ABD gözünü Küba’ya dikti, Havana 67 yıldır baskıya eğilmedi
ABD Başkanı Donald Trump, Küba’nın yaşadığı ağır ekonomik koşullar hakkında yaptığı açıklamada “Paraları yok, petrolü yok, yiyecekleri yok. Küba’yı dostane bir şekilde ele geçirebiliriz” ifadelerini kullandı. Trump’ın sözleri ABD’nin Küba’ya yönelik uzun müdahale ve ambargo tarihini de yeniden gündeme getirdi. Ada ülkesini daha önce işgal eden ABD hükümetleri 1959 Küba Devrimi’nden sonra adaya karşı kapsamlı yaptırımlar uygulamaya başladı. 1960’ta ticari kısıtlamalar başlatıldı ve 1962’de Başkan John F. Kennedy döneminde tam kapsamlı ticaret ambargosu yürürlüğe girdi. ABD, başta 1961 yılındaki başarısız Domuzlar Körfezi Çıkarması olmak üzere birçok kez Küba’da rejimi devirmeye de çalıştı ancak hiçbirinde başarılı olamadı.
ABD, Küba’yı 1898’de işgal ettikten sonra 1906, 1912, 1917 ve 1920 yıllarında dört ayrı askeri müdahale düzenleyerek ada ülkesi üzerindeki kontrolünü sürdürmeye çalıştı.
1 İŞGAL, 4 ASKERİ MÜDAHALE
ABD’nin Küba üzerindeki askeri ve siyasi müdahalelerinin kökleri 1898 İspanya-ABD Savaşı sonrasına uzanıyor. ABD ordusu savaşın ardından adayı işgal etti ve 1903 Platt Amendment (Platt Değişikliği) ile Küba’nın iç işlerine müdahale etme hakkını hukuki bir çerçeveye bağladı. Bu düzenleme Washington’a Küba’da askeri müdahale hakkı tanıyor ve Guantanamo Körfezi’nde kalıcı bir ABD deniz üssünün kurulmasını sağlıyordu. ABD, düzenlemeyi bahane ederek Küba’ya 1906, 1912, 1917 ve 1920 yıllarında askeri müdahalelerde bulundu.
CIA’İN BAŞARISIZ DARBE GİRİŞİMİ
1959’da Fidel Castro liderliğinde gerçekleşen Küba Devrimi sonrasında ABD hükümeti Havana hükümetini devirmek için bir dizi operasyon başlattı. ABD şirketlerine ait büyük şeker fabrikaları, bankalar ve enerji tesislerinin kamulaştırılması Washington ile Havana arasında keskin bir kriz yarattı. 1961’de ABD tarafından finanse edilen ve CIA tarafından eğitilen yaklaşık 1.500 Kübalı sürgünün katıldığı Domuzlar Körfezi (Bay of Pigs) çıkarması Havana hükümetini devirmeyi amaçlayan doğrudan bir askeri operasyondu. Ancak çıkarma kısa sürede başarısız oldu ve ABD destekli güçler Küba ordusu tarafından yenilgiye uğratıldı.
TÜM ADAYI ABLUKAYA ALDI
Domuzlar Körfezi yenilgisinden sonra CIA tarafından hazırlanan “Operation Mongoose” planı ile Fidel Castro ve hükümetin önde gelen isimlerine karşı sabotaj ve suikast girişimlerini içeren geniş bir gizli operasyon ağı devreye sokuldu. Ancak ABD bu girişimlerden bir sonuç elde edemedi. 1962’de ise dünyayı nükleer savaşın eşiğine getiren Küba Füze Krizi patlak verdi. Sovyetler Birliği’nin nükleer balistik füzelerinin Küba’da tespit edilmesi üzerine ABD donanması Küba’yı denizden tam abluka altına aldı.
Modern tarihin en uzun ambargo ve baskılarından birine maruz kalan Küba yönetimi ise tüm askeri müdahale, darbe ve yaptırım girişimlerine rağmen ayakta kalmayı başardı. ABD ve İsrail, ambargoların kaldırılması yönündeki BM kararlarını da veto ediyor.
BM KARARLARINI TANIMIYOR
ABD’nin Küba’ya uyguladığı ambargo dünyanın en uzun süreli yaptırım rejimlerinden biri olarak kabul ediliyor. ABD hükümetleri 1962’den bu yana Küba ile ticareti büyük ölçüde yasakladı ve adaya yönelik finansal işlemleri sınırladı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu yıllardır ambargonun kaldırılması yönünde kararlar alıyor ancak oylamalarda ABD ve İsrail ambargonun kaldırılmasına karşı oy kullanan iki ülke olarak öne çıkıyor.
MARCO RUBIO İNTİKAM PEŞİNDE
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde Küba’ya yönelik işgal söylemlerini yeniden başlatan isim olarak ön plana çıktı. Rubio, Fidel Castro’nun devirdiği ABD yanlısı Batista rejimini destekleyenlerin kaçtığı Miami’de doğdu. ABD basınında yayımlanan araştırmalara göre, Küba’daki sürgün topluluğu içinde büyüyen Rubio, ABD’nin bölgedeki sert tutumunun yükselişindeki en büyük etken durumunda. Marco Rubio’nun aile üyeleri arasında CIA’in Domuzlar Körfezi çıkarmasına katılan en az bir kişi olduğu da iddia ediliyor.
[email protected]
Kaynak: Web Özel