ABD İsrail ilişkileri kırılmadı ama çatladı: Son araştırma sonuçları açıklandı

Demokratların 10’da 8’i bu olumsuz görüşü paylaşıyor. Ancak en dikkat çekici değişim kuşaklar arasında görülüyor: Cumhuriyetçi gençler arasında da uzun yıllardır güçlü olan İsrail desteğinde aşınma başlıyor.

Netanyahu’ya güven de düşüyor

Olumsuz algı yalnızca İsrail’e yönelik değil. Başbakan Benjamin Netanyahu’ya yönelik güven de ciddi şekilde azalmış durumda. Amerikalıların yaklaşık %60’ı Netanyahu’nun uluslararası politikalarına güvenmediğini belirtiyor.

Uzmanlara göre bu durum yalnızca Gazze’deki savaşa verilen tepkiyle sınırlı değil; ABD-İsrail ilişkilerinin nasıl algılandığında daha derin bir değişime işaret ediyor.

Gazze katliamı kamuoyunu etkiledi

Avrupa Üniversitesi’nden iletişim ve uluslararası politika uzmanı José María Peredo’ya göre Netanyahu’nun Gazze’de aldığı kararlar kamuoyunda büyük etki yarattı:

“Bu kararlar seçmenleri etkiliyor, aynı zamanda siyasi liderler ve temsilciler üzerinde de etkili oluyor.”

CIDOB araştırmacısı Mariano Aguirre ise özellikle ABD’deki genç Yahudi nüfus arasında değişime dikkat çekiyor. Aguirre’ye göre bu kesim, 2023 Ekim’den sonra İsrail hükümetine giderek daha eleştirel yaklaşmaya başladı.

Bu eleştiriler yalnızca Filistin meselesiyle sınırlı değil. İsrail’in Lübnan’da yürüttüğü operasyonlar ve ABD’yi İran’la çatışmaya sürükleme ihtimali de bu değişimde etkili oldu.

Senato’da dikkat çeken oylama

Bu değişim artık siyasi kararlara da yansımaya başladı. Geçen hafta ABD Senatosu’nda İsrail’e ağır silah satışını engellemeye yönelik iki ayrı önerge oylamaya sunuldu.

Bağımsız Senatör Bernie Sanders tarafından desteklenen girişim kabul edilmedi. Ancak ortaya çıkan tablo dikkat çekiciydi:

40 senatör (Demokratların büyük çoğunluğu) en az bir önergeyi destekledi. 2024’te bu sayı 19’du. 2025’te 24’e yükselmişti.

Sanders, ABD’nin İsrail’e silah göndermesine Demokratların dörtte üçünün ve bağımsızların üçte ikisinin karşı olduğunu söyledi.

Demokratlar ilk kez açık şekilde sorguluyor

Uzmanlara göre bu gelişme, on yıllardır süren bir tabunun kırılması anlamına geliyor.

Mariano Aguirre’ye göre ilk kez bazı Demokratlar ve hatta birkaç Cumhuriyetçi senatör, İsrail’e verilen koşulsuz desteği sorgulamaya başladı. Bu isimler arasında Alexandria Ocasio-Cortez, Rashida Tlaib ve Ilhan Omar gibi etkili siyasetçiler de bulunuyor.

Bu siyasetçilerin, İsrail politikalarını eleştiren genç Yahudi Amerikalılarla benzer bir çizgide buluştuğu belirtiliyor.

Sadece sol kanat değil

Ancak değişim yalnızca ilerici kanatla sınırlı değil. Geleneksel olarak İsrail yanlısı olan bazı Demokrat siyasetçiler de pozisyonlarını gözden geçirmeye başladı.

Örneğin Senatör Elissa Slotkin, Netanyahu hükümetine yönelik tutumunu değiştirerek bu kararı “zor ama kişisel” olarak nitelendirdi.

Benzer şekilde Adam Schiff, Jon Ossoff ve Mark Kelly gibi isimler de bu yeni yaklaşımın parçası oldu.

ABD’de yeni yaklaşım: Koşullu destek

ABD’de giderek güç kazanan yaklaşım şu. İsrail’e destek devam etmeli ancak bu destek koşulsuz olmamalı.

Bu çerçevede insan hakları ihlallerine karşı yaptırım uygulanması, askeri yardımın şartlara bağlanması ve diğer müttefiklere uygulanan kuralların İsrail için de geçerli olması gibi öneriler öne çıkıyor.

“İsrail istisnası” tartışması

Uzmanlara göre ABD-İsrail ilişkisi uzun yıllar “istisnai” bir ilişki olarak yürütüldü.

Analist Andrew Miller’a göre İsrail, diğer müttefiklerin sahip olmadığı ayrıcalıklardan yararlandı. Neredeyse koşulsuz askeri yardım, sürekli diplomatik koruma, farklı standartların uygulanması gibi. Ancak bu model artık sorgulanıyor.

ABD için maliyet artıyor

Bazı uzmanlara göre İsrail’e verilen koşulsuz destek ABD için de maliyet yaratıyor. Uluslararası itibar kaybı, Çin ve Rusya gibi rakiplere avantaj, Körfez ülkeleriyle gerilim, Gazze savaşı ve İran’la yaşanan gerilim, bu maliyetleri daha görünür hale getirdi.

“İsrail artık ABD’ye eskisi kadar bağımlı değil”

Araştırmacı Aguirre’ye göre İsrail artık ABD’ye eskisi kadar bağımlı değil. Nükleer silahlara sahip, yüksek teknoloji kapasitesi var, ABD’den alınan teknolojileri geliştirdi ve bu nedenle daha bağımsız hareket edebiliyor.

Kırılma değil ama çatlak var

Tüm bu gelişmeler ABD-İsrail ilişkilerinde bir kopuş anlamına gelmiyor. Uzmanlara göre bu ilişki hâlâ güçlü ve stratejik.

Ancak ilk kez bu kadar geniş bir kesim tarafından sorgulanıyor.

Bu da yıllardır değişmez kabul edilen bir dengede ilk ciddi çatlağın oluştuğunu gösteriyor.

Ve görünen o ki bu değişim geçici değil, daha yapısal bir dönüşümün işareti olabilir.

Başa dön tuşu