”Aileyi merkeze alan politikalarla kadın cinayetleri önlenmiyor”

KESK: ”Aileyi merkeze alan politikalarla kadın cinayetleri önlenmiyor”
“KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE GERÇEK ANLAMDA MÜCADELE EDİLECEĞİNE İNANMIYORUZ”
Son dönemde hayata geçirilen düzenlemeler, toplumsal cinsiyet eşitliğini değil, aile birliğinin korunmasını esas alırken, araştırmalar kadın cinayetlerinin büyük çoğunluğunun eşler, eski eşler tarafından işlendiğini gösteriyor. Aileyi merkeze alan politikalarsa evlilik içinde savunmasız bırakılan kadınlara ilişkin başlıklara yer vermiyor. Toplumsal cinsiyet rollerinin, ekonominin, medyanın ve hukuki ayrıntıların kadın cinayetlerini nasıl şekillendirdiğine bakmadan, kadın cinayetlerinin önlenmesi için hukuki ve toplumsal çözümler önerilmeden, boşanma süreçlerinin kadınlar aleyhine zorlaştırıldığı ve toplumsal cinsiyet eşitliği kavramının kendisinin siyasi bir hedef haline getirildiği bir ortamda kadına yönelik şiddetle gerçek anlamda mücadele edileceğine inanmıyoruz.
“KADIN ÖRGÜTLERİ, YILLARDIR UYARIYOR”
Yılın başında da kadın örgütlerinin uyarılarına rağmen afla kadına yönelik şiddet failleri de salıverilmiş ve bir fail cezaevinden çıkar çıkmaz bir kadını öldürmüştü. Cinayetlerin büyük bir kısmı da haklarında uzaklaştırma kararları verilen erkeklerce işleniyor. Kadına yönelik şiddeti engelleme ve önleme konusunda bir irade gösterilecekse şayet, kanunlar gereğince uygulanmalı, cezasızlık politikasına son verilmelidir. Ayrıca, kadın cinayetlerinin önlenmesi, yalnızca hukuki yaptırımlarla değil, toplumsal farkındalığın artırılması ve köklü yapısal değişikliklerin gerçekleştirilmesiyle mümkün olur. Toplumsal cinsiyet rollerine dair geleneksel anlayışların değişmesi, kadınların yaşam haklarının korunması açısından kritik bir öneme sahiptir. Eğitim sisteminde toplumsal cinsiyet eşitliğini teşvik eden içeriklerin artırılması ve medya temsilinde kadınların nesneleştirilmesinin önüne geçilmesi, uzun vadede dönüşüm yaratabilecek adımlardan bazılarıdır.
Geçen yıl ekim ayında, kadınların güpegündüz birbiri ardına öldürülmesinin ardından kadınlar sokaklarda, okullarda, işyerlerinde ses yükseltmiş, ardından Kadına Karşı Şiddet ve Ayrımcılığın Önlenmesine Yönelik Meclis Araştırma Komisyonu kurulmuştu. Komisyonda görüşülenlerin dikkate alındığı bir eylem planı ya da doğrudan kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik bir politika, kanun değişikliği yapılmadı. Kadın örgütleri, yıllardır uyarıyor; veri topluyor, raporluyor, politika önerisi sunuyor. İstanbul Sözleşmesi’ne dönülsün diyor. Ancak bunlar görmezden geliniyor. Devlet, şiddeti önleme kapasitesini ancak bu örgütlerle gerçek bir ortaklık kurarak geliştirebilir.
“KADIN ÖRGÜTLERİYLE BİRLİKTE HAZIRLANMIŞ BİR EYLEM PLANI HAZIRLAMALI”
AKP hükümeti, kadına yönelik şiddetle mücadele için ölçülebilir hedefler içeren, bütçesi belirlenmiş, kadın örgütleriyle birlikte hazırlanmış bir eylem planı hazırlamalı ve kamuoyuyla paylaşmalıdır. 6284 sayılı Kanunun etkili uygulanması için gerekli idari ve yargısal tedbirler alınmalıdır. Uzaklaştırma kararlarına aykırı davranan faillere yönelik sıfır tolerans politikası ilan edilmeli ve uygulanmalıdır. Kadın düşmanlığına son verilmeli, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya dönük plan ve politikalar üretilerek hayata geçirmelidir. İstanbul Sözleşmesi’ne dönülmeli, ulusal ve uluslararası mevzuatın gerekleri yerine getirilmelidir. KESK olarak, toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanana, kadına yönelik şiddeti ortadan kaldırılana kadar mücadele etmeyi sürdüreceğiz. Artık yeter, bir kişi daha eksilmeyeceğiz.”