ramazan ayı dayanışma ve yardımlaşma duygusunun şahikasıdır. Ramazan ayı bizi biz yapan millî ve manevi değerlerin şah damarıdır. Bilhassa Ramazan ayının mübarek adabını, muazzam ahlakını, muazzez manasını yeni yetişen nesillere öğretmek hepimizin münhasır görevi olmalıdır. Her dönemde bundan rahatsızlık duyan köksüzler vardır ve olacaktır. Fakat bir türlü anlamadığımız, anlayamadığımız esas açmaz şudur. Manevi erimenin ve ahlaki erozyonun küresel bir savruluş hâlini aldığı, her cepheden tehditlerin savrulduğu bugünkü dünyanın alaca karanlık tablosunda çocuklarımızı düşünmeyelim mi? Onları Müslüman Türk milletinin haslet ve hususiyetiyle tesis etmeyelim mi? Geleceğimiz için kaygılanmayalım mı? Ne yapsaydık, akışa mı bıraksaydık.

MEB’İN RAMAZAN GENELGESİ

Millî Eğitim Bakanlığı 12 Şubat 2026 tarihinde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında Ramazan ayı etkinlikleri konusunda bir genelge yayımlamıştır. Yerinde ve kıvamında bir adımla doğrusunu yapmıştır. Takdir ve tebrik ediyoruz. Millî Eğitim Bakanlığının mezkur genelgesinde özetle Türk millî eğitiminin genel amacının millî, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerleri benimseyen, koruyan ve geliştiren, bu değerleri davranış hâline getirmiş bireyler yetiştirmek olduğu kaydedilmiştir. Türk milletinin sağduyu ve vicdan sahibi hangi mensubu bu gerçekleri inkar ve ihmal edebilecektir. Genelgede yer alan bir diğer önemli ve altı çizilmesi gereken gerçek de şudur. 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun birinci maddesi açıktır. Buna göre ilköğretim öğrencilerin bedeni, zihni ve ahlaki gelişimlerine hizmet eden temel bir eğitim sürecidir.

Bu genelgenin neresi yanlıştır? Türkiye’nin Talibanlaştığını gören var mıdır? Bunu diyenler gerçek anlamda yobaz değil midir? Ramazan- Şerif’in neresinde sıkıntı vardır?

“168 KİŞİYİ TOPLASANIZ BİR İNSAN ETMEZ”

Nasıl hiçbir şey olmamış gibi sessiz kalalım? Hiç mi utanma duygunuz kalmadı! Sözde uzman ve akademisyenlerden mürekkep 168 kişi bir araya gelerek ‘laikliği birlikte savunuyoruz’ başlığıyla imzaladıkları bir bildiriyi kamuoyuyla paylaşmışlar. Bana sorarsanız 168 kişiyi yan yana, üst üste toplasanız bir insan etmez. Alayınız karanlıksınız, alayınız karanlıktasınız haberiniz yok. Allah’a ibadet etmek gericilikse biz de bal gibi gericiyiz. Ramazan- Şerif’in neresinde sıkıntı vardır? Din düşmanı olmayıp, sadece İslam düşmanı olan çürük aydınlar ne istediğini açık yüreklilikle söylesinler. Milli Eğitim Bakanımızı ve Bakanlık personelini kutluyorum. Ramazan ayı konulu genelgeyi sonuna kadar destekliyoruz. Ramazan ayımızı sulandırmaya, karalamaya sakın ola kalkmayın.

Türkiye Cumhuriyeti devleti Ankara’dan yönetilen üniter devlet yapısına, milli devlet yapısına, inançlarımız ile yönetim ilişkilerinin belirlendiği laik devlet yapısına dayanmaktadır. Bu yapı kurucu kahramanlar tarafından mükemmel bir vizyon ile belirlenmiştir. Bir devlet çatısı altında beraberce yaşayabilmemizin asgari kuralları 29 Ekim 1923 tarihinde koyulmuştur. Bundan dönüş yok. Taviz söz konusu değildir. Cumhuriyet’in 103 yıllık tarihi bu ilkeleri benimsemekte zorlananların zaman zaman beyhude çıkışlarına şahit olmuştur. Bu girişimler her defasında lanetlenmiştir.

