ABD dayatımı izole oluyor, Batı rotayı Çin’e çeviriyor.

ABD’nin Avrupa ülkeleri ile siyasi ve askeri bağlarında yaşanan gerilimlerin ardından Batılı liderlerin diplomatik trafiğini Pekin’e kaydırması uluslararası sistemde ve küresel ticarette dikkat çekici bir hareketlilik yarattı. Kanada Başbakanı Mark Carney, İngiltere Başbakanı Keir Starmer ve Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in son aylarda Çin’e yaptığı ziyaretlerde yaklaşık 200 ticari anlaşma ve vize kolaylığı mutabakatı imzalandı. Çin’in önde gelen dış politika uzmanlarından, Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) eski Başdanışmanı Prof. Dai Wang, bu temasların anlamını ve olası küresel sonuçlarını Haber Global Web Özel için değerlendirdi. Profesör Wang, küresel ticaret sisteminin bütünüyle dönüşümünden, ABD’nin izole kalmasına uzanan süreci şu ifadelerle yorumladı:


Profesör Dai Wang, Batı ile Çin arasındaki temasların yeni bir ticaret bloğu eğilimini güçlendirdiğini ve Avrupa’nın tedarik zinciri güvenliği arayışıyla Pekin’e yöneldiğini vurguluyor.

ZORUNLU EKONOMİK GERÇEKLİK

Prof. Dai Wang’a göre Almanya, Fransa, Kanada ve İngiltere ile Çin arasındaki son diplomatik trafik “zorunlu ekonomik gerçekliğin sonucu.” Profesör Wang’ın verdiği verilere göre Çin’in toplam dış ticaret hacmi 2025’te yaklaşık 6 trilyon dolara ulaştı ve Avrupa Birliği hali hazırda Çin’in en büyük ticaret ortağı konumunu koruyor. Dai Wang, “Eurostat ve Çin Gümrük İdaresi verilerine göre AB-Çin ticareti yıllık bazda 850 milyar dolar seviyesinde. Bu büyüklük, siyasi gerilimlere ya da gümrük vergisi anlaşmazlıklarına rağmen ekonomik bağların güçlü kalarak kopmadığını gösteriyor” dedi. Wang’a göre Batılı liderlerin ziyaretleri ise yeni bir bloktan çok, tedarik zinciri güvenliği ve pazar erişimi arayışını yansıtıyor.

DÜNYA ABD’DEN UZAKLAŞIYOR

Uzman isme göre Avrupa ülkeleri liderleri ile Çin hükümeti arasında imzalanan yaklaşık 200 anlaşmanın büyük bölümü enerji dönüşümü, elektrikli araç tedarik zinciri, havacılık ve finansal hizmetler alanında yoğunlaşıyor. Prof. Wang, “IMF ve Dünya Bankası projeksiyonları Çin ekonomisinin 2026’da yüzde 4,5 civarında büyüyeceğini gösteriyor. Avrupa ekonomilerinin çoğu yüzde 1-1,5 bandında. Bu fark Batılı şirketleri Çin pazarına yöneltiyor” ifadelerini kullandı. Wang ayrıca Kanada Başbakanı Carney’nin dile getirdiği “ABD hegemonyasının kırıldığı yeni düzen” söyleminin ekonomik verilerle birlikte okunması gerektiğini belirterek “ABD yalnızca politik olarak değil, finansal çerçevede de küresel sistemin kurallarının dışında hareket ediyor. Dünya halkları bu izole, savaşçı ve hegemon zorlayıcılıktan uzaklaşıyor” ifadelerini kullandı.

ABD dayatımı izole oluyor, Batı rotayı Çin'e çeviriyor. - Resim : 2
Profesör Wang’a göre küresel ticaretin bilindik ve klasik yapısı hızla çözülüyor; yeni dönemde çok kutuplu ekonomik kurallar ve alternatif finansal mimariler belirleyici olacak.

YENİ TİCARET YENİ KURALLAR

Prof. Dai Wang, Çin ile Batı arasında ABD’nin dışında yeni bir ticari blok oluştuğu iddialarına ise ihtiyatlı yaklaşıyor. “SWIFT verilerine göre küresel ticaret finansmanının yüzde 80’den fazlası hala dolar üzerinden yürütülüyor. ABD finans sistemi küresel ekonomide belirleyici olmaya devam ediyor” diyen Wang, kısa vadede Washington’un tamamen dışlandığı bir ekonomik mimarinin gerçekçi olmayacağının altını çizdi. Bununla birlikte uzmana göre Avrupa ülkeleri “stratejik özerklik” arayışını hızlandırıyor ve bu durum orta vadede çok merkezli bir ticaret düzeninin önünü açıyor. Profesör Wang’a göre “Küresel diplomasi de olduğu gibi global ticarette de çok kutuplu bir dünya meydana geliyor. Bu durum daha geniş fırsat olasılığı anlamına gelmekle birlikte bu dönüşüm de kendine özgü yeni kuralları mutlaka oluşturacaktır.”

BİLİNDİK EKONOMİ DÖNÜŞÜYOR

Profesör Dai Wang’ın değerlendirmesine göre önümüzdeki dönemde üç eğilim ön plana çıkacak: Çin ile Avrupa arasında sektörler bazında genişleyen ekonomik yakınlaşma, ABD’nin teknoloji, yer altı mineralleri-doğal kaynakları ve güvenlik alanlarında baskıyı sürdürmesi ve küresel ticarette bölgesel bloklaşmaların artması. Wang, UNCTAD ve OECD verilerinin doğrudan yabancı yatırımlarda Asya’nın payının yüzde 45’e yaklaştığını gösterdiğini hatırlatarak, “Pekin artık yalnızca üretim merkezi değil, aynı zamanda sermaye ve teknoloji çekim noktası. Küresel ticaretin geçmişten bu yana gelen bilindik ekonomik sistemi bütünüyle değişiyor. ABD haricindeki büyük ekonomiler de ekonomik yapılarını bu sürece adapte ediyorlar. Çin de kendi adaptasyon sürecini tamamlıyor. Kısa bir zaman diliminde dünya, ek gümrük vergisi tehditlerini değil evrensel asgari ücret ya da küresel karbon vergilerini konuşur hale gelecek.”

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu