Alman militarizmi bir eşiği daha aştı

Alman militarizmi bir eşiği daha aştı
Aslında Savunma Bakanlığı’nın başvurusunda bu siparişler için toplam 4,5 milyar avroluk harcama izni talep ediliyordu, ancak komisyonun şimdilik bunun 2 milyar avroluk bölümünü onayladığı ve bu bütçenin iki firma arasında paylaştırılacağı öğrenildi. Alman Ordusunun SİHA kullanımı konusunda yoğunlaşması gerektiğini savunan Savunma Bakanı Boris Pistorius, komisyonun kararının “çok önemli bir adım” olduğunu açıkladı.
ETİK DİRENİŞ KIRILDI
Böylece Alman ordusunun SİHA’larla donatılması konusundaki tartışma artık geride kalmış oldu. Birkaç yıl öncesine kadar Almanya’da SİHA’lar konusunda büyük bir direniş söz konusuydu. Sadece pasifist çevreler ve sol muhalefet değil, son yıllardaki koalisyon hükümetlerinde ya büyük ya da küçük ortak olarak yer alan SPD’nin (Almanya Sosyal Demokrat Partisi) büyük çoğunluğu da etik nedenlerle SİHA’lara karşıydı. Ancak bu silahların hem Ukrayna savaşı hem de bu arada yaşanan diğer görece küçük çaplı savaşlarda (örneğin Azerbaycan–Ermenistan arasındaki savaş) yoğun ve çok etkin olarak kullanılması nedeniyle bu konudaki direnen etkin politikacıların sesi giderek daha az çıkar olmuştu. Almanya’nın uluslararası krizlere SPD’nin tarihi liderlerinden Willy Brand’ın çizginde kalarak çözüm araması (Sovyetler Birliği’yle, daha sonra da Rusya’yla diyaloğa öncelik veren politika) konusunda direnen sosyal demokratlar, parti içindeki etkin görevlerinden uzlaştı ya da uzaklaştırıldı.
Yeşiller partisi zaten uzun bir süredir bu konudaki geleneksel tutumunu değiştirmiş durumdaydı. Yeşiller’in kamikaze SİHA siparişleriyle ilgili tartışmalar sırasındaki tek itirazı üretici firmalardan Stark’la ilgiliydi. Firmanın ortaklarından biri de Alman kökenli Amerikalı milyarder yatırımcı Peter Thiel idi. Yeşiller, Trump’ın en önemli destekçileri arasında yer alan ve demokrasi karşıtı olarak bilinen Thiel’in bu firmanın üretimin kararlarını etkileyebileceğini ileri sürüyorlardı. Ancak Savunma Bakanı Pistorius, firma tarafından bu konudaki kuşkuların giderildiğine dair açıklamasıyla ikna olmuş görülüyorlar.
MODERN SAVAŞIN DERSLERİ
Zaten Ukrayna Savaşı’nın 5’nci yıldönümüyle nedeniyle son günlerde ana akım medyada geniş yer bulan analizler de bu Almanya’nın bu konudaki tartışmaları artık geride bırakması gerektiği konusunda geniş çaplı bir konsensüs ortamı yaratmıştı. Birçok analist Ukrayna’nın dev Rus ordusu karşısındaki direnişinde SİHA’ların büyük rol oynadığını işaret ediyordu. Bu analizlerde Ukrayna’nın önce aralarında Türkiye’nin de yer aldığı ülkelerden aldığı SİHA’larla, son zamanlarda da kendi ürettikleriyle Rus ordusuna büyük zararlar verebildiği ve batılı müttefiklerinin Ukrayna’yı örnek alması gerektiği öne çıkıyordu. Frankfurter Allgemeine Zeitung’un (FAZ) önceki günkü “NATO’unun daha neler öğrenmesi gerekiyor” başlıklı baş makalesinde Estonya’daki bir manevrada 10 SİHA pilotundan oluşan bir Ukrayna ekibinin iki tabur düşman askerini kısa bir sürede etkisiz hale getirebildiğini ayrıntılarıyla anlatılıyor ve NATO’nun modern savaş konusunda Ukrayna’nın gerisinde kaldığı ileri sürülüyor.
ASKERİ HARCAMA ARTIYOR
Avrupa’nın en büyük ekonomik gücü olan Almanya, kısa dönemde olmasa da önümüzdeki yıllarda en büyük askeri güç olma yolunda ilerliyor. Birçok kamuoyu yoklamalarında üç yıldır “en iyi politikacı” sıralamasının başında yer alan Pistorius, hedefin “Almanya’nın yeniden savaşabilir hale gelmesi” olduğunu açıklamıştı. Başbakan Merz, Almanya’nın “Avrupa’nın en büyük konvansiyonel ordusuna” sahip olmasını hedeflediğini tekrar tekar duyurmuştu. Bunun için milyarlarca avroluk borçlanma için anayasal engeller aşıldı. Yıllar önce kaldırılmış olan zorunlu askerlik de konusundaki zorluklar da giderildi. Bir yandan ekonomik zorluklar nedeniyle yüzlerce hastanenin kapatılabileceğine, emekli aylıklarının kısıtlanmasının, sosyal yardımların sınırlandırılmasının zorunlu olabileceğine dair raporlar tartışılırken, Almanya’nın dünyanın en çok askeri harcama yapan ülkeler sıralamasının en tepesindeki yeri koruduğu görülüyor.
DÖRDÜNCÜ SIRADA
Londra merkezli Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nün önceki gün yayınlanan raporuna göre Almanya 2025 yılı itibarıyla 107 milyar dolarlık harcamayla ABD, Çin ve Rusya’dan sonra dördüncü sırayı aldı. Birleşik Krallık ve Fransa büyük farkla Almanya’nın gerisindeler. Yapılan açıklamalara göre Almanya’nın askeri harcamaları 2029 yılından itibaren 150 milyar avroyu bulacak. Aynı yıl Fransa’nın bunun ancak yarısı kadar harcaması olabileceği tahmin ediliyor.
‘ALMAN MİLİTARİZMİ’
Bütün bunlar Almanya’nın önümüzdeki dönemde Avrupa’nın “egemen” gücü olabileceğine dair öngörüleri besliyor. Amerika dış politikasıyla ilgili önde gelen dergilerden “Foreign Affairs”, kısa bir süre önce buna işaret etmişti. Fransa’nın önde gelen gazetelerinden Le Figaro’da da “Almanya’nın silahlanmasından endişe duyulmalı mı?” sorusuna “Evet” yanıtı verilmişti. Bunlar, geçmişte iki büyük dünya savaşının birinci sorumlusu olan Alman militarizmiyle ilgili kuşkuların yine gündeme gelebileceğini gösteriyor. Her iki dünya savaşının nedenleri ve yıkımlarından büyük dersler çıkarmış olan politik gelenek böyle bir olasılığa izin vermeyecektir elbette.