AB alarm veriyor! Brüksel’in dijital imparatorluğu

Avrupa Birliği, dijital dünyayı düzenleme konusunda dünyanın en kapsamlı hukuk sistemlerinden birini kurdu. Yapay zekâdan sosyal medya platformlarına, dijital pazarlardan kişisel verilere kadar uzanan yüzlerce düzenleme artık Avrupa’da teknoloji şirketlerinin faaliyetlerini belirliyor. Ancak Brüksel’in önündeki yeni sorun, daha fazla yasa çıkarmaktan çok mevcut yasaların nasıl uygulanacağı. AB’nin dijital mevzuatının uygulanmasındaki yapısal sorunları inceleyen yeni bir çalışma, Birliğin dijital kurallarının 171’den fazla yasa ve 315 AB düzeyindeki düzenleyici kurum ve yapıya yayıldığını ortaya koyuyor. Çalışmanın yazarları, bu parçalı yapının Avrupa’nın kendi koyduğu kuralları etkili biçimde uygulamasını zorlaştırdığını savunuyor.


Washington, AB’nin dijital kurallarının Amerikan teknoloji şirketleri üzerindeki etkisini uzun süredir eleştiriyor.

RAPOR HAZIRLANDI

Kai Zenner ve teknoloji-demokrasi analisti Maria Koomen tarafından hazırlanan “Closing the EU Enforcement Gap – Three steps to make digital rules count in practice” başlıklı strateji notu, sorunun münferit başarısızlıklardan değil, sistemin yapısından kaynaklandığını ileri sürüyor. Rapora göre beş temel sorun öne çıkıyor: jeopolitik baskılara açıklık, siyasallaşmış hesap verebilirlik, kurumsal parçalanma, kaynak yetersizliği ve üye ülkelerin ulusal çıkarları.

UYGULAMA DAĞINIK

Sorunun merkezinde, aynı dijital ekosistemin farklı parçalarının farklı kurumlar tarafından denetlenmesi bulunuyor. Örneğin Dijital Hizmetler Yasası (DSA) kapsamında Avrupa Komisyonu, özellikle en büyük çevrim içi platformlar ve arama motorları üzerinde doğrudan yetkiye sahipken, diğer platformların denetimi üye ülkelerin Dijital Hizmet Koordinatörleri tarafından yürütülüyor. Avrupa Komisyonu da kendi açıklamasında DSA’nın uygulanmasının Komisyon ile ulusal makamlar arasında paylaştırıldığını belirtiyor. Yapay Zekâ Yasası’nda da benzer bir çok merkezli yapı bulunuyor. AB Komisyonu bünyesindeki Yapay Zekâ Ofisi, genel amaçlı yapay zekâ modelleri ve bazı büyük platformlarla bağlantılı yapay zekâ sistemlerinde yetkili olurken, diğer yapay zekâ sistemlerinin denetimi büyük ölçüde ulusal yetkili makamlara bırakılıyor.

YENİ DÖNEM BAŞLADI

Sorun artık geleceğe ilişkin teorik bir tartışma değil. AB’nin Yapay Zekâ Yasası’nın önemli hükümleri 2 Ağustos 2026 itibarıyla uygulanmaya başladı. Bu tarihten itibaren yasaklanan yapay zekâ uygulamalarına, belirli şeffaflık yükümlülüklerine ve genel amaçlı yapay zekâ modellerine ilişkin bazı hükümler uygulanabilir hale geldi. Yüksek riskli yapay zekâ sistemlerine ilişkin bazı kurallar ise daha sonraki tarihlerde devreye girecek. Dolayısıyla Brüksel’in karşı karşıya olduğu mesele yalnızca yeni kurallar koymak değil. Önümüzdeki dönemde bu kuralların yüzlerce farklı ulusal ve Avrupa kurumunun işbirliğiyle nasıl uygulanacağı kritik hale gelecek. Zenner ve Koomen tam da bu noktada, Avrupa’nın mevcut kurumlar mimarisinin teknolojinin hızına ve sınır aşan yapısına ayak uyduramadığını savunuyor.

AB alarm veriyor! Brüksel'in dijital imparatorluğu - Resim : 2
Raporda, geçmişte Google’a yönelik bir rekabet yaptırımının ABD ile ticari ilişkiler nedeniyle ertelenmesi konusunda çıkan tartışmalar da bu sorunun örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.

890 MİLYON EUROLUK CEZA

AB’nin dijital yaptırım kapasitesi konusunda yaşanan tartışmanın arka planında son dönemdeki büyük davalar da bulunuyor. Avrupa Komisyonu, 23 Temmuz 2026’da Google’a Dijital Piyasalar Yasası’nı ihlal ettiği gerekçesiyle toplam 890 milyon euro ceza verdi. Bunun 460 milyon eurosu Google’ın arama sonuçlarında kendi hizmetlerini rakiplerine kıyasla öne çıkardığı gerekçesine, 430 milyon eurosu ise Google Play üzerinden uygulama geliştiricilerinin tüketicileri daha ucuz alternatiflere yönlendirmesini kısıtladığı gerekçesine dayanıyordu. Komisyon ayrıca Google’dan söz konusu uygulamalara son vermesini istedi. Ancak karar yalnızca bir rekabet hukuku meselesi olarak kalmadı.

[email protected]

Kaynak: Web Özel

Başa dön tuşu