“ÜLKEMİZDE TÜRK NEYSE KÜRT ODUR”

Hiçbir vatandaşımız bu ülkede ikinci sınıf insan muamelesi görmemiştir. Bu topraklar üzerinde ayrımcılığın izini asla bulamazsınız. 103 yıllık Cumhuriyet tarihinin farklı etaplarında iktidar mevkisinde bulunan bir kısım zevatın ön yargılı ve ideolojik tutumundan kaynaklanan dönemsel yanlışları olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nde Türk neyse Kürt odur, Kürt ne ise Türk de aynısıdır.

Devletimiz Türkiye Cumhuriyeti’dir. Milletimiz Türk milleti, terörsüz Türkiye hedefiyle devlet ve millet kudreti teyit edilmiş, yıkılamaz kardeşlik şuuru güncellenerek yeni yüzyılın rotası belirlenmiştir. Siyasi partilerin büyük çoğunluğu meseleye duyarlı yaklaşmışlardır. Komisyon 20 toplantı yapmış, bilgi ve görüşlere başvurmuş nihayet hazırlığı yapılan rapor tamamlanmıştır. Rapor, kabul edilmiştir.

Terörsüz Türkiye hedefiyle ilgili gayret ve girişimlerin en önemli ayağı raporla teşekkül etmiştir. Demokratik, katılımcı bir anlayışla kurulan komisyon, üstlendiği tarihi rolle tabuları yıkmıştır. Kimse yapılan çalışmaları hafife almamalıdır. Devir Türk ve Türkiye devridir.

“SIRAYI SİYASİ VE HUKUKİ DÜZENLEMELER ALDI”

Sırayı siyasi ve hukuki düzenlemeler almıştır. Bundan sonra nelerin yapılacağı raporda takdim edilmiştir. Bulanık suda balık avlayanlar iyi dinleyin. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini, temel anayasal ilkelerini ve üniter devlet yapısını esas alan bir anlayışla çalışmıştır. Bölgesel tansiyonun yükseldikçe yükseldiği bir dönemde tek yürek Türkiye fotoğrafı netleşmiştir. Demokrasimiz daha da güçlenecektir.

Demokrasimiz daha da güçlenecektir. Türk-Kürt kardeşliği ilelebet payidar kalacaktır. Silahların susmasıyla siyaset konuşacaktır. Ortak geçmişimizle ortak geleceğimizin temelleri kazınacaktır. Terörsüz Türkiye’nin kazananı milletimizin tamamı olacaktır. Silah bırakılmasının takibi netleşir netleşmez hukuki düzenlemeleri hayata geçecektir. Örgütün tüm unsurlarıyla feshi sürecinde ihtiyaç duyulan anlayış birliği çok değerlidir. Af ve cezasızlık algısına prim vermeden ihtiyaç duyulan yasal düzenlemelerin çerçevesi çizilmelidir.

“İKİ AHMET’İN MAKAMLARINA TEKRAR OTURMASI SAĞLANMALIDIR”

ABD’nin İran’a saldıracağı tarih konusunda deyim yerindeyse bahisler oynanmaktadır. Tehdit yakın ve sıcaktır. ABD’nin İran’a saldırması coğrafyanın dengesini hepten bozacaktır. Dışımız yangın yeriyken içimizde birbirimizin yarı yareni olmalıyız. Terörsüz Türkiye’nin icrasında, 27 Şubat 2025 tarihli açıklaması ile PKK’nın kurucu önderinin büyük bir dahili ve payı vardır. Bu çağrı aynı şekilde KCK’yı da bağlamalıdır. Örgütün üst yapılanmasının feshi ise derhal sağlanmalıdır. PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır? Kayyum meselesi herhangi bir kaygı ve çekinceye kapılmadan, demokrasi sınırları dahilinde tekrar değerlendirilmeli, iki Ahmet’in makamlarına oturması da sağlanmalıdır.

FUTBOLDA BAHİS VE ŞİKE SORUŞTURMASI

Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve kamuoyunda futbolda bahis ve şike olarak bilinen soruşturmanın ne kadar önemli olduğunu ifade etmeliyim. Bahis hesabı bulunduğu belirlenen, özellikle yöneticisi olduğu takım ile rakip takım arasındaki müsabakada rakip takım üzerine bahis oynadığı tespit edilenlerin elbette yakasından tutulmalıdır. Bu suretle mağduriyet yaşayan kulüplerimizin hakkı ve hukuku muhakkak gözetilmelidir. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı çok isabetli bir adım atmıştır. Cesurdur, kararlıdır, yoluna devam etmelidir. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. Cenabı Allah’a emanet olun diyorum. Sağ olun, var olun diyorum.

Başa dön tuşu