Cumhuriyetçi organ uyardı! Orta Doğu petrol sonrası döneme girdi

ABD’de Cumhuriyetçi çevrelerin dış politika ve güvenlik alanındaki en etkili yayınlarından The National Interest’te (NI) yayımlanan analize göre, 1973 petrol krizinden 2020’lerin başına kadar Washington-Körfez ilişkilerinin temelinde basit bir uzlaşım vardı. ABD, Hürmüz Boğazı dahil enerji yollarını korumak için bölgeye askeri üsler kuruyor, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK/GCC) ülkelerine milyarlarca dolarlık silah ve askeri hizmet satıyor; Körfez yönetimleri ise Washington ile stratejik uyum sağlıyordu. Ancak NI analizine göre bu düzen artık Körfez’de ortaya çıkan ekonomik ve teknolojik dönüşümü sürdürmeye yetmiyor.

PETROLÜN YERİNE TEKNOLOJİ

Suudi Arabistan, BAE, Katar ve Kuveyt ekonomik çeşitlenmeyi artık yalnızca petrole bağımlılıktan kurtulmanın aracı olarak görmüyor. Körfez ülkeleri bulut bilişim, veri merkezleri, ileri üretim, yenilenebilir enerji, lojistik ve finans teknolojilerine büyük yatırımlar yapıyor. Yüz milyarlarca dolarlık sermayeyi yöneten egemen varlık fonları da yarı iletkenlerden enerji ve savunma sanayisine kadar stratejik sektörlerde jeopolitik araçlara dönüşüyor. Bölgenin enerji kaynakları, sermaye gücü ve Asya, Avrupa ile Afrika arasındaki konumu Körfez’i küresel dijital ekonominin önemli merkezlerinden biri haline getiriyor.


Petrol ve Amerikan savunma koruması üzerine kurulan yarım asırlık Washington-Körfez dengesi değişiyor. Körfez ülkeleri teknoloji ve sermaye yatırımlarını büyütürken ABD ile Çin arasında artık daha bağımsız bir hareket alanı kuruyor. (Reuters)

ABD’NİN TEKNOLOJİ BASKISI

The National Interest analizine göre Washington, Körfez ülkelerinin Amerikan çiplerini, platformlarını ve teknoloji standartlarını kullanmasını, buna karşılık Çinli rakipleri dışlamasını istiyor. Ancak KİK ülkeleri ABD teknolojisini kullanırken Çin pazarına, Asya altyapısına ve Avrupa ortaklıklarına da yöneliyor. Analize göre Çin bölgede özellikle ağırlık kazanmaya başlayan ülke konumunda. Körfez monarşileri Washington, Pekin, Yeni Delhi, Brüksel, Londra ve Tokyo’yu birbirlerinin alternatifi olarak görmek yerine farklı alanlarda ortaklık kurulabilecek güçler olarak değerlendiriyor. Böylece ABD’nin uzun yıllar boyunca askeri koruma karşılığında siyasi ve stratejik uyum sağladığı ilişki modeli giderek aşınıyor.

ÇİN ÜSLERLE DEĞİL SERMAYEYLE GELİYOR

Washington, Körfez’e büyük ölçüde askeri güvenlik üzerinden yaklaşırken Pekin enerji, limanlar, ticaret, iletişim, yatırım, teknoloji ve tüm altyapıyı kapsayan ekonomik bir ağ kuruyor. NI analizine göre Çin, ABD’nin bölgedeki askeri varlığını taklit etmek yerine kritik sektörlerde ticari ortaklıklar üzerinden nüfuz kazanıyor. Analize göre ABD, Körfez’in başlıca dış askeri gücü olmayı sürdürebilir ancak aynı üstünlüğün ekonomik ve teknolojik alanda devam edeceğinin garantisi de bulunmuyor. Analizde, Körfez ülkelerinin artık Washington’ın yönünü izleyen küçük devletler olarak görülemeyeceği ve ABD’nin bölgeyi zor yoluyla kendi çizgisinde tutmaya çalışmasının başarısızlığa mahkum olduğu da vurgulanıyor.

Başa dön tuşu