Üretici yerine şirketler kazandı: Hasat sezonu hüsranla kapandı

ÇİFTÇİYE ENFLASYONUN ALTINDA DESTEK

8 Eylül 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 2025-2027 yıllarında yapılacak bitkisel üretim desteklerinde değişikliğe gidildi.

İktidar, 2026 üretim yılı için dekara 310 lira olarak açıklanan temel desteği yüzde 18,4 artırarak dekara 367 liraya yükseltti. 2027 yılı temel desteği ise dekara 442 lira olarak belirlendi. Ancak artış, ağustos ayı itibarıyla yüzde 31,5 olan yıllık TÜFE’nin gerisinde kaldı.

Ağustos ayı yıllık TÜFE artışının yüzde 31,5 olduğu dikkate alındığında destek artışı enflasyonun yaklaşık 13,1 puan gerisinde bulunuyor. Ancak gelecek yılın maliyetleri bugünden bilinmiyor.

Uzmanlar çiftçinin ihtiyaç duyacağı desteğin ne kadar olacağının yalnızca kağıt üzerindeki artış oranlarına bakılarak değerlendirilemeyeceğini söylüyor. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için desteklerin gübre, mazot, tohum ve diğer üretim girdilerindeki fiyat artışlarıyla birlikte ele alınması gerekirken iktidarın açıkladığı rakamlara karşı üreticinin enflasyon karşısındaki kaybı büyümeye devam ediyor. Çiftçinin sorunları arasına bu “desteğin ne zaman ödeneceği, alım gücünü nasıl etkileyeceği” de ekleniyor.

Üstelik 2026 üretim yılına ilişkin destekleme ödemeleri 2027 yılında yapılacak. Çiftçi, üretebilmek için borç batağına sürüklenerek artan girdi maliyetleriyle bugün mücadele ederken desteğini almak için gelecek yılı bekleyecek.

ÖZEL SEKTÖRÜN ROLÜ ARTIRILDI

2006 yılında, AKP iktidarının ruhuna uygun neoliberal bir anlayışla çıkarılan Tarım Kanunu ile “piyasa mekanizmalarını bozmayacak destekleme araçlarının kullanımı” ve “özel sektörün rolünün artırılması” esas alındı.

Tarımı destekleme programında bütçeden ayrılacak pay “gayrisafi milli hasılanın yüzde 1’inden az olamaz” ifadesi yer alsa da kanun çıktığından bu yana bu düzeye hiç ulaşılamadı. Kanunun uygulanmaya başladığı 2007 yılında en yüksek seviyeyi gören destek harcamaları yüzde 0,62’de kaldı. Geçtiğimiz yıl için bu oran yüzde 0,25 olarak kaydedilirken 2026 için Orta Vadeli Program’da (OVP) bu oran yüzde 0,22 olarak hesaplandı. Kanunun uygulandığı 19 yıl boyunca tarımsal desteğe ayrılması gereken bütçe hiçbir zaman kullanılmadı.

Tarım Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 2007 yılından bu yana çiftçilere verilen toplam tarımsal destek 686 milyar TL düzeyinde kaldı. Kanun hükümleri uygulanmış olsaydı çiftçilere 2 trilyon 672 milyar TL destek verilmesi gerekecekti. Kanunda öngörülen destek ile gerçekleşen destek arasındaki fark, devletin çiftçilere olan borcunun 1 trilyon 986 milyar TL’ye ulaştığını gösterdi.

2025 yılında hükümet tarafından değiştirilen destekleme modeliyle tek bir destek uygulamasına geçilerek üreticinin en büyük girdi kalemlerinden mazot, gübre desteği kaldırıldı. 1 Eylül 2025 tarihinde motorinin litre fiyatı 54 liraydı. Bir yıl sonra, 1 Eylül 2026 tarihinde motorin 83 liraya yükseldi. Motorinin litresinde bir yılda 29 liralık artış yaşanırken son gelen zamlarla birlikte motorinin fiyatı 103 liraya çıktı. Ocak ayından bu yana mazotun litre fiyatı 49,36 lira artarak yüzde 92 zamlandı.

ÜRETEN DEĞİL İTHALATÇI KAZANDI

İktidarın çiftçiyi üretimden uzaklaştıran tarım politikalarıyla yerli üretici çekilirken ithalatçılar kazandı. Ülkede 2025 yılında tarım, gıda ve içecek ithalatı yıllık yüzde 25,47 artışla 22,88 milyar dolar oldu.

DIŞA BAĞIMLI TARIM ÜLKESİ

Hayvancılıkta en önemli maliyet kalemlerinden biri olan yemde dışa bağımlılık besicileri hayvanlarını kesime göndermek zorunda bıraktı. Artan girdiler arasında hayvancılar için en önemli kalemlerden biri olan yemde ülke dışa bağımlı hale getirildi. 2026’nın ilk ayında da yalnızca yem ithalatına 475 milyon dolar harcandı.

İthalatta mısır, soya fasulyesi ve soya küspesi ilk sıralarda yer aldı. 2025 yılında ise yem hammaddeleri ithalatına 5 milyar 712 milyon dolar harcandı. Soyada dışa bağımlılık oranı yüzde 95 olurken dane mısır ithalatı 4 milyon 730 bin ton karşılığında 1 milyar 139 milyon dolara, kepek ithalatı ise yaklaşık 2 milyon ton karşılığında 416 milyon dolara ulaştı. Mercimek üreticisi 5 yıldır yeni alım fiyatı beklerken son 6 yılda 2,9 milyar dolarlık mercimek ithal edildi.

KAZANAMAYAN ÜRETMEYİ BIRAKTI

ÇKS’ye kayıtlı üretici sayısı 402 bin kişi azaldı. AKP döneminde tarım sektöründe yaşanan çözülmenin önemli göstergelerinden biri de kayıtlı üretici sayısındaki gerileme oldu. Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) verilerine göre 2003 yılında 2 milyon 765 bin olan kayıtlı üretici sayısı, 2025 yılında 2 milyon 363 bine geriledi. Böylece son 22 yılda ÇKS’ye kayıtlı üretici sayısı 402 bin kişi azaldı.

GÖRÜŞ ————————————————————————————————————–

TARIM KANUNU DEĞİŞTİRİLMELİ

Tarım Ekonomisi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Tayfun Özkaya: 

Girdi fiyatları ve ürünler için çiftçi eline geçen fiyatlar büyük ölçüde şirketlerce belirleniyor. 
2006 yılında çıkarılan Tarım Kanunu’ndaki “tarımsal desteklemenin ilkeleri” maddesinde “üreticilerin piyasa koşullarında faaliyetlerini yürütmesi” temel alındı. Bu kanunu yapanlar aslında rekabetçi ve düzgün işleyen, ne çiftçilerin ne de şirketlerin hegemonya kurmadığı hayali bir dünyanın varlığını peşinen kabul etti. Taban fiyatı gibi diğer alıcıların daha aşağısına düşemeyeceği uygulamalar yerine, ürünün kilosu veya litresi veya hayvan başına ödenen, mazot, gübre için dekara belirlenen desteklemeler yapılıyor. Örneğin buğday üreticisine dekar başına 317 TL ödeniyorsa bu ödeme çiftçilerin buğdayı satarken alacakları fiyatı etkilemiyor.

DESTEK ŞİRKET KASALARINA

Tarımsal destek sistemi değişmediği müddetçe destek için harcanan değerin arttırılmasının çiftçilere çok yararlı olmayacağı söylenebilir. Var olan destekleri almak için de çiftçilerin uğraşmaları, bazı ödemeler ve harcamalar yapmaları gerekiyor. Bu nedenle birçok çiftçi bunları almıyor bile. Çiftçi eline geçen fiyatları etkilemeyen bu destekler aslında dolaylı olarak şirketlerin kasasına akıyor. Böylelikle şirketler çiftçilere daha düşük fiyatlar verebiliyorlar. Bu nedenlerle bu destekleme sistemi devam ettiği sürece “desteği arttıracağız” söyleminin çiftçi için etkili olacağını sanmıyorum. Asıl etkili olacak politika çiftçi eline geçen fiyatların maliyetin üstünde yeterli bir gelir getirecek şekilde belirlenmesidir.
Şüphesiz tarımsal destekleme politikası yalnızca taban fiyatı desteği ile olmaz. Kooperatiflerin soğuk hava deposu sahibi olmalarının düşük faizli krediler ile sağlanması çiftçi eline geçen fiyatları arttıracaktır.

MAZOT KRİZİ ÇÖZÜLMELİ

Tarımda kullanılan mazot yılda 4-6 milyar dolar dolayında. Mazot fiyatının aşırı yükseltilmesi tarımsal maliyeti aşırı yükseltiyor. Bu durumda çiftçi marjinal bazı alanlarda üretimden tümden vazgeçerek alanı boş bile bırakabiliyor. Agroekolojik bir tarım sistemi tarımsal üretim için (hayvancılık da tarıma dâhildir) Türkiye’nin çoğunlukla mamul madde veya ham madde olarak ithal ettiği girdileri gene tarımın içinden sağlamasını hedefliyor.

Mevcut tarım politikalarının eleştirisinin ötesinde, agroekolojiye dayalı bir alternatif tarım politikası kaçınılmaz. Agroekoloji, ekosistemlerin doğal süreçlerini kullanarak, tarımsal üretimi sürdürülebilir kılan bir tarım sistemidir. Agroekoloji organik tarımı da kapsasa da ondan daha geniş, sosyal ve politik yönü olan bir kavram. Kimyasal gübreler ve tarım ilaçları yerine, organik gübreler ve biyolojik mücadele yöntemleri kullanılmasını öneren, tarım kimyasalları yerine ekolojiyi kullanan agroekolojik sistem, hem ekonomik hem de ekolojik krizleri çözme potansiyeline sahiptir. Hem çiftçiyi hem tüketiciyi destekler. 

ÇAY:2026 yaş çayda Tarım Bakanlığı alım fiyatını 35 TL olarak açıkladı. Üreticiler alım fiyatının en az 40 lira olarak açıklanmasını, 35 liranın girdi maliyetlerini karşılamadığını söylerken üreticilere bir darbe de ÇAYKUR’dan geldi.

ÇAYKUR yaş çay alım kotasının 25 kilogram olarak belirlendiğini duyurdu. Çiftçiler, üreticinin tekellerin eline bırakıldığını, özel sektörün çayı düşük fiyata almasının yanı sıra ödemeleri en az 6 ay sonra yaptığını belirterek tepki gösterdi.

Rizeli bir çay üreticisi yaşananları şöyle anlattı: “5 dönüm arazide 150 kilo kontenjanla hiçbir şey yapamazsınız. Devlet alım yapmayınca özeller fiyatı 25’e kadar düşürdü.”

HUBUBAT:
Arpa ve buğdayda üreticiler bir hasadı daha hüsranla kapattı. Girdi maliyetleri rekor seviyelere çıkarken TMO’nun haziran ayında açıkladığı 2026 hububat alım fiyatlarında buğdayda yüzde 22,22, arpada yüzde 15,91 artış yapıldı.

Ton başına makarnalık ve ekmeklik buğdayda 16 bin 500 lira, arpada 12 bin 750 lira olarak fiyat belirlendi. Tarımsal girdi ise haziran ayında bir önceki yıla göre yüzde 34,26 oranında arttı.

Alım fiyatları enflasyonun altında kalırken üreticiler borçla üretip sıfır kazanç elde ettiklerini belirterek tepki gösterdi. Konya’da üreticiler tepkilerini yürüyerek göstermek isterken önleri jandarma barikatıyla kesildi.

ÜZÜM:
Üzüm üreticilerinin hasat döneminde karşılaştığı problemler katlanarak arttı. TARİŞ ve TMO, 2024-2025 yıllarında çekirdeksiz kuru üzümü kilogramı 120 TL ve üzeri fiyattan alacağını açıklamışken 2026 yılında TARİŞ avans fiyatını 80 TL olarak açıkladı. TMO da TARİŞ’ten çok farklı bir fiyat belirlemeyerek 90 TL açıkladı.

Sumalık yaş üzüm alım fiyatı geçen yıl 16-18 TL/kg civarında iken bu yıl 11 TL/kg’den işlem görmeye başladı ve birkaç gün sonra 7-8 TL/kg’ye düştü. Çiftçi-Sen, hâlihazırda batmak üzere olan üzüm üreticisinin bu fiyat politikalarıyla batışının TMO tarafından hızlandırıldığını söyledi.

AYÇİÇEĞİ:Ayçiçeğinde üreticinin hasat telaşı sürerken peş peşe gelen ithalat kararları fiyatları aşağı çekti. Yağlık ayçiçeği tohumu ithalatında gümrük vergisinin yüzde 12’ye düşürüleceği tarihin öne çekilmesinin ardından TMO’nun 12 bin ton ayçiçek yağı ithalatı için ihaleye çıkması piyasadaki baskıyı artırdı.

Üretici alım fiyatı için en az 45-50 lira beklerken Çukobirlik alım fiyatını 38 TL/kg’ye, Konya Şeker ise 35,5 TL/kg’ye düşürdü. Dünyada ayçiçeği üretiminde ve ihracatında 7’nci sırada yer alan Türkiye’de ayçiçeği üretimi de üreticisi de artan maliyetlerle birlikte üretimden çekiliyor ya da geliri daha yüksek olan ürünlere yöneliyor. 

YEŞİL MERCİMEK:

‘Çiftçinin kara gün dostu’ olması gereken TMO, yeşil mercimek için alım fiyatını 5 yılın ardından ilk kez bu yıl güncelledi. Ton başına 32 bin lira bedelle yeşil mercimek alımı yapılacağını bildiren TMO, yaptığı açıklamada 2026 yılı yeşil mercimek üretiminin geçen yıla göre yüzde 62,6 artışla 48 bin ton olacağının tahmin edildiğini ifade etti.

32 bin TL uluslararası piyasalardaki 57-60 bin liralık seviyenin çok altında kalırken üreticiler alım fiyatına “Bir kg yeşil mercimeğe 4 kg buğday alıyorduk, şimdi 2 kg buğday etmiyor” diyerek tepki gösterdi.

Başa dön tuşu