Analogdan dijitale geçiş, kaliteli haberciliği daha da elzem hale getirdi

Haber Global Ana Haber Şef Editörü Ali Çiçek, habercilik yolculuğunu anlattı.

Muhabirliğe başladığınız gün ile bugün arasında sizi en çok değiştiren deneyim ne oldu? Sizin haberleriniz için “farklı, çarpıcı ve şaşırtıcı” deniyor. Sıradan bir haberi özel bir habere dönüştürme refleksiniz nasıl gelişti?

Tam 21 yıl…

”Ben haberci olmak istiyorum” diyerek hiç tanımadığım insanlara bu büyük sırrımı açtığım günden bu güne kadar geçen süre…

2005 yılında girdim bu büyülü dünyaya…

Çok büyük bir heves, inanılmaz bir merak ve farklı işler üretme iç güdüsü. Bu üç his, beni her gün daha da çok besledi, daha da çok geliştirdi. Ankara’da başlayan habercilik kariyeri, 2012 yılında İstanbul’da devam etti. Birçok kanalda, değişik pozisyonlarda görev aldım ve yaptığım iş her ne olursa olsun tek bir mottom oldu, o da ‘farklı olmalı’.

Muhabirlikten, haber müdürlüğüne, haber editörlüğünden özel haber şefliğine kadar, bu çizgim hiç değişmedi. Kaldı ki sıradanlık artık günümüzün en büyük problemi. Habere ulaşmak artık çok daha kolay. Şu olayı hiç unutmam mesela, mesleğe ilk başladığım yıllar, özel haber, ekmek kadar su kadar hayati öneme sahip.

Haber kaynağı kısıtlı. Bugünkü gibi sosyal medyadan haber akmıyor, her telefonu olan kamerasını açıp çektiği görüntüleri paylaşmıyor. Sadece kanala gelen fakslar ve gazeteler…

Haber merkezleri kalabalık ve sen ekibe son dahil olansın. Dolayısıyla sana ne faks kalıyor ne de gazete. ”Al sen bulmaca çöz” diyerek gazetenin bulmaca eki bile atılmıştı önüme.

”Demek ki kendi haberlerimi kendim bulacağım” dediğim gün aslında ben Ali Çiçek oldum. Kaynak bizzat bendim. Ne gazeteye ne de gelen fakslara ihtiyacım kalmamıştı artık ve bana göre en kıymetli haber, hiçbir yerde yazmayanı yazabilmek, hiçbir yerde yayınlanmayanı yayınlatabilmekti. Yani kimsenin görmediğini görmekti. Hep bu bilinçle yaptığım habercilik, beni çok büyük kanallara taşıyan sihirli bir değnek oldu.

Şimdi haber bulabilmek, 5 dakika telefonu kurcalamak kadar kolay. Bir yandan büyük kolaylık ama bir yandan da büyük tehlike. Tehlike diyorum çünkü yaratıcılık, günden güne sosyal medya çukurunda yok oluyor.

Bu çukura düşmeden özgün işler ortaya çıkarabilirsen, hem haberin yaratıcısı, hem de icra edilen haber ‘özel’ olarak anılır…

– Ses getiren haberlerinizin arkasındaki çalışma sürecini anlatır mısınız? Özellikle unutamadığınız bir örnek var mı?

Haber haberciyi, haberci haberi besler.

Görüntüsünden sesine, metninden KJ’sine kadar haberin her temel taşı, bütünlük içinde olmalı, zira bazen haberi kısacık bir görüntü ya da birkaç saniyelik bir ses taşır.

Metniyle, perforesiyle ve kurgusuyla ortaya çıkarılan o eserin, her şeyden önce habercinin içine sinmesi gerekir. Ben hep şöyle baktım, ”Ben izlerken sıkıldıysam herkes sıkılır”.

Dedim ya, özel haber artık çok daha özel. Artık insanların hünerlerini gösterebileceği mecralar çok fazla. Yani habercinin artık çok daha fazla rakibi var.İşte bu noktada devreye sabır ve etkili bir iletişim giriyor. İkna kabiliyeti olmazsa olmaz.

Söylediği ilahilerle son döneme damgasını vuran Celal Karatüre örneğinden gidelim.
Tüm kanalların peşinden koştuğu Karatüre’yi yaklaşık 6 saatlik bir bekleyiş, sayısız telefon görüşmesi,

8 kez adres değişikliğinin ardından Avrupa yakasından Anadolu yakasına geçerek habere ikna ettik ve Türk televizyonlarında bir ilki gerçekleştirdik.

”Olmuyorsa olmuyor dünyanın sonu değil ya” deyip kanala dönmek yerine ”bu haberi yapmalıyım, öyle ya da böyle” diyerek ortaya milyonlarca kez izlenen bir haber çıkardık. Bu küçük bir örnek ama izlenilen yol önemli, asla pes etmemek… Farklı dokunuşlar şart…

Üzülerek söylemeliyim ki, kolaycılık, kalitenin baş düşmanı. Bu yüzden muhabir dokunuşu çok önemli. Sos gibi, baharat gibi düşünmek gerek. Bazen bir yemeği lezzetli yapan, serpiştirilen bir iki gramlık baharatlardır.

Ali Çiçek: Analogdan dijitale geçiş, kaliteli haberciliği daha da elzem hale getirdi - Resim : 2

-Bugün gazeteciliğe başlayacak biri karşınıza çıksa ona tek bir tavsiye verecek olsanız, bu ne olurdu?

”Kimsenin bakmadığı yerden bak.” Aslında bu ifade, bana göre haberciliğin temeli… Bir konuyu herkes haberleştirir. Kendine şu soruyu sor: ”İnsanlar benim yaptığım haberi neden izlesin?”.

Şayet haberinde bu soruya bir yanıt varsa, sen doğru yoldasın.

Başa dön tuşu