Büyük uyanış

HALKIN GÜCÜ
Duyduk, duymadık demeyin; Yeni Parti’yi halk kuruyor.
Halk, yurdun her tarafında ve geniş kitleler halinde, üstelik “varıyla yoğuyla” katkı yaparak ve olabildiğince “katılarak” Yeni Parti’yi oluşturuyor: böylelikle de önceden hiç görülmeyen bir büyük siyasal dönüşümü yaşama geçiriyor.
Şu gerçek öncelikle görülmeli: Yeni Parti’yi kendisini “lider” sanan bir kişi ve yanına aldığı birkaç kişi “turşu kurar gibi” kurmuyor.
Yeni Parti, en yalın tanımıyla, halkın, kendi elleriyle hukukun üstünlüğünü, bilimsel eğitimi ve hakça bir ekonomik yapıyı oluşturma girişimidir. İnsanlar Genel Başkan Özgür Özel’e sarılarak ve onu çimdikleyerek “kurtar bizi” derken, gerçekte, ülke yönetiminin iplerini ellerine alarak kendilerini kurtarmanın yolunu da ardına kadar açıyor.
Özel’in, hafta ortasında yeni Genel Merkez’de İl Başkanları ile yaptığı ilk toplantıda altını çizdiği yedi konu, aslında halktan aldıklarının toplamıdır: Demokratik Türkiye; yargıda, gelirde, vergide sosyal hayatta “adalet”; üreten ülke, Avrupa Birliği’ne tam üyelik, kimseyi aç, açık bırakmayan uygulama, çocuklara ve gençlere umut dolu bir gelecek ve siyasetin “meslek” değil, halkın seçtiği ve onayladığı zaman diliminde halka hizmet yeri olması.
Terörsüz Türkiye sürecinde milletvekillerinin oylarını özgürce kullanabilmeleri, onların, genel başkanın emir kulları değil, “seçmen duyarlı” olmaları yönünde atılan çok önemli bir adımdır.
PARTİDE DEMOKRASİ = ÜLKEDE DEMOKRASİ
Yaşadığı çok ağır koşullarda Yeni Parti’yi var eden halk, kaçınılmaz ya da doğal olarak parti ve ülke siyasetinde giderek artan oranda etkinlik kazanıyor.
Bunu sağlayacak temel, Yeni Parti’yi kuran halkın, her şeyden önce “ kimi seçeceğine yine ”kendisinin karar vermesi; somut olarak, şu üç ana alanda, 1.parti içinde, 2.yerel yönetimlerde ve 3.yasama organı seçimlerinde “tüm adayların”, üyelerin oylarıyla saptanmasıdır. Böyle bir önseçim süreci, eninde sonunda, aday ile halk arasında sağlıklı bağların oluşmasını sağlar. Bu yöntemle aday saptanın kişi, yalnızca kendisini seçenlere hizmeti iş edinir; seçildikten sonra tam bir duyarsızlıkla başka kapılara gitmez, gidemez. Partide demokrasi, kaçınılmaz olarak, ülkede demokrasiyi yaratır.
İktidar, önce Can Atalay örneğinde olduğu gibi yargı kararlarını hiçe sayarak, sonra özellikle 2024 Yerel Seçimlerinden buyana halkın seçtiği Cumhurbaşkanı adayı E. İmamoğlu başta olmak üzere belediye başkanları için yargıyı kullanarak, daha sonra başka partilerden seçilmiş belediye başkanlarını, milletvekillerini ve giderek son örneği bu hafta Üsküdar’da yaşandığı gibi belediye meclisi üyelerini görülmedik yöntemlerle “transfer” ederek, yine Adana Yüreğir’de olduğu gibi yargı kararı+ transferler ve polis koruması altında, aslında, halkın iktidarı etkilemede son olanağı kalan “sandığı ve seçimi” önemsizleştiriyor.
Gücünü halktan alan Yeni Parti bu gidişin “tam karşıtı bir tutumla” üyelerin saptadığı adaylarla seçimi ve seçim kazanmayı, yerinde deyimiyle “her işin başı” yapıyor.
Yeni Parti oluşumunun niteliği kanıtlıyor ki partiyi kuran halk yalnızca aday saptamalarıyla yetinmez, olağan akışı içinde doğrudan ve dolaylı olarak politika üretimine katılır, katkı sağlar; etkin bir biçimde “çözümün içinde” yer alır.
Politika üretimine katılım, süreç içinde, yerel, bölgesel ve merkezi ayaklarıyla tutarlı bir bütünlük ve eşgüdüm içinde gerçekleşir. Atanmayan öğretmenden sınavı kazanmasına karşın görüşmelerde elenen gence, hukukun temel ilkeleri göz ardı edilerek sürdürülen yargılamalara; Akbelen’den Hemşin’e, Eskişehir’den Erzincan’a doğasına ve yer altı ve yer üstü kaynaklarına sahip çıkmaya uzanan çok geniş bir alanda, her türlü baskıyı göğüsleyerek kitleler halinde uğraş veren halkın katılımıyla üretilecek politika çoktur.
Bu süreçte başta sendikalar olmak üzere “yönetim yapıları demokratik olan” kuruluşların kurumsal katkılar da önemsenmelidir.
Halk sorunlarına çözüm üretecek yerde kendisi sorun olan eski siyaset yapılarını geride bırakıyor. Başta Özgür Özel ve yönetimi olmak üzere hepimize düşen tarihsel görev bu büyük halk uyanışını başarıya taşımak, halkın umutlarını yaşama geçirmesine destek olmaktır. Kimse aklına bile getirmesin; ancak bilinmelidir ki Özel ve arkadaşlarının engellenmesi durumunda Yeni Partiyi kuran halk yeni Özellerini çıkarır.
Bu aşamada başta Cumhuriyet’in değerlerini savunanlara ve tüm demokratlara düşen asıl görev de, Yeni Parti’nin oluşumunda ve Özel’in açıklamalarında kişisel görüşlerine özgü “uygunluk” aramak yerine bu büyük halk uyanışının başarısına omuz vermektir. Gün uzaktan seyretme günü değildir. Omuz veremeyenler de Yeni Parti’yi acımasızca yerden yere vurarak birilerine hizmet edeceklerine en azından şimdilik susmalı, yapılacak ilk seçimleri beklemelidir.
***
– 1 Eylül’de Yeni Adalet Yılı’nın açılışında yaptığı çok güçlü hukuk yüklü konuşması için Türkiye Barolar Birliği-TBB Başkanı Erinç Sağkan’ı kutluyorum.
– Ülkemizin sendikal mücadelesine ömrünü veren gazeteci-yazar Şükran Soner’i, üstelik onun için de ayrıca anlamlı bir gün, 1 Eylül Dünya Barış Günü, yitirdik. Oğlu Devrim başta olmak üzere Ahmet G. Ketenci ve ailesine, yakınlarına ve tüm emekçilere başsağlığı diliyorum. O, ışıklar içinde olsun